Duygularımı, sevildiğimi ve dokunuldukça daha yolun çok basında olduğumu anlamaya başladım. Ağzıma aldıkça orospu olduğumu, filmlere ağladıkça da orospuların da duygularının olduğunu anlamaya başladım. Yoğun mutlu zamanlar yaşıyorum. Özgüvenim oldukça yerinde kızlar. Bu günler de kendime sık sık “Nereden nereye be Derin” diyorum. Kenar mahalle çocuğu Hayati almış eline hayatının iplerini çekip çeviriyor kendisini.

 

Başıma gelenlerden daha az korkuyorum. Ya da kendimi buna inandırıyorum. Evimi su bastı mesela. Tuvalet ve banyodan yükselen kanalizasyon suyuna eldivenlerimi geçirip müdahale ettim. Benim gibi korkak, midesi kıla bile bulanan, nonoş kılıklının (rahmetli babaannem derdi) onca işi yalnız başına halledip her yeri temizlemesi beni de şaşırtmıştı doğrusu. Eskiden evde bulaşıktan başka hiç bir şeye dokunmayan ben (hatta bir gün bulaşıkları bitireceğim diye uğraşırken okula geç kaldığımı anımsıyorum) şimdi boyumdan büyük mide bulandırıcı şeyler yapabiliyordum.

 

Aman neyse ya bırakalım bu boklu su muhabbetini de aşık oldum kız! Son zamanlarda karnımda kelebekler uçuşuyor, kelimelerimi tamamlayamıyor ve heyecanlanıveriyorum. Hiç “normal” değilim. Aman normal neyse artık! Bırakın normali, normalin tadı yok. İçim bir hoş, Mustafa hoş günler hoş, sabahlar hoş artık. Hatta hava kapalıyken bile içim bahar bahçe. Merak edenler için yazıyorum: Mustafa oldukça yakışıklı eli yüzü düzgün bir delikanlı. Yaklaşık bir aydır takılıyoruz ve 30 günün 27 günü birlikte uyuduk neredeyse. Sorumluluk sahibi, bütün bunların yanında benim için en önemlisi oldukça titiz! Seks işçisi erkek ve bugüne kadar kimliğin ya da yönelimin ne diye sormadım ama vajina sevmediğini biliyorum.

 

Özgüvenim yerine geldi şu sıralar. Paranoyalarımdan bir nebze sıyrıldım, artık daha az şeyi kafama takıyorum. Örneğin “Faturaların parasını çıkarabilecek miyim”i düşünmüyorum artık. Çünkü çıkarsa çıkar, çıkmazsa çıkmaz. Çoğu zaman üstesinden geldiğim halde kafama taktığımı anlıyorum artık. Ay, anlayacağınız Mustafa beni kendime getirdi ayol! Oh valla, hem yanımda hem meslektaşım hem arkadaşım hem de en büyük takipçim. Ayrıca ne kadar disiplinli olduğunu da ilk başta gösteren Mustafa, arkadaşlarımdan da tam puan aldı. Olay şöyle oldu. Meclis görüşmesinde ikinci günümüz, bizim de ilk günlerimiz. Hani bilirsiniz ya, şu bedeninizi, dudaklarınızı tanımaya çalıştığınız geceler. Hah, o gecenin sabahında ben uyanmak istemedim. Mustafa kaldırıp beni meclise yollamıştı. Haliyle bizimkilerden tam puanı kapmış oldu.

 

Ay sabah oldu, ben hala bilgisayar başında, Mustafa yanımda bana Hayati deyip duruyor. Ben onu bir kolileyim, haftaya görüşürüz!

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org