Tarih: 16.10.2019

Pembe Hayat, Eskişehir’de bulunan “222 Park” isimli mekanda kolluk kuvvetleri ve mekan görevlileri tarafından şiddete maruz kalan trans kadın ile konuştu: Bu tüm LGBTİ+ hareketinin meselesidir!

Geçtiğimiz Mart ayında Eskişehir’de bir mekanda ayrımcılık ve şiddete maruz kaldın. Neler oldu?
Mart ayında “222 Park” isimli mekana 2 trans kadın 1 trans erkek arkadaş girmek istedik. İlk başta açık olmasına rağmen mekanın kapalı olduğunu söylediler. Sonrasında ise “sizin can güvenliğiniz için alamayız” “rezervasyonlarımız dolu” gibi bahaneler sundular. Biz de nekana trans olduğumuz için alınmadığımızı, bunun bir insan hakları ihlali olduğunu, tıpkı diğer müşteriler gibi mekana girip hizmet almanın hakkımız olduğunu ve daha öncesinde de girdiğimizi söyledik. Ancak sonrasında güvenlik ekibinden birisi gelip hakaret etmeye başladı ve biz de polise haber verdik. Gelen kolluk ekibine durumu izah ettiğimizde, bizimle alay edercesine güldüler ve sonrasında mekan görevlileriyle sohbet etmeye başladılar. Akabinde yanımıza gelerek “Basın gidin, giremezsiniz” dediler. Biz polislere de aynı şekilde anlatmaya başladık ve mekana girmek istedik. Bu sırada zaten mekan görevlileri kolluk kuvvetlerinden güç alıp bizlere hakaret etmeye devam ediyordu ve arbede çıktı. 3 trans arkadaş ters kelepçe ile zorla polis aracına bindirildik ve hastaneye götürüldük. Şikayetçi olmamıza rağmen, şikayetimizi sırf prosedür gereği yerine getirmek için bizi hastaneye götüren polisler şikayetçi olan bizleri darp ederek ve ters kelepçe yaparak şikayetimizi aldılar.
 

“Ters kelepçeyle muayene olduk.”

Sonrasında hastaneye gittik darp raporu almak için, polisler orada da hakaret etmeye başladı. Bir polis, ben ve diğer trans kadın arkadaşıma dönerek “İşimiz gücümüz yok ibnelerle uğraşıyoruz” dedi. Trans kadın arkadaş hakaretlerin ardından hakkı olduğu şekilde görüntü almak isteyince polis elinden hukuksuzca telefonu aldı ve görüntüleri zorla sildi. Sonrasında bizi ters kelepçeli bir şekilde muayeneye soktular ve bu sırada dışarıda olan trans erkek arkadaşımızla alay edip darp etmeye başladılar. Müdahale etmeye çalıştık ancak biz de yeniden darp edilmeye başladık.
 
Muayenenin ardından karakola gittiğimizde polisler bize “siz bizden şikayetçi olsanız da biz olmayacağız” diyerek şikayetten vazgeçirmeye çalıştı. Biz şikayetçi olduğumuzu söylediğimizde onlar da bizden şikayetçi oldular ve sırf şikayetimizi çekmediğimiz için karakolda hakaret etmeye başladılar. Bana “Senin kimliğin kadın kimliği, kestirdin mi sen, nasıl kadın oldun” gibi şeyler söyleyerek hakaretlerine devam ettiler. İfademiz alındıktan sonra karakoldan ayrıldık.
 

“Hakkımızı savunduğumuz için yargılanıyoruz!”

Şikayetiniz değerlendirildi mi?
Şikayetimiz değerlendirildi ancak savcılık reddetti. Biz de itiraz ettik, sonrasında itirazımız da reddedildi. Kolluk kuvvetlerinin şikayetiyle ilgili ise dava açıldı. Sanık konumunda yargılanıyoruz. Ayrımcılığa maruz kaldığımız yerde hakkımızı savunduğumuz için yargılanıyoruz.
 
Ayrımcılığa uğruyorsun ancak yine de sanık konumunda yargılanıyorsun. Türkiye Cumhuriyeti adaleti maruz kaldığın ayrımcılığı neden görmüyor?
Eskişehir’de mekanlarla ilgili ciddi bir çalışma yapılması gerekiyor. Diğer gece kulüpleri de bu şekilde. Her gittiğimiz mekanda bu ayrımcılığı yaşıyoruz. Bu ayrımcılığa itiraz ettiğimizde bu sefer de kolluğun şiddetine maruz kalıyoruz. Nereye ne söyleyeceğimizi bulamıyoruz. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Biz transların adalete olan güveni sarsılıyor.
 
Bu davanın takibini önemli buluyorum. Buradan insan hakları savunucularına çağrıda bulunmak ister misin?
Bu dava ve hak ihlali sadece bizim yaşadığımız bir şey değil. Bu sebeple tüm LGBTİ+ hareketin, feminist hareketin ve insan hakları alanında mücadele eden herkesin ses çıkarması gereken bir dava.  En azından sosyal medya hesaplarından bu şiddeti paylaşılırsa belki sesimize ses katarlar. Ayrıca 27 Kasım günü Eskişehir’de görülecek dava duruşmamızda da yalnız olmak istemiyoruz. Bu sebeple davamızı takip etmelerini istiyoruz.
 
İlgili Haberler:
Eskişehir’de translara kolluk kuvvetleri ve korumalardan darp
Mağdur translar sanık konumunda yargılanacaklar!
Transların adalete olan güveni sarsılıyor!

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org