2 haftalık gecikmeli ve depresyon ertesi yazımı KuirFest’in hem Ankara hem İstanbul ayağındaki programlarının bitmesine denk getirdim. (kür)  Bununla birlikte siz sevgili okurlarıma birinci ve ikinci kuir film festivalinin benim için ne anlam ifade ettiğini ve hayatımda nasıl bir rol oynadığını paylaşacağım.

2015’in 14 ocağında Ankara’ya KuirFest’in ortasına düştüm. Hiç bilmediğim bir coğrafya, hiç bilmediğim bir festival, hiç bilmediğim ve görmediğim bir sürü entelektüel trans gey lezbiyen biseksüel. Bir yandan Ankara’da yapabilecek miyimi düşünüyor öte yandan festivale adapte olmaya çalışıyordum. Yeni insanlar yeni yaşam biçimi cepte kalmış son on lira.

İlk festival de bütün bunlar olurken çok mükemmel de insanlar tanıdım. Sosyal medyadan tanıdıklarımı da daha yakından tanıma fırsatı buldum. Sakallı küçük bir oğlandım. İnsanlar yanağımı mıncırıyor ponçik şeker tatlı şey gibi sevgi sözcükler savuruyordu. Ortalıkta dolaşan zırılın tekiydim işte. İlk festivalle ilgili söyleyeceğim pek bir şey yok esasında. Bana kattığı naçizane şeylerden biriside Ankara’da gerçekten bana da yer olduğuydu. Bu algıyı ilk kuirfest’te yakalamıştım. Şimdi diyorum ki iyi ki Demhat beni kendiyle beraber Ankara’ya ve bu enfes festivale getirmiş.

Aradan günler, haftalar geçti. Ben, ben oldum. Büyüdüm ve üniversite çağında genç bir travesti oldum. Gani_met’in de dediği gibi topun T si olabilmiştim. Geçtiğimiz yıldaki sıkıntılarımın bir çoğunu atlatmıştım. Artık kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyordum. Paramı kendim kazanıyor ve sorumluklarımı yerine getirebiliyordum. Çünkü travesti olmak bunu gerektiriyordu..

Benim için 2. Olan kuirfest’in açılış akşamı gelip çatmıştı Ve bu açılışta ilklerimin bir çoğunu yaşamıştım. ilk kez kadın kuaförüne gitmiştim ilk kez makyaj yapmış ilk kez şık olmuştum. O gece tam anlamıyla kendimi ‘’Derin’’ olarak ifade edebilmiştim. Yaşadığım ilklerin biz translar için de ne kadar önemli olduğunu da bu sayede anlamış oldum. Sevinç duygusu ise tahmin bile edilemeyecek kadar doruklardaydı. Harika bir açılış sonrası eş dost hep birlikte yemek yemeye gitmiştik. Ankara sokaklarında ilk kez kendim gibi yürümüştüm. Tül eteğim ile soğuğa aldırmadan. O an kuirfest’in aslında sadece festival olmadığını anlamıştım. ( benim için) insanların bakışlarını bu kez umursamıyordum. Ayağımı sıkan 20cm topukluları bile..

Bu yazımın son kısmında da biraz bizlere teşekkür etmek istiyorum. (aslında bunu düşünmemiştim lakin yazarken ki heyecanım beni duygulandırdı.)

Çalışan bütün festival ekibine, ondan daha güzel olduğumdan dolayı Demhat Baba’ya bana madilik atmadığı için, sevgili dostum armanç’a bütün gece elimi tuttuğu için, özgüvenimi sürekli ayakta tuttuğu için Volkan’a çok çok çok teşekkür ediyorum!!

                  Kuir kalın..

DERİN AKILLI.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org