Kimileri onu öncülük ettiği sosyal dayanışma kampanyaları ile kimileriyse nefret saldırılarının ardından kamuoyu oluşturmaya çalışmasıyla tanıdı. 'Trans Melekler'in kurucuları arasında yer aldı. Bugüne kadar homofobi ve transfobi karşıtı hareketin alışık olmadığı bir dili kullandı. Kişisel mücadelesini diğer trans kadınların mücadelesi ile birleştirdi. Ama en çok sosyal medyada çektiği videolarla bilindi: 'Merhabalar, ben Öykü Ay.'

 

Video çekmeye nasıl karar verdi' Artık bir akıma dönüşen sosyal medya çalışmalarına neden başladı' Kendi deyimiyle 'Edirne'den Kars'a' trans kadınlara ulaşmanın, birlikte yol yürümenin sırrı nerede saklı'

 

Bütün bu sorularımızı ve dahasını Pembe Hayat Derneği'nin 20 Kasım etkinlikleri kapsamında Nefret Suçlarıyla Mücadele Onur Ödülü'nü de alan Öykü Ay'a ilettik.

 

'Yazı okunmuyor, görsel algı yaratmak lazım'

Video çekmeye nasıl karar verdiğini şöyle anlattı:

 

'Sosyal medyaya beş fotoğraf koyarsın. Dördü görünür, beşinciye kimse bakmaz. İnsanlar ilk gördüklerine bakıyor ve geçiyor. Her şeyi çabuk tüketiyoruz. O yüzden akılda kalıcı olmak çok önemli. Yazıyı okumuyoruz. Ben bile yazının başına ve sonuna bakıyorum. Araları okumuyorum. Bu sorunu aşmanın en işe yarayan yolu kısa videolar çekmek. İki kelime söyle, arkasından ne geleceğini merak etsinler.

 

'Görsel algı yaratmak trans camiasında çok önemli. Sosyal medyayı inanılmaz yoğun kullanıyoruz. Bir kişi videoyu paylaştığında onun takipçilerine de yansıyor. Çok sayıda insana çok kısa sürede ulaşabiliyoruz. Sosyal medyada sorunlarımızı ve yaşadığımız süreçleri hızlıca aktarabiliyoruz. Başarılı oldu mu bu videolar bilmiyorum. İzleyenler oldu diyorsa olmuştur.'

 

'Artık şiddet içerikli videoları yayınlamıyoruz'

 

Ay'a zaman zaman şiddet içerikli videolar da paylaştığını ve bu konuda eleştirildiğini hatırlattık. Videolar yayınladıkça tartışmaların çıktığını ve bu süreçlerde kendini çok geliştirdiğini söyledi:

 

'Şiddete uğrayan bir trans arkadaşımızın videosunu paylaştıktan sonra hesabım kapatıldı. Mail attım, videoyu kaldırmamı istediler. Videoyu kaldırdıktan sonra birçok haber sitesinde gördüm aynısını. Biz de o meseleden sonra şiddeti göstererek şiddet doğurduğumuzu düşünmeye başladık. Artık acil durumlarda bazı videoları sadece kapalı gruplarda yayınlıyoruz ve mozaikliyoruz.'

 

Öykü Ay, kendisinin sosyal medyada daha fazla takip edildiğini söyledi. Bu takip edilmenin bir yandan dayanışma kampanyaları ve acil eylemlerde etkili olduğunu vurgulayan Ay'a göre zor bir yanı da var:

 

'Mağdur olan herkesin yanında olabilmek durumundasınız. Haliyle ortada durmak, ortadan yürümek zorunda kalıyorsunuz. Biraz öyle bir imajım oluştu. Her tarafa eşit yaklaşmaya çalışıyorum. Siyasi görüşlerimi açıklayamıyorum mesela. Arada kalmam gerek.

 

'LGBTİ'lerin sesi olmaya çalışıyorum. Evine mahkum olmuş trans arkadaşlarımız var. Kimisi transfobiden kimisi panikten evden çıkamıyor. Onlara da ulaşabilmek adına daha düz olmam, daha dikkatli olmam gerekiyor.'

 

'Trans Melekler bir kurum değil'

 

Ay, Trans Melekler'in neler yaptığını ise şöyle aktardı:

 

'Trans Melekler bir oluşum ya da grup değil. Edirne'den Kars'a translar, CD'ler herkes bir melektir. İnsanların içinde iyi ya da kötü özellikler vardır. Kötüye şeytan, iyiye melek deriz. İçinde vicdan olan herkes bence melektir. Bu yüzden de Trans Melekler dedik. Ne sayımız belli aslında ne de kimlerden oluştuğumuz. Ama acil durumlarda insanî yönünü ortaya çıkaran herkesten oluşuyoruz.

 

'Hepimiz suçlu olarak görülüyoruz. Nefrete ve şiddete açık ortamlarda yaşadığımız, çalıştığımız için acil durumlarda kenetlenebilecek bir şey lazımdı bize. Trans Melekler, acil durumlarda yaşanan mağduriyetleri giderebilmek için çalışıyor. Çok da başarılı oluyoruz. Kısa sürede inanılmaz rakamlar toplayıp yardımlaşabiliyoruz. Toplanan paraların nereye harcandığını da videolarla aktarıyoruz. İnsanlar paranın nereye gittiğini öğrenmiş oluyor.'

 

'Translar arasında köprü olmak lazım'

 

Ay'a son olarak trans hareketinin sorunlarını ve kendisinin çözüm önerilerini sorduk. Trans hareketinin ciddi bölünmeler yaşadığını söyleyen Ay, 'Seks işçiliği yapan ve yapmayan trans kadınlar arasında bir bölünme var. Bir yandan seks işçileri para kazanamıyor ve rant kavgasına dönüşüyor. Arabuluculuk yapmak, köprü olmak lazım' dedi.

 

'Tek hayalim 7/24 ulaşabileceğimiz avukat ağı'

 

Transların bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Ay, LGBTİ derneklerinin somut adımlar atması gerektiğini söyledi.

 

'Tek hayalim var o da 7/24 ulaşabileceğimiz bir avukat ağının kurulması. Hukuki danışmanlık yetmiyor. Ben başka bir avukatı da arar sorularımı iletirim. Trans kadınlara yardımcı olabilecek, sahaya inecek, sahada yaşadığımız sorunları bilecek avukatlara ihtiyacımız var' diyen Ay, LGBTİ camiasının bel kemiğinin translar olduğunu da sözlerine ekledi.

 

*Bu söyleşi Kaos GL ve Pembe Hayat Dernekleri'nin yürüttüğü ve Avrupa Birliği Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı'nın finansal olarak desteklediği Nefret Etme Projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir.

 

(Yıldız Tar, Kaos GL)

<!--EndFragment-->

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org