Bugünki değinmek istediğim konu sizlersiniz. Hatta kardeşleriniz, yakınlarınız belki de dostunuzla ilgili olacak. Çünkü bu konu sandığınız kadar basit ve renkli değil, bir insanı oluşturmak o kadar kolaydır ki bunu hepimiz biliyoruz fakat fiziksel olmasa bile bir insanı yok etmek de çok kolay. En basitinden bir insan sırf senin sevdiğin cinsiyeti sevmiyor diye onu dışladın, dalga geçtin hatta onu öldürdün. Ya fiziksel ya da ruhsal hiç fark etmez. Sevgi ne kadar da basit değil mi gözünüzde' Bazen bir Tinder’a bakar bazense bir merhabaya. Bu kadar basit olan bir şeyi neden bu kadar zor ve kötü duruma düşürelim ki. Çünkü önemli olan noktayı anlamış değiliz, asıl konu ruhları birleştirmektir aslında. Çünkü bedenleri birleştirmekten daha zordur. Bunu size gösterebilirim, ellerinizi kaldırın ve ellerinizi birbirine geçirin. İşte bu kadar basit elleriniz birleşmek. İstedikten sonra hangi parmağın altta ya da hangi parmağın üste olduğunun hiçbir önemi yok. Sevmekte böyledir kadın, erkek, cinsiyetsiz veya çift cinsiyetli bunu daha da arttırabiliriz fakat anlatmak istediğimi anladığınızı düşünüyorum. Bu yüzden sadece sevmek için sevin çünkü zaten sevgi sevgidir başka hiçbir açıklama gerektirmez.

 

“Gökkuşağına sığındığımızdan daha fazlasıyız.”

Değinmek istediğim bir başka konu ise hissetmediği biyolojik cinsiyette doğan insanlar yani kısacası transseksüeller, onlar için ne kadar zor bir bilseniz, her gün taşımak istemediği cinsiyet rolleriyle uyanmak, rol yapmak hatta onlara hitap olarak kullanılan yanlış cinsiyetler… Belki sizin için çok basit bir kelime fakat duymak istemediğiniz kelimeler o kadar ağır gelir ki üstesinden gelemeyip intihar etmeyi bile düşünebilirsiniz. Üstelik bu anlattıklarım sadece işin toplumsal kısmı asıl sorun kendinizde başlıyor. Yani bedeninizle resmen kendinizle savaşıyorsunuz her gün her dakika ve her saniye özgürleşemiyorsunuz. Tıpkı kozasına çekilip kelebek olmayı bekleyen bir tırtıl gibi oluyorsunuz ve bu koza da cinsiyet değiştirme süreci oluyor. Kimilerimiz kelebek olup uçuyor kimilerimiz ise hala koza yapıyor fakat kimilerimiz tırtıl olarak ölüyor. Başta da dediğim gibi bunları yaşayan siz olabilirsiniz kardeşiniz olabilir dostunuz bile olabilir ve sizin bundan haberiniz olamayabilir bu yüzden LGBTI+ bireylerine karşı daha duyarlı olmaya davet ediyorum sizi. Biliyorum başınıza gelmeden anlayamazsınız fakat saygı duymanız yeterli olacaktır. Çünkü bizler gökkuşağına sığındığımızdan daha fazlasıyız. O ibne dediğiniz çocuk ya da erkek kılıklı dediğiniz kadın belki şuan yaşamıyor belki de yaşamamasın sebebi sizsiniz. Fakat hiçbir şey için geç değil çünkü herkes eşit ve herkes farklıdır önemli olan bu farklılıklara rağmen birlik ve beraberlik içinde olabilmemiz.  Ve bunları hissedip gizlenen saklanan ya da korkan insanlara seslenmek istiyorum yalnız değilsiniz, istediğiniz insanı sevip istediğiniz hayatı yaşayın fakat bunu yaparken kendi özgürlüğünüzü abartıp başkalarının özgürlüğüne el sürmeyiniz. Kendiniz olun ve kim olduğunuzla gurur duyun çünkü hepimiz özeliz saklanmanıza gerek yok. Başınız dik ve yüreğiniz sevgiyle dolu olsun.

 

Melodi Gece

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org