Erkek şiddeti nedir' Bir feminist trans kadın gazeteci olarak mesleki açıdan maruz kaldığım erkek şiddetini anlatmak istiyorum.

 

Gazetecilik meslek örgütlerinin henüz beni bir gazeteci olarak tanımlamadığını biliyor musunuz'

 

Avrupa ve Kuzey Amerika'da bulunan uluslararası meslek örgütlerinin Türkiye temsilciliklerinin, yaşamak zorunda kaldığım bu şiddete karşı sessiz kaldığını biliyor musunuz' Rsf, Ipi, Cpf, Ifj ve daha pek çoğu. Hala ve ısrarla cinsiyetçi ayrımcılığın devam ediyor olması tuhaf.

 

Çok popüler olan gazete ve TV'lerin iş başvuru taleplerimin "cinsiyetçi" sebeplerle kabul edilmediğini biliyor musunuz'

 

En muhalif, en sol olan 3 gazetenin bile beni kadrolarına katmaktan çekindiklerini de bilin. Ne garip ki bütün dünya, Türkiye'deki basın sorunlarını Can Dündar üzerinden okuyor. Meslek örgütlerimiz içinden sadece Disk Basın-İş var, onu her zaman ayrı tutuyorum.

 

Dünya geneline bakıyorum; trans kadın gazeteciler üretiyorlar, belgesel filmler çekiyorlar, kitap yazıyorlar, haber yapıyorlar. Ama ben burada hala kimlik mücadelesi veriyorum. Üretmek, hak getire! Meslek örgütlerimiz kafasını kuma saplamış bu soruna karşı sessiz kalmaya, görmezden gelmeye devam ediyorlar. Muhalif gazetelerin Pazar eklerine ücretsiz yazı yazma talebim bile kabul edilmedi. Her zaman söylediğim bir şey var; biraz gullüm ama yine söylemek istiyorum "Siz gazetecisiniz de ben patates miyim'"

 

NYC, Denver, Toronto, Londra, Berlin ve daha pek çok şehirde iletişim halinde olduğum trans kadın gazetecilere bakıyorum; devam eden bir sürü projeleri var, çalışıyorlar, üretiyorlar. Dünya genelinde tanınmış bir gazeteci olmayı başardım naçizane. Ama kendi memleketimde henüz gazeteci olarak anılmayı dahi beceremedim. Ya kadın ya erkek, ya yandaş ya muhalif başka olamıyor.

 

Yıllar önce Mirabel kardeşlerin erkek şiddetine karşı başlattığı özgürlük mücadelesi tam da işte bu sebeplerden çok kıymetli. Bir kadın, bir gazeteci olarak kendi sektörümün içinde yaşamak zorunda kaldığım bu ayrımcılığa karşı inatla direniyorum.

 

En kötüsü de muhalif bazı kadın gazetecilerimizin de bu durum karşısında sessiz kalması. Ne garip halbuki ortak paydamız kadın kimliğimiz, yaşadığımız şiddet ortak.

 

Erkek gazetecilik değil gerçek gazetecilik için; yaşasın 25 Kasım, yaşasın kadın dayanışması! #herHALdedireniyoruz ayol diyerekten'

 

Michelle Demishevich

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org