Tarih: 2013-11-17

Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından açıklanan 'Demokratikleşme paketi'ne tepki gösteren Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Hukuk Danışmanı ve Genel Sekreteri Avukat Ahmet Toköz, bizzat devlet tarafından ayrımcılığa uğradıklarını belirterek, zihniyet değişmeden demokrasinin öyle paketlerle gelemeyeceğini ifade etti. Kaos-GL'nin kurucularından Ali Erol ise, adlarıyla çağrılmak istendiklerini ifade ederek, 'Demokratikleşmede bir türlü sıra bize gelmedi'dedi.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından açıklanan'Demokratikleşme paketi'ne tepkiler devam ediyor. Erdoğan, pakette nefret suçlarına ilişkin, 'Belirli suçlar, kişinin, dili, ırkı, milliyeti, rengi, cinsiyeti, engelliliği, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini veya mezhebi nedeniyle işlenirse ceza ağırlaşacak'dedi. Ayrıca ayrımcılıkla ilgili 'Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu'kurulacağını belirten Erdoğan, yaşam tarzına ilişkin de 'Yaşam tarzına saygı, TCK ile güvence altına alınacak. Cebir veya tehdit kullanarak bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale edenlere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesi de ceza kapsamında olacak'ifadelerini kullandı. Yaşam hakkı başta olmak üzere birçok hakkı gasp edilen ve nefret cinayetleri ile karşı karşıya olan LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti, Transseksüel) bireyler, paketten memnun olmadıklarını dile getirerek tepki gösterdi.

'Ayrımcılık bizzat devlet tarafından uygulanıyor'

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Hukuk Danışmanı ve Genel Sekreteri Ahmet Toköz, pakette cinsel yönelime ve cinsiyet kimliğine dair bir ifadenin olmamasına tepki gösterdi. LGBTT bireylerin Türkiye'de kamu görevlileri tarafından şiddete maruz bırakılmamasını istediklerini dile getiren Toköz, bir yasal düzenlemeyle bunun korunmasını, LGBTT bireylerin Türkiye'de her anlamda, her şekilde tanınmasını istediklerini ve ayrımcılık ile karşı karşıya kalmamaları gerektiğini söyledi. Pakette, 'Yaşam tarzına müdahaleye izin verilmeyecek'denildiğini hatırlatan Toköz, LGBT bireylerin üzerinde devletin kendi eliyle yarattığı bir ayrımcılık olduğuna vurguladı. Toköz, 'Devlet memurları eşcinsel olduğunda devlet memurluğundan çıkarılıyor. Varoluşları kabul edilmiyor. Öncelikle var olduğunu tanıyacaksın ki ondan sonra düzenleme yapacaksın'ifadesini kullandı. Türkiye'de sadece Ağustos 2013′te 6 trans bireyin cinsiyet kimlikleri nedeniyle öldürüldüğünü dile getiren Toköz, nefret cinayetlerine karşı hiçbir koruma mekanizmasının sunulmadığına dikkat çekti. Nefret suçları kavramının tanımlanmasını ve işlenen cinayetlerin yargılanmasını istediklerini ifade eden Toköz, 'LGBTT bireylerin hepsine yönelik kolluk güçleri başta olmak üzere bizzat hükümet ve hükümet dışı organizasyonlar tarafından şiddet uygulanması karşısında devlet otoritesinin sessizliğini bozması gerekiyor artık. Faillere cezasızlık politikası ile ödüllendirilmemesini talep ediyoruz'diye konuştu. Pakette cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi nedeniyle nefret saikiyle işlenen suçların tanımlanmadığını vurgulayan Toköz, 'Talepler karşılanmazsa LGBTT bireyler, hükümet ve hükümet dışı organizasyonlar tarafından şiddet görmeye devam edeceklerdir'dedi. Toköz, her konuşmasında toplumun tüm bireylerini kapsadıklarını söyleyen Başbakan'ın LGBTT bireyleri de görmesini ve bu konuda da etkili önlemleri almasını talep ettiklerini kaydetti.

'Mücadeleyle haklarımızı alacağız'

LGBTT üyesi Ramazan Kalkan da, yaşam hakkı, çalışma güvenliği, okuma sıkıntısı başta olmak üzere çok sayıda sıkıntıyı yaşamak zorunda kaldıklarını ve bütün bunların yaşamlarını olumsuz etkilediğini kaydetti. Kalkan, bunların sağlanması için her birey gibi kendilerinin de yaşama, güvenlik, çalışma ve benzeri bütün koşullarının eşit olmasının ön koşulunun hukuki düzenlemeler olduğuna dikkat çekti. Yine düzenlemelerin uygulanmasının da elzem olduğunu vurgulayan Kalkan, bunun hayati değerde olduğunu söyledi. Paketten zaten herhangi bir beklentilerinin ve umutlarının olmadığını belirten Kalkan, cinsel yönelim ile cinsiyet kimliği konusunda ciddi bir düzenlemenin olmadığını ifade etti. Yaşam hakları tehdit altında olan ve her gün nefret cinayetleri ile hayatlarını kaybeden insanlar olarak bu haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiğine dikkat çeken Kalkan, 'Sürekli bir şekilde yok sayıldığımız bir ortamda varlığımızı canımızı kaybetme pahasına yürüteceğimiz mücadeleyle kabul ettirecek ve haklarımızı alacağız'dedi.

'Demokratikleşmede sıra LGBT toplumuna gelmedi'

Kaos-GL'nin kurucularından Ali Erol ise, pakete dair Başbakan'ın yaptığı açıklamanın BDP tarafından 'Oyalama paketi'olarak eleştirildiğini hatırlatarak, 'Çözüm sürecinin devam etmesi için merakla beklenen 'paket' Kürtlerin beklentisini karşılamazken, 'demokratikleşme'de sıra LGBT toplumuna yine gelmedi'dedi. Toplumsal barış için 'yeni anayasa' sürecinin de yetmediğini dile getiren Erol, LGBT realitesinin tanınarak yangında ilk gözden çıkarılacak kesim olmaktan kurtulmaları için Anayasa'nın 'eşitlik' maddesi olan 'Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir' cümlesine 'cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği' ibarelerinin eklenmesi gerektiğini ifade etti.

LGBT örgütlerinin söz konusu 11 yıllık uzun soluklu süreçte paylaştıkları nefret suçları ve ayrımcılık karşıtı taleplerinin'hayatta kalma çığlığına'dönüştüğüne işaret eden Erol, 'Başbakan her ne kadar kimse ayrımcılığa maruz kalmayacak dese de 'cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği' temelli varoluşlarından hareketle adlarıyla çağrılmayan LGBT'leri nefrete ve ayrımcılığa karşı hangi reformun koruyacağı ortada kalmaya devam ediyor'ifadesini kullandı. LGBT'lerin adlarıyla artık çağrılmak istediğini söyleyen Erol, 'LGBT'ler, eşitlik ve özgürlük isteklerinin önyargılara kurban edilecek fantezi muamelesi görmemesi için adlarıyla çağrılmak ve tanınma talep ediyorlar. Bugüne kadar cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimliklerinden ötürü ayrımcılıklara maruz kalan LGBT'ler eşitliğe dahil edilmediler'dedi.

KAYNAK: DİHA

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org