Tarih: 2011-06-11

Kendinizi tanıtır mısınız'

Y: Adım Yaprak, 1980’de Ankara’da doğdum. 12 yıldır seks işçiliği yapıyorum.

D: İlk nasıl bu aleme girdiniz'

Y: Evlendim ve ayrıldım. Sonra bir adama aşık oldum. 2 yıl beraberlikten sonra yaşadığı birtakım sorunları atlatamadığı için intihar etti. Bunun üzerine maddi sıkıntılar başladı. Elimde yapacağım bir meslek yoktu ve seks işçiliğine başladım.

D: Çalışma alanlarınız nereler'

Y: İlk bir evde çalışmaya başladım. Şimdi telefonla çalışıyorum.

D: Ailen ve çevren işinden dolayı nasıl etkileniyor'

Y: Ailemin ve çevremin haberi yok. Elimden geleni yapıyorum öğrenmemeleri için, çünkü öğrenirlerse çok kötü tepki alacağımı biliyorum. Ölüm korkusu değil, yanlış anlama. Onları çok seviyorum, yaşadığım hayatın üzerine bir de ailemi kaybetmek istemiyorum.

D: Sosyal ilişkilerinden bahseder misin'

Y: Komşularım, arkadaşlarım, çevrem sever beni. Diyaloglarım iyidir. Sosyal yaşantımdan kopmamaya çalışıyorum.

D: İşiniz gereği cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili olarak risk altındasınız. Bu konuda neler yapıyorsunuz, nasıl korunuyorsunuz ve korunmak istemeyen müşteriniz oluyor mu'

Y: Bu riski azaltmak için prezervatif kullanıyorum, aylık kontrollerimi yaptırıyorum. Tabi ki istemeyen müşterimiz oluyor. Onunla dakikalarca konuşuyorum, bazen ikna oluyorlar bazen kalmadan gidiyorlar. Bu konuda erkekler kendilerini at, karşılarındakini de arpa sanıyor. Sorun burada diye düşünüyorum.

D: Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda sivil toplum örgütleri ve Sağlık Bakanlığı ortak çalışmalar yapıyor. Bu konudan haberdar mısınız' Sizce yeterli mi' Bir öneriniz var mı'

Y: İşin açıkçası seninle görüşene kadar haberdar değildim. Bence geç bile kalındı. Birilerinin dayatması ile yapılan çalışmalar. Yoksa bizimkilerin bizi düşündüğü için değildir. Neyse bizimle beraber seks işçisi olmayan insanların da bilinçlendirilmesi gerekiyor. Özellikle erkeklerin.

D: Pembe Hayat LGBTT Derneği seks işçilerinin sorunlarıyla ilgili çalışmalar yapıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz' Örgütsel çalışmalarda yer aldınız mı hiç'

Y: Tabi ki almak isterdim ve diğer arkadaşlarımla bir arada sorunlarımız hakkında çalışmalar yapıp, çözüm yolları aramak isterdim. Biz de sesimizi duyurmalıyız, ancak bu konularda çok fazla bilgi sahibi değiliz. Nasıl bir yol izlememiz gerektiğini bilmediğimiz için ya da işimiz dolayısıyla zaman problemi yüzünden bir araya gelemiyoruz. Ayrıca dört arkadaşla bir araya gelip, bir yerlerde otururken polis gelip, seni alıyor. Seks işçiliği o kadar yapışmış ki üstümüze, sanki bizim ailemiz olamaz, sanki arkadaşımız olamaz gibi davranıyorlar. Dernek kursak neler olur'

D: Bana başınızdan geçen unutamadığınız kötü bir anınızı anlatır mısınız'

Y: Unutamadığım iki kötü anım var. Biri ağbi dediğim insanın aşkına karşılık vermediğim için beni kapımın önünde öldüresiye dövmesiydi. Kafamda sopalar kırıldı. İkicisi ise tanıdığım birisi beni otele çağırdı. Odaya girer girmez ağzıma silahı dayadı ve ertesi gün saat bire kadar dövdü. Bir yolunu bulup kaçtım. Anlayacağın, aslında ortada kolay para falan yok milletin sandığı gibi.

Y: Yüzünüzde derin yaralar var. Nasıl olduğunu anlatır mısınız'

Y: Bu ortamda, yeni başladığım dönemlerdi, bir kadın arkadaşla tanışmıştım. O kadın arkadaşım, bir teröristmiş. İki yıl eğitim alıyor, sonra kaçıyor ve Ankara’da fuhuş yapıyor, madde kullanıyor. Tabi ki ben bilmiyorum. Yeni olduğum için bir kıskançlık üzerine camı kırıp, üzerime saldırdı ve yüzüm bu hale geldi.

D: Peki hiç uyuşturucu madde kullandınız mı'

Y: Evet, beş yıl madde kullandım. Beni benden aldı götürdü, çevremde hiç arkadaşım kalmadı ve aynaya baktığımda kendimi görmediğimi fark ettim. O an kendi kendime “Sana yenik düşmeyeceğim” dedim ve bıraktım. Kedimi toparladığımda tekrar arkadaşlarımı kazandım.

D: Maddenin neresi bu kadar cazip geliyordu size'

Y: Maddeyi kullanınca daha rahat oluyorsun, sana gelen müşterinin her dediğini yapıyorsun. Anlayacağın kafayı uyuşturuyorsun ve sana yapılanları sorgulamıyorsun, çünkü o an sahte bir mutluluğun içindesin. Ayıldığın zaman gerçek dünyanın hala canını yaktığını fark ediyorsun ve tekrar o rüyanın içine dalıyorsun. Kim demiş bu hayatın çok iyi olduğunu. İnsan kedinden o kadar ödün veriyor ki bir de bakmışsın kaybedecek hiçbir şeyin kalmamış

D: Bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz'

Y: Bir ev aldım, taksitlerini ödüyorum. Evlenmeyi düşünmüyorum, ama evimi ve biraz da birikim yaparsam çekileceğim. Kendimi, bedenimi huzurun ellerine bırakacağım. Tabi ki tek umudum ve dileğim bu.

Hayatına girdiğim dört kadın:

Yaprak, yüzündeki iz yaşadığı hayatı asla unutturmayacak.

Meltem, bir kızı var. Onu daha mutlu bir hayata hazırlamaya çalışıyor.

Banu, cezaevinden yeni çıkmış. İlk kaç yaşında seks işçisi olduğunu sorduğumda on üç yaşında dedi ve gözleri doldu ve ekledi “Asıl kurbanlar biziz. Suçlular aranızda”.

Emoş, onun da bir kızı var. Çok acı çekmesine rağmen dünyaya ve hayata o kadar güzel gülümsüyor ki kaybetmediği çocukluğundan bir parça da ben alıyorum çıkarken.

Dört kadın birbirinden farklı. Dört kadın birleştikleri tek kör nokta unuttukları kadınlıkları.

ROJÖRTAJ:TOPRAK İZCİ

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org