Tarih: 09/11/2020

2006 yılında trans kadınlara yönelik çete saldırısının ardından sanıklar ceza almıştı. Dava 2018'de ikinci kez yargıtay'a gitmişti. Yargıtay sanıkların ceza aldığı kararı yeniden bozdu. Tekrar görülecek olan davanın ilk duruşmasının Şubat 2021’de gerçekleşmesi bekleniyor, ancak zaman aşımı tehlikesi var.

Süregelen Trans Şiddeti

2005 yılından öncesinde de Türkiye’de trans seks işçilerine polis şiddeti ve baskısı çok yaygındı. 90’lı yıllarının sonunda itibaren, İstanbul Ülker Sokak olaylarının da ardından, özel timler trans seks işçilerine fiziksel saldırıda bulunuyordu.
 

2005 ve Sonrasında Neler Oldu?

Bu zamana kadar dağınık bir şekilde yerleşen seks işçileri Eryaman’da toplandı. 2005 ortasında Eryaman’daki trans işçilerine karşı daha sistematik saldırılar başlatıldı. Baskınlar, sokak saldırıları, işkence ve toplu gözaltılar gözlemlendi. Bu dönemde Eryaman’ın kentsel dönüşüm sürecine de girmesiyle soylulaştırma (gentrification) ile trans seks işçilerinin Eryaman’dan ayrılması için ek bir baskı oluştu. 2006 yılının Nisan ayında bir çete Eryaman’daki trans kadınlara saldırıda bulundu. Seks işçilerinin bir kısmı Esat’a taşındı ancak saldırılar burada da devam etti. Silahlı sokak saldırına karşı transların özsavunması medyaya “trans terörü” olarak yansıdı.
 

Pembe Hayat Ortaya Çıktı

Bu süreçte insan hakları ve LGBTİ+ mücadelesi veren derneklerden yardım isteyen trans seks işçileri ilk kez kendileri de örgütlenmeyi düşündü. Böylece Pembe Hayat fikri ortaya çıktı. Seks işçileri örgütlenmeye karşılık haraç kesimi ve düzenli trans cinayetleri ile tehdit edildi. Buna rağmen bu süreçte Pembe Hayat toplantıları devam etti. Seks işçileri polis şiddetine karşın birçok şekilde mücadele etmeye devam etti. Her hafta İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesi önünde polis gözetiminde eylemler yapılıyordu. Basın bildirileri de yapılmaktaydı. Bunun yanı sıra hukuki süreçlere başvuruldu: Çete saldırısına uğrayan kadınlar suç duyurusunda bulundu ve saldırganlara dava açıldı.
 

Hukuki Süreç

Sanıklardan Şammas Taşdemir’in, trans kadınların gittikleri kuaföre yönelik baskında silahla yaralamadan 45 ay; diğer sanıklar Harun Çardak ve Ahmet Günay’ın 40’ar ay, Kurtuluş bölgesindeki trans kadınlara yönelik silahla yaralama eylemlerinden dolayı Ahmet Günay'ın da 34 ay cezalandırılmalarına karar verildi.
 
Mahkeme, saldırganların çete olduğuna hükmetti ancak hükmü alt sınırdan kurdu. Yağma iddiasından ceza vermedi. Karar temyiz edildi. 2008’den günümüzde kadar ise yargı süreci adeta yılan hikayesine döndü. Yargıtay, 2011 yılında kararı bozdu. O sırada davaya bakan mahkemeler değişti. Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki değişiklikler ile dava bir mahkemeden diğerine gitti, geldi. Nihayetinde 2018 yılında dava yeniden Yargıtay’a gitti (Kaos GL).
 

Yargıtay Kararı Bozdu

Yargıtay 21 Eylül 2020 tarihinde kararı bozdu. “Sanıklar yapılan suçlamaları kabul etmedi” diyen çetenin devamlılığının araştırılması gerektiğini de öne sürüldü. 2006 yılında saldırıda bulunan çetenin suç işlemek amacıyla bir araya gelen, karar alma komutasına sahip bir örgüt olduğu hakkında daha fazla delil talep edildi, o dönemdeki telefon kayıtlarının dinlenmesi gerektiğini öne sürdü.
 

Zaman Aşımı Riski Var

Dava Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dağıtıldı. İlk duruşma 17 Şubat 2020 tarihinde görülecek. Dava avukatlarından Senem Doğanoğlu süreci değerlendirirken zaman aşımı riskinden bahsetti: Duruşmaların ertelenmesinin yaygın olmasından ve yeniden yargılanma, hüküm kurulması, istinaf ve benzeri süreçlerin zaman almasından dolayı bu riskin yüksek olduğunu belirtti. Yargıtay’ın bozma kararının zaman aşımı riskinin bilinciyle verilmiş olabileceğine değindi.
 
Doğanoğlu, çetenin varlığına ve nefret suçu işlendiğine 2008 yılında birinci derece mahkemenin zaten ikna olunduğunu hatırlatarak, talep edilen telefon dinleme vb. delillerinde 2006 dönemi için teknolojik olarak mümkün olmadığını hatırlattı. Davanın zaman aşımına uğraması durumunda bu suçun hukuki karşılığının alınmayacağını, bu nefret suçunun hukuki kabulünün silineceğini belirterek davanın önemini vurguladı.
 

Dilek İnce

Eryaman’daki saldırıların ardından dava açan trans kadınlardan Dilek İnce 2008 yılında silahlı saldırı sonucunda öldürüldü. Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışm Derneği her yıl onun anısına “Dilek İnce Nefret Suçları ile Mücadele Onur Ödülleri” vermeye devam ediyor. Pembe Hayat Dilek İnce Giysi Bankası ise cezaevindeki trans kadınlar öncelikli olmak üzere translara 2014’ten bu yana sürekli olarak kıyafet desteği sağlıyor.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org