Tarih: 21.12.2019

“Gender-critical” görüşlerini tweetlediği için işini kaybettiğini iddia eden araştırmacı Maya Forstater, görüşleri mutlakiyetçi bulunduğu için emsal davasını kaybetti.

Forstater, “gender-critical görüşlerin” 2010 Eşitlik Yasası’nca korunduğunun kanıtlanabileceğini ve bu emsal kararın bir dönüm noktası olacağını söyledi. Mahkeme ise “gender-critical” görüşlerin 2010 Eşitlik Yasası kapsamında değerlendirilip korunamayacağını belirterek, başkalarının temel insan haklarıyla çelişen bu görüşlerin “demokratik bir toplumda saygı duyulmaya değer” bulunamayacağını söyledi. Forstater’ın, trans deneyime sahip kişilerin yasal haklarını görmezden gelme hakkına sahip olmadığını vurgulayan mahkeme; “yanlış cinsiyetlendirilmenin kişilere vereceği büyük acı”nın altını çizdi.
 
Davaya bakan hakim James Tayler “Davacının pozisyonu, Cinsiyet Tanıma Belgesi olsa dahi, trans kadınların kendilerini gerçek bir kadın olarak tanımlayamayacağı yönündedir. Demokratik toplumlarda böylesi görüşlere saygı duyulamaz” dedi:
 
“Davacı interseks halleri ve giderek mutlakiyetçilikten uzaklaşan biyolojik yaklaşımları görmezden geliyor. Davacının çekincelerinden biri, zarar görebilecek kadınların korunmasıydı. Ancak bu, biyolojik cinsiyetin sabit olduğu varsayımına dayandırılamaz”
 

Maya Forstater’ın ofansif ve dışlayıcı tweetleri

Maya Forstater,Londra’da bir düşünce kuruluşu olan Center for Global Development bünyesinde araştırmacı olarak çalışıyordu ve bu yılın başlarında iş sözleşmesi yenilenmedi. Sözleşmesinin yenilenmemesine sebep olan şey ise hükümetin Cinsiyet Tanıma Yasası’na yönelik reform önerilerine karşı, “ofansif ve dışlayıcı” tweetler atması.
 
Mahkemede Maya Forstater, Trans Dışlayıcı Radikal Feminizm (TERF) olarak da bilinen  “gender-critical” görüşlerin eşitlik mevzuatı kapsamında korunması gerektiğini öne sürdü. Ancak Tayler, Forstater’ın görüşlerinin “korunması gereken felsefi inançlar olmadığını” ve “kişilerin saygınlığı ve temel insan haklarıyla bağdaşmadığını” belirtti.
 
Felsefi inançlara sahip olmak da dahil olmak üzere korunan özellikler “insanların başkalarını taciz etmemek için özen göstermelerine engel olmuyor””, diyen yargıç; Eğer bir trans kişi Cinsiyet Tanıma Belgesi'ne sahipse, yasal olarak söyledikleri cinsiyettir ve bu “Davacının görmezden gelmeye hakkı olduğu bir şey değildir” anlamına gelir.
 
Kendi CrowdJustice sayfasından açıklamalarda bulunan Forstater, bu kararı “kadın haklarını ve düşünce ve ifade özgürlüğünü yoksaymaktadır” olarak değerlendirdi. Londra Merkez iş mahkemesine bu davayı açmak için 80000 pound dava ücreti ödediğini ve davayı kaybetmesinden ötürü inancını yitirdiğini ve şok olduğunu belirtti.
 
Forstater’ın dava ettiği eski şirketinin CEO’su Amanda Glassman ise, kararından ve açıklamalarından ötürü yargıç Tayler’a teşekkür ederek; davacının söylemlerine başından beri itiraz ettiklerini ve bu davanın örnek teşkil edeceğini söyledi.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org