Sağlık Bakanlığı Önünde Hormona Erişim için Dilekçe Vermek İsteyen Aktivistlere Polis Engeli

Fotoğraf: ÜniKuir

Hormon Hakkım Kolektifi ve Ankara Pride’ın çağrısıyla Sağlık Bakanlığı önünde bir araya gelen aktivistler, transların hormona erişiminde son dönemde artan engellere dikkat çekmek için toplandı. Aktivistler, yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladıkları dilekçeleri toplu şekilde teslim etmek istedi ancak polis, dilekçelerin toplu olarak verilmesine izin vermedi.

“Vatandaşın Dilekçe Verme Hakkı Yok mu?”

Buluşmaya, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki’nin yanı sıra çok sayıda LGBTİ+ örgütü, aktivist ve kurum temsilcisi katıldı. Sağlık Bakanlığı önünde toplananlar, “Vatandaşın dilekçe verme hakkı yok mu?” diyerek polis engeline tepki gösterdi.

Polis, aktivistlere “Niye 25 kişi geldiniz buraya? Toplu alamayız” diyerek müdahale etti. Avukatlar ise bu tutuma “Uzlaşmacı olmayan sizsiniz” sözleriyle karşılık verdi.

Polis engeli nedeniyle dilekçeler toplu şekilde teslim edilemezken, katılımcılar dilekçeleri tek tek imzaladı. Dilekçeler, DEM Parti Milletvekili Özgül Saki ile Kaos GL’den Yıldız Tar ve Hayriye Kara tarafından Sağlık Bakanlığı’na iletildi.

Neden Dilekçe Verildi?

Son dönemde transların hormona erişimi hem idari düzenlemeler hem de fiili uygulamalar nedeniyle giderek zorlaşıyor. İlk olarak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından hormon ilaçlarına e-reçete zorunluluğu getirildi. Ardından Sağlık Bakanlığı’nın hormona erişimde 21 yaş sınırı uyguladığı belirtildi.

Geçtiğimiz aylarda ise “transseksüalizm” başlıklı F64 tanı kodu üzerinden hormon ilaçlarının reçete edilememeye başlandığı ifade edildi. Hekimler, sistem üzerinden bu kodla ilaç yazamadıklarını belirtirken, bu durumun hormona erişimi fiilen engellediği vurgulanıyor.

Aktivistler, yaşananların yalnızca bir sağlık politikası değil, doğrudan transların yaşamlarını hedef alan bir süreç olduğunu belirtiyor. Hormon desteğinin translar için bir tercih değil, fiziksel ve ruhsal iyilik halinin temel bir parçası olduğuna dikkat çekiliyor.

Basın Açıklaması Ankara İnsan Hakları Derneği’nde Yapıldı

Sağlık Bakanlığı önündeki polis engelinin ardından, Hormon Hakkım Kolektifi ve Ankara Pride, Ankara İnsan Hakları Derneği’nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, bilgi edinme başvurularına yanıt verilmediği, kamu kurumlarının şeffaf davranmadığı ve transların sağlık hakkının idari kararlarla gasp edildiği ifade edildi.

Basın açıklamasında şu sorular yöneltildi:

  • Hangi bilimsel gerekçeyle hayati bir sağlık hizmetine erişim engelleniyor?
  • Hangi yetkiyle kanunlarda tanınmış bir hak fiilen ortadan kaldırılıyor?
  • Hangi sağlık politikası bir grubun yaşamını doğrudan riske atmayı meşru görebilir?
  • Ortaya çıkacak fiziksel ve ruhsal sağlık risklerinin sorumluluğunu kim üstlenecek?

Açıklamada ayrıca, hormona erişimi zorlaştıran uygulamaların özellikle genç transları etkilediği, birçok kişinin hormon sürecini yarıda bırakmak zorunda kaldığı ve bunun insanları güvencesiz yöntemlere yönelttiği vurgulandı.

Hormon Hakkım Kolektifi ve Ankara Pride, transların hormona erişimini engelleyen tüm idari ve teknik kısıtlamaların kaldırılmasını, sağlık hizmetlerinin ayrımcılıktan uzak ve erişilebilir biçimde sunulmasını talep etti.

Aktivistler, bugün verilen dilekçelerin sürecin sonu değil başlangıcı olduğunu belirterek mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

Basın açıklamasının tam metni ise şu şekilde:

“Bugün, Ankara Pride, Hormon Hakkım Kolektifi, aktivistler ve 25 farklı kurumdan katılımcılar olarak; transların hormon hakkına yönelik keyfi ve sistematik engellemelere karşı Sağlık Bakanlığı önünde dilekçelerimizi vermek için bir araya geldiğimiz sırada polisin keyfi ve hukuksuz müdahalsi sebebiyle en küçük hukuki anayasal hakkımız polis ve devlet işbirliği ile  gaspedilmiştir. Dilekçelerimizin  tek tek içeri alınmayacağı, toplu şekilde Dem Parti Milletvekili Özgül Saki aracılığı ile girebileceği söylenmiştir. Bizler bu hak gasplarını yaşamlarımızı hedef alan, biz translar için temel ihtiyaç olan hormonlara ket vuran düzenlemeler sebebiyle çok yakından tanıyoruz. ve translar olarak uzun süredir transların hormona erişimini hedef alan sistematik bir kısıtlama süreciyle karşı karşıya bırakıldığımızı tekrardan söylüyoruz.

Bu süreç, başlangıçta “idari düzenleme” olarak sunulan uygulamalarla başladı; bugün ise hormona erişimin fiilen engellendiği bir noktaya geldi. Bizler bu sürecin yalnızca bir sağlık politikası değil, doğrudan transların yaşamlarını hedef alan politik bir müdahale olduğunu biliyoruz. Biz translar için hormon destek süreci bir tercih değildir. Bu süreç; fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halimizin temel bir parçasıdır. Hormona erişimin engellenmesi yalnızca sağlık hakkının ihlali değil, bedenlerimiz, yaşamlarımız ve geleceğimiz üzerinde kurulan bir denetim mekanizmasıdır. Sağlık hizmetleri, bilimsel ilkeler, tıbbi etik ve insan hakları temelinde yürütülmesi gereken kamusal hizmetlerdir. Ancak bugün gelinen noktada sağlık politikaları; transların yaşamlarını güvencesizleştiren, erişimi zorlaştıran, hastanelerde bizlere sistematik mobbing uygulayan ve nihayetinde ortadan kaldıran bir araca dönüştürülmüştür. Bilgi edinme başvurularımıza ya hiç yanıt verilmedi ya da sorularımızı karşılamayan, belirsiz yanıtlar gönderildiği için bugün dileçelerimizi vermek için tekrardan bir araya geldik Bu durum yalnızca bir bürokratik sorun değil; şeffaflık yükümlülüğünün ihlali ve kamu sorumluluğunun yerine getirilmemesinin apaçık örneğidir. Bugün verdiğimiz dilekçeler, bu cevapsızlığın ve hak ihlallerinin takibidir. Son bir yıl içinde yaşananlara baktığımızda tablo nettir: Önce hormona erişim hakkımızı zorlaştıran devlet, ardından idari düzenlemelerle süreçi daralttı. Son olarak ise sistem üzerinden fiili engellemelerle erişim tamamen kesintiye uğratıldı. Bugün birçok trans, doktoru tarafından takip edilmesine rağmen hormon reçetesine erişememektedir. Bu durum herhangi bir resmi açıklama yapılmadan, kamuoyuna bilgi verilmeden, gerekçe sunulmadan hayata geçirilen transfobinin açık bir ürünüdür. Transların sağlık hakkı idari kararlarla gasp edilmektedir.

Buradan açıkça soruyoruz:

Hangi bilimsel gerekçeyle hayati bir sağlık hizmetine erişim engellenmektedir?

Hangi yetkiyle, kanunda tanınmış bir hak fiilen ortadan kaldırılmaktadır?

Hangi sağlık politikası, bir grubun yaşamını doğrudan riske atmayı meşru kılabilir?

Bu uygulamaların yaratacağı fiziksel ve ruhsal sağlık risklerinin sorumluluğunu kim

üstlenecektir?

“Toplum sağlığı” adı altında yürütülen bu uygulamalar, gerçekte transların sağlık hakkını sınırlandıran ve denetim altına alan politikalardır. Bizler bu söylemi kabul etmiyoruz. Açıkça ifade ediyoruz:

Bizim sağlığımız, sizin “toplum” tanımınızın dışında değildir. Hormona erişimi zorlaştırmak bir koruma politikası değil; açık bir hak gaspıdır. Özellikle genç transları hedef alan düzenlemelerle birlikte, hormon destek sürecine başlamış ya da devam eden birçok kişi sürecini kesmek zorunda bırakılmıştır. Bu yalnızca bir idari karar değildir; yaşamları doğrudan etkileyen, sağlık risklerini büyüten ve insanları güvencesiz yollara iten bir uygulamadır. Bu politikaların sonuçlarını biliyoruz.Transları sağlık sisteminin dışına itmek, onları denetimsiz, güvencesiz ve riskli koşullara zorlamak anlamına gelir. Bu durum yalnızca bireysel değil, kamusal bir sağlık sorunudur. Ankara Pride ve Hormon Hakkım Kolektifi olarak buradan çağrımızdır:

Transların hormona erişimini engelleyen tüm idari ve teknik kısıtlamalar derhal kaldırılmalıdır.

Sağlık hizmetleri eşit, erişilebilir ve ayrımcılıktan uzak biçimde sunulmalıdır. Kamu kurumları şeffaflık yükümlülüğünü yerine getirmeli ve sorumluluk almalıdır. Bugün verdiğimiz dilekçeler bir son değil, bir başlangıçtır.Bu sürecin takipçisi olacağız. Haklarımızı geri alana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Yarattığınız düzenin karanlığında boğulmayacağız. Hormon hakkımız söke söke alacağız.”