Poyraz Esen’in ölümüne ilişkin takipsizlik kararına yapılan itiraz reddedildi

Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi'nde 3 Aralık 2025 tarihinde yaşamını yitiren trans erkek Poyraz Esen’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir karar verildi. Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hâkimliği, Savcılığın takipsizlik kararına yapılan itirazı reddetti.

Poyraz’ın ailesinin avukatları tarafından 13 Mayıs 2026 tarihinde sunulan itiraz dilekçesinde, soruşturmanın eksik yürütüldüğü, cezaevi görevlilerinin sorumluluklarının araştırılmadığı ve Poyraz’ın maruz bırakıldığı ayrımcı uygulamaların, transfobik şiddetin ölümüne etkisinin göz ardı edildiği belirtilmişti.

Hâkimlik ise dosyadaki sağlık kayıtları, tanık beyanları, tecrit uygulaması ve müdahaledeki gecikmelere ilişkin itirazları ayrı ayrı değerlendirmeden, takipsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verdi. Karara karşı Anayasa Mahkemesine başvurulacağı ifade edildi. 

Ne Olmuştu?

Sincan Kadın Hapishanesi’nde tutulan trans erkek Poyraz Esen, konulduğu trans tecrit koğuşu olan G-3’te 1 Aralık 2025 tarihinde asılı halde bulunmuştu. Hastaneye kaldırılan Esen, 3 Aralık’ta yaşamını yitirmişti.

Ölümün ardından başlatılan soruşturmada Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Nisan 2026 tarihinde takipsizlik kararı vermişti. Savcılık, Poyraz’ın intihar edeceğinin cezaevi görevlileri tarafından öngörülemeyeceğini, intihara yönlendirme veya müdahalede ihmal bulunduğuna ilişkin yeterli delil olmadığını savunarak dosyayı kapatmıştı. Trans erkeklere yönelik uygulamanın hukuki olduğuna karar vermişti.

Avukatlar: Poyraz’ın ölümüne giden süreç araştırılmadı

Poyraz’ın ailesinin avukatları bu karara itiraz etmiş ve yaşamını korumak için gerekli önlemlerin alınıp alınmadığının araştırılmadığını vurgulamıştı. 

İtirazda, Poyraz’ın ölümünden önce üç gün boyunca tek kişilik hücrede tutulduğu, ardından trans erkeklerin diğer mahpuslardan tecrit edildiği, G-3 koğuşuna rızası dışında yerleştirildiği hatırlatılmış ve Poyraz’ın cinsiyet kimliği nedeniyle maruz bırakıldığı ayrımcı uygulamaların ve kötü muamele iddialarının ölümüne etkisinin savcılık tarafından hukuka uygun görülmesinin hiçbir meşruiyeti olamayacağı ifade edilmişti.

Ayrıca Poyraz’ın koğuşta bulunduğu sırada hayatta olduğu, ancak kendisine yapılan tıbbi müdahalede ciddi gecikmeler yaşandığı  ifade edilen itirazda, kamera kayıtları ve tanık anlatımlarıyla ortaya konulan bu durumun da yeterince araştırılmadığına dikkat çekti. Devletin, gözetimi altındaki kişilerin yaşamını korumakla yükümlü olduğunu hatırlatan avukatlar, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü belirterek takipsizlik kararının kaldırılmasını ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında dava açılmasını talep etmişti. 

Ailenin avukatları tarafından sunulan 20 sayfalık itiraz dilekçesinde yer alan hak ihlali ve ihmal iddiaları ise mahkemenin tek sayfalık kararında ayrı ayrı değerlendirilmeyerek, reddedildi