Özel Haber: Eylem Esen Arabacı
24 Şubat Salı günü İzmir’de, akşam saatlerinde çalışmak için dışarı çıkan ve “yolda durduğu” gerekçesiyle gözaltına alınan Samira ve avukatı Emir Okul, yaşananları pembehayat.org’a anlattı.
Samira O Geceyi Anlattı
24 Şubat akşamı yaşananları anlatan Samira, olayın “çark alanı” olarak bilinen bölgede gerçekleştiğini söyledi. Samira’nın aktardığına göre polis ekipleri daha önce bölgede bulunan kişilere, “yarım saat sonra burada hiçbiriniz kalmayın” şeklinde uyarıda bulundu. O sırada yolda olduğunu belirten Samira, alana gittiğinde kimsenin kalmadığını ifade etti.
“Ben oraya gittiğimde zaten kimse yoktu. Üç tane polis arabası yanıma yaklaştı ve ‘Buradan hemen dağıl!’ dedi. Ben de tabii ki gideceğimi, taksi çağırıp hemen ayrılacağımı söyledim,” dedi.
Polislerin ardından “savcılık talimatı” olduğunu belirterek kendisini gözaltına almak istediklerini söyleyen Samira, süreci şöyle anlattı:
“Şu an gözaltına alınıyorsam hukuki hakkım olarak sebebini bilmek istiyorum dedim. ‘Sana mı açıklama yapacağız, savcılık talimatı var’ dediler. ‘Savcılık talimatının içeriği nedir?’ diye sorduğumda ise sert bir şekilde gözaltına alındım.”
Gözaltı Sürecine Hukuki Tepki
Avukat Emir Okul ise müvekkilinin yalnızca kamusal alanda bulunması nedeniyle hedef alındığını söyledi.
“Samira, sonradan öğrendiğimiz üzere iki suç isnadıyla gözaltına alınmış” diyen Okul, süreci şöyle anlattı:
“Samira'nın bana anlattığına göre onu yolda durdurmalarının ardından "dağılması" istenmiş. Ne gerekçeyle kendisine talimat gerçekleştirildiğini anlamamış. Nedenini sorduğunda ise kötü muamele ile karşılaşmış. Gözaltına alınanların en temel haklarından birisi olan "kendisine isnat edilen suçu öğrenme" hakkı da apaçık bir şekilde ihlal edilmiş.”
“Sürekli Psikolojik Şiddete Maruz Kaldım”
“Gözaltı sürecinde nasıl bir muameleyle karşılaştınız? Bu olay sizi nasıl etkiledi?” sorusuna Samira şu yanıtı verdi:
“Gözaltının başında sert ve kötü muameleyle karşılaştım. Sürekli ‘biyolojik cinsiyetin erkek’ denilerek erkek polisler tarafından psikolojik şiddete maruz bırakıldım. Avukatım gelmeden üst araması yapmak istediler. Ben de avukatım gelmeden hiçbir işlemin başlatılmasını istemediğimi söyledim.”
Karakolda “iyi polis – kötü polis” tavrını net biçimde hissettiğini belirten Samira, “Kötü polisler beni azarlarken iyi polislerin hiçbiri ortada yoktu,” dedi. Avukatı Emir Okul’un gelmesinin ardından da tartışmaların sürdüğünü söyleyen Samira, üst araması konusunda polislerin avukatını ikna etmeye çalıştığını aktardı:
“Bu yaklaşık yarım saat sürdü. Sonunda yalnızca kameralı odada ceketimi çıkarmam konusunda ortaklaşıldı.”
“Yemek, Su ve Tuvalet İhtiyacım Karşılanmadı”
Samira, gözaltı sırasında temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını da ifade etti:
“Yemek, su ve tuvalet ihtiyacım karşılanmadı. Uyuşturucu nedeniyle getirilen bir kişiyle aynı yerde kalmak istemediğimi söyledim. ‘Tamam ilgileneceğiz’ dediler ama dikkate alınmadı.” Parmak izi işlemi sırasında da ayrımcı ifadelerle karşılaştığını belirten Samira, “Saçların peruk mu, peruksa çıkar gibi saçma sorular soruldu.” dedi.
Adliyede Kelepçe ve Tehdit
Adliyeye sevk edildiğinde de benzer muamelelerin devam ettiğini anlatan Samira şunları söyledi:
“Yaklaşık 30–40 dakika bacak bacak üstüne oturuyordum. Adliye polisi sert bir şekilde ‘indir o ayaklarını’ diye bağırdı. Yanımdaki erkekler çok daha rahat oturuyordu ama onlara hiçbir şey söylenmedi.”
Avukatlarının müdahale etmesi üzerine tartışma çıktığını belirten Samira, bu sırada “nezarette bekletmekle” tehdit edildiğini ve “kaçma şüphesi” gerekçesiyle kelepçe takıldığını söyledi. Samira, savcıya ifade verdikten sonra serbest bırakıldığını aktardı.
“Muğlak İfadeler Hukuki Dayanak Olamaz”
Samira’nın avukatı Emir Okul, gözaltı işleminin ölçüsüz olduğunu vurguladıktan sonra, bu gözaltı sürecinin Samira üzerinde ciddi bir psikolojik baskı yarattığını belirtti:
“Müvekkilim saatlerce bekletildi. Bu tür uygulamalar yalnızca fiziksel bir özgürlük kısıtlaması değildir; aynı zamanda yıldırma ve sindirme pratiğine dönüşmektedir,” ifadelerini kullandı.
Okul’a göre benzer uygulamalar özellikle trans kadın seks işçilerine yönelik olarak sıklaşıyor.
“Sahada gördüğümüz tablo şu: Trans kadınlar kamusal alanda var oldukları için daha kolay hedef haline geliyor. ‘Yolda durmak’, ‘şüpheli görünmek’ gibi muğlak ifadeler üzerinden işlem tesis ediliyor,” dedi.
“Bu durum açıkça ayrımcı bir uygulamadır,” diyen Okul sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uygulamada kolluk kuvvetlerinin geniş takdir yetkisi, çoğu zaman trans kadınlar aleyhine kullanılıyor. Müvekkilim yalnızca bulunduğu yerde durduğu için gözaltına alındıysa, burada hukuki değil keyfi bir değerlendirme vardır.”
Keyfi süreçlerin bir kısmı hakkında tutanak tutuldu
Samira hakkında düzenlenen işlemlere karşı hukuki girişimlerin başlatıldığını belirten Okul, “Savcılık ifadesi için beklediğimiz esnada Samira, kolluğun keyfi uygulaması neticesinde kelepçelenerek beklemek zorunda bırakıldı. Bacak bacak atarak beklemesi gerekçe gösterilerek "kaçma şüphesi" tayin eden kolluk ile tartışma verdik ancak ikna olmadı. Biz de tutanağımızı tuttuk. Kolluğun keyfi uygulamalarına karşı mücadele etmek mesleki bir yükümlülüğümüz olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Okul, yaşananların münferit olmadığını vurgulayarak, “Mesele yalnızca bir gözaltı değil; bu, belirli bir kimliğe yönelen yapısal bir sorunun yansımasıdır.Diğer yandan gözaltı ve tutuklama tedbirleri, bazı fikir ve yaşamların baskılanması, seslerin kısılması için uygulanan bir cezalandırma aracına dönüşmüştür.” ifadelerini kullandı.
“Güçlü olan trans kadınlardan çok korkuyorlar.”
Yaşananlara ilişkin bir mesajı olup olmadığı sorulduğunda ise şunları söyledi:
“Güçlü olan trans kadınlardan çok korkuyorlar. Artık yolda yürümek bile suç olmuş. Olmayan talimatlarla gözaltına alınıyoruz. Bu hukuksuz bir işlemdir. Bizi rahat bırakın. Transların yaşam hakkını gasp etmek, hayatlarını zorlaştırmak insanlık onuruna aykırıdır. Bundan derhal vazgeçin. Biz siz olmadan önce de vardık ve var olmaya devam edeceğiz.”