Tarih: 09.12.2022

Haber: Tuveyç Timur

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “tıbbi zorunluluk dışında cinsiyet değişikliğini yasaklayan” kanun teklifi hazırladıklarını belirterek, olası, "LGBT propagandası"nı engellemeyi istediklerini söyledi.

Cinsiyet uyum süreci, Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesinde “cinsiyet değişikliği” başlığı altında düzenlenmiştir. Kanundaki adıyla, “cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse”, şahsen başvuruda bulunarak mahkemece “cinsiyet değişikliğine” izin verilmesini isteyebilir. Kanuna göre iznin verilebilmesi için; 18 yaşını doldurmuş olmak, evli olmamak, “Transseksüel” yapıda olmak ve “cinsiyet değişikliğinin” ruh sağlığı açısından zorunluluğunu, bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporu ile belgelemek gerekiyor.

Hazırlanan kanun teklifine istinaden; cinsiyet kimliği, cinsel yönelim gibi bazı kavramları gözden geçirmek ve cinsiyet uyum süreciyle ilgili prosedürlerdeki eksikleri/ihtiyaçları hatırlatmak gerekiyor. Bunun için, Amerikan Psikologlar Derneği’nin 2015 yılında yayınladığı ve 2017 yılında Türkçe’ye çevrilen
“Transgender ve Toplumsal Cinsiyete Uymayan Kişilerle Psikolojik Uygulamalar Kılavuzu”na göz atalım. 

“Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim teorik ve klinik anlamda birbirinden ayrı yapılardır. Bir kişinin hissettiği, kendinde var olan cinsiyet hissi üzerinden tanımlanan cinsiyet kimliğine kıyasla cinsel yönelim bir kişinin bir başka kişiye yönelik cinsel ve/veya duygusal çekimi olarak tanımlanmaktadır. ...Her ne kadar cinsiyet kimliği genellikle çocuklukta belirse de, kişiler cinsiyet kimliklerinin doğduklarında tayin edilmiş cinsiyetle örtüşmediğini çocuklukta, gençlikte veya yetişkinlikte fark edebilirler. ...Nasıl bazı insanlar cinsel yönelimlerini akışkan veya değişken görüyorsa (Diamond, L. M., 2013), bazı insanlar da cinsiyet kimliklerini akışkan olarak görebilirler (Lev, 2004).

Bazı TGNC (Transgender, gender non-conforming) kişiler doğumları esnasında tayin edilmiş cinsiyetleri, bu cinsiyetle ilgili toplumsal beklentiler, cinsel ve romantik çekim örüntüleri ve/veya toplumsal cinsiyet rolüne uymama ve cinsiyet kimlikleri arasında deneyimledikleri uyumsuzluğu açıklamak için gey, lezbiyen, biseksüel veya queer olmaları gerektiğini varsayabilmektedir (Bockting, Benner, & Coleman, 2009). Uyumsuzluğun sebebi olarak sadece cinsel yönelime odaklanmak TGNC kimliğinin fark edilmesini güçleştirebilir. Bir kişinin cinsel yönelimi basitçe dış görünüşünün veya davranışının incelenmesine dayandırılmayıp, kişinin kimliği ve kendini tanımlayış biçimini de dahil etmelidir (Broido, 2000).”

Şöyle ki; her bir kişinin kendi tanımladığı cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği, kişiliğinin ayrılmaz bir parçası ve kendi kaderini tayin, haysiyet ve özgürlüğün en temel unsurlarından biri. Kimse, cinsiyet kimliğinin yasal olarak tanınmasının bir koşulu olarak, cinsiyet uyum ameliyatı, “kısırlaştırma” ya da hormon terapisi gibi tıbbi işlemlerden geçmeye zorlanamayacağı gibi; “tıbbi zorunluluk dışında cinsiyet değişikliğinin yasaklanması” gibi kanun teklifleriyle metazoriye maruz bırakılamaz. 

Transların cinsiyet kimliğini tanıyan bazı devletler, resmi kayıtlarda cinsiyet veya isim değişikliği istendiğinde, insan haklarını ihlal eden; zorla veya başka bir şekilde kişinin isteği dışında ameliyatlar, onarım terapileri, hormonal terapiler dahil uyum süreciyle ilgili bir çok tıbbi prosedürü zorunlu kılar. Türkiye, Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesinde “cinsiyet değişikliği” başlığı altında düzenlediği kanunla yukarıda belirtilen şartlar altında, “cinsiyet değişikliğine” “izin” veriyor görünse de, cinsiyet uyum süreci ile ilgili prosedürleri uygularken birçok hak ihlaline de maruz bırakıyor. 

Türkiye’de “cinsiyet değişikliğine” ilişkin uygulanan prosedür, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelinde ayrımcılığa dayanmakla birlikte, kişilerin kendi kaderini tayin hakkını da ihlal eder. “Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı şiddet ve ayrımcılığa karşı korumaya ilişkin Bağımsız Uzman Raporu”nda belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu prosedürlere tabi tutulma zorunluluğunun bedensel özerklik ve kendi kaderini tayin hakkı ilkelerinin ihlali olduğu sonucuna varmıştır ve antlaşma organlarından elde edilen çok sayıda bulgu, devletlere bu tür gereklilikleri ortadan kaldırmaya yönelik tavsiyeleri içermektedir.

Trans ve toplumsal cinsiyet kalıplarını reddeden yaşamların kaderi; kanun tekliflerine, hükümetlerin/siyasi partilerin politikalarına, toplumu provoke edici cambazların ağzına, yandaş medyanın kalemine bağlı olamaz, olmayacak.

Çünkü:
“Translar eşitlenmedikçe kimse eşit değildir, kimsenin yaşamı değerli değildir!”

 

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

bilgi@pembehayat.org