Tarih: 14.01.2022

Ayta Sözeri, Armağan Çağlayan’ın sunduğu Gör Beni programının 100. bölümünde özel konuk oldu. 

Gör Beni programının 100. bölümünde özel konuk olan Ayta Sözeri, programın ilk bölümünde de konuk olarak yer almıştı. Sözeri’nin ilk bölümde yer almasının ‘uğurlu geldiğini’ belirten Armağan Çağlayan, izleyicilerin o bölümün çok kısa olduğu ve haksızlık yapıldığını söylemesi üzerine, Sözeri’yi 100. bölüme konuk ettiğini belirtti. 

196Sekiz YouTube kanalındaki Gör Beni serisi, programı şöyle duyurdu:

“Gör Beni'de bu hafta 100. bölüme özel konuğumuz Ayta Sözeri. Şöhrete giden yolun tam 33 sene sürdüğünü söyleyen Sözeri, bu kadar süreceğini hiç tahmin etmediğini belirtti. Kırmızı Oda dizisini ısrarlara dayanamayıp kabul ettiğini itiraf eden Sözeri, seyircinin sevgisini gördükçe sevinçten ağladığını dile getirdi.”

Ayta Sözeri, bir çok LGBTİ+ insana karşı sorumluluk hissettiğini, LGBTİ+ların sesini duyurmayı istediğini belirterek, bulunduğu konumda kalmanın, oraya ulaşmaktan daha zor olduğunu ifade etti. 

Çağlayan’ın ‘gelecekten ne bekliyorsunuz’ sorusuna Sözeri, “Olduğun yerde kalabilmek mücadelesinin içinde gelecekle  ilgili hayaller kurabilmek biraz zorlaşıyor. Küçük küçük hayallerim var. Mesela Royal Albert’ta konser vermek. Artık bunu başardım şunu da yapayım dediğin bir yerdesin. Harbiye Açık Hava’da konser vermek hayalimdi ve sekiz kere konser verdim. Şimdi de Royal Albert’ta çıksam ne güzel olur diyorum” diyerek cevap verdi.

“Aktivizm okuyarak öğrenilmez, ancak örgütlenmek öğretilebilir.” 

Sözeri, hayatındaki en büyük zenginliğin onu seven insanlar olduğunu belirterek, “İlk defa bitmeyen bir sevgiye sahip oldum” dedi. İnsan hakları, hayvan hakları ve doğa aktivisti olduğunu söyleyen Ayta Sözeri, “Bana bazen ‘nasıl aktivist olabilirim’’ diye soruyorlar. Aktivist olabilmek için yanlışları görebiliyor olmak lazım. Aktivizm okuyarak öğrenilmez ancak örgütlenmek öğretilebilir. 

En sevmediği huyunun acelecilik olduğunu belirten Sözeri, “Ben bir şey olduğunda hemen olsun istiyorum. Birçok şeyi defalarca tekrar etmekten hoşlanmıyorum” dedi. 33 yıllık bir mücadeledesi olduğunu söyleyen Sözeri, bu süreçteki en kötü anını, “Bir gün İzmir’de ağlayarak ‘Seni bir gün yeneceğim İzmir’ diye meydanda ağlaya ağlaya bağırmıştım. O gün çok kötü  olabilir benim için. Daha sonra İzmire Konsere gittiğinde ‘Seni yendim İzmir’ diye bakmak istedim ama durup ‘ne kadar aptalmışım, çocukça şeylere ağlamışım’ diye düşündüm” sözleriyle ifade etti. 

“Keşke annem de babam da görseydi”

Çağlayan’ın ‘sevinçten ağladığınız mı’ sorusuna Sözeri, “Daha yeni sevinçten ağladım. Bu haftanın en çok konuşulan 50 oyuncusunun içine dördüncü olarak girmişim. Çok ağladımi çok değerli bir şey.Ne kadar çok paylaşmışlar, ne kadar çok kıymet vermişler. Nasıl yaptım bunu, nasıl girdim kalplerine bu kadar bilmiyorum” dedi. Sözlerine, “Bir de bugünleri göremeyenlere ağlıyorum. Keşke annem de babam da görseydi” diyerek devam etti. 

“Keklik’te kendime ait şeyler buldum.”

Ayta Sözeri Kırmızı Oda dizisinde rol almasıyla ilgili, “Sanki konservatuardayım ve eğitim alıyormuşum gibi. Ben görerek öğrenmeyi çok seven bir öğrenciyim. Ömrüm boyunca da öğrenci olarak kalacağım” dedi.

Kırmızı Oda dizisini başta konserleri olduğu için kabul etmediğini belirten Sözeri, şuan çok mutlu olduğunu ifade etti. Dizideki canlandırdığı karakter olan Keklik’te kendine ait şeyler bulduğunu ifade eden Sözeri, “Keklik de benim gibi kederini, neşesinin altına saklayabilen bir kadın. Senaryo geldiğinde ağlayarak çalışıyorum çünkü bu gerçek bir hayat hikayesi. Kadınlar ülkemizde bunları yaşıyor. Hala daha beterini yaşayanlar var. Neden? Biri çıkıp bana  bunun gerçek nedenini söyleyin. Bu yüzden oluyor desin. O nedeni yok etmeye çalışalım. Bütün çocukları biz büyütmüyor muyuz zaten. Her şeyi biz öğretmiyor muyuz? Demek ki yanlarında bunları yapıyoruz. Birinin birinden daha üstün olduğunu anlatıyoruz. Neden çocuklara Einstein’ın dediği gibi insanların ikiye ayrıldığını söylemiyoruz. ‘iyi insanlar var, kötü insanlar var’ bu kadar” dedi. 

Çağlayan: “Ekip olarak size minnet borçluyuz”

Ayta Sözeri sahnede söylemeyi en çok sevdiği şarkıların, “kurumuş bir dal gibiyim” ve “güller ve dudaklar” olduğunu söyledi. ‘Kendi kendinize şarkı söyle misiniz’ sorusuna, “Ben kendimi bile dinlemem evde” diye yanıt veren Sözeri, “Evde kendimi dinlemiyorum hiç. Videolarıma bile bakmıyorum” dedi. 

Çağlayan programın sonunda Sözeri’ye “Ekip olarak size minnet borçluyuz. Hiç bilmediğiniz bir programa gelip, ilk programı yapmamıza sebep olduğunuz, kabul ettiğiniz için. İlk programda siz olmasaydınız belki de Gör Beni hiç bu kadar konuşulmayacaktı” dedi.

 

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org