Tarih: 11.01.2022

Ankara Barosu LGBTİQ+ Hakları Merkezi kurucularından Av. Öykü Didem Aydın, Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliği için aday adayı oldu.

Anayasa Mahkemesi üyeliği için açıklanan aday adayı listesinde Av. Öykü Didem Aydın da yer alıyor. Aydın, Ankara Barosu LGBTİQ+ Hakları Merkezi kurucularından Aydın, özellikle Anayasa, Ceza Hukuku, Temel Hak ve Özgürlükler hukuku alanlarında çalışıyor.

Twitter hesabı üzerinden de aday adaylığını duyuran Aydın; #Anayasa Mahkemesi üyeliği için #TBB seçimiyle TBMM'ne sunulacak üç adaydan biri olmak için aday adayıyım! Bugün değilse yarın, x olmazsa y, hatta 47 XXY olsun ama mutlaka Liyakat olsun. Hukuk Devleti ve Temel Hak ve Özgürlüklerimiz İçin İhtar Çekiyorum! #BirGünMutlakaifadelerini kullandı. 

Aydın: “ ‘herkes’ kavramının bir izdüşümü olduğuma inandığım için başvurdum”

Avukat Öykü Didem Aydın, Anayasa Mahkemesi aday adaylığına dair görüşlerini şöyle aktardı: 

“Anayasa Mahkemelerinin iki işlevi temeldir. Bu Anayasanın işleviyle bağlantılı. Anayasalar parlamentoları sınırlarlar. Aynı zamanda yürütmeyi sınırlarlar ve yargıyı da sınırlarlar. Bu sınırlama, Anayasanın yasama, yürütme ve yargının yetkilerinin kullanımına ilişkin ön-belirlemeleriyle  ve ayrıca herkesin ama istisnasız herkesin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alması yoluyla olur. Anayasa Mahkemesi ise Anayasanın ve Hukukun Üstünlüğünün ve Esas Teşkilat Hukukunun kurumsal güvencesidir ve bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin korunmasının en üst seviyede güvencesidir.”

Aydın, aday adaylığı ile ilgili motivasyonunu, “Anayasaca "herkes"in temel haklarının güvence altına alınması, Mahkemenin kompozisyonunda da herkesin kucaklandığının, Anayasal anlamda kucaklandığının bir göstergesi olacaktır. Ben aslında "herkes" kavramının donanımlı, liyakatli ve katkıda bulunmaya, sorumluluk almaya hazır bir izdüşümü olduğuma inandığım için başvurdum. Anayasa, Ceza Hukuku, Temel Hak ve Özgürlükler avukatıyım. Aynı zamanda Anayasa Hukuku ve Anayasa Yargısı Hocası bir bilim insanıyım” şeklinde ifade etti. 

“..Liyakatse liyakat, şimdi değilse ne zaman”

Avukat Öykü Didem Aydın, kişisel ve hukuk alanındaki tecrübelerini anlatırken Anayasa Mahkemesinin iyi bir kalem gerektirdiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bu kalem eserlerimle örnek dilekçelerimle bende var. Avrupa Konseyi'ne Anayasal konularda danışmanlık yapan saygın Venedik Komisyonu Eski üyesiyim. Üç dili: İngilizce, Almanca ve İtalyanca mükemmel olarak, iki dili de Fransızca ve İspanyolca çalışma düzeyinde biliyorum.  Federal Almanya'da bulunan Freiburg Üniversitesinde "ABD ve Federal Almanya'da Nefret Suçlarının Ceza Hukuku, Anayasal Değerlendirmesi ve Kriminolojisi" üzerine karşılaştırmalı ve kapsamlı olarak yazdığım doktora tezim dünyadan büyük atıflar alır. Alanında dünyadaki ilk makro çalışmadır. Doçentlik tezim Anayasa Konvansiyonları, Demokratik Kurucu Meclisler üzerinedir. Bu kere Latin Amerika, ABD ve Türkiye karşılaştırmasını içerir. Çok sayıda misafir profesörlüklerim oldu dünyada Leiden'dan Oslo'ya, Kanada McGill'den Berlin Humboldt Hukuk Fakültesi'ne kadar. Max Planck Yabancı ve Uluslararası Ceza Hukuku Enstitüsü fellow'u oldum. Post doktoramı da orada yaptım. Karşılaştırmalı hukuk çalışmalarımla, Latin Amerikasından Afrika'sına Avrupa'sından Hindistan'ına esas teşkilat hukuklarını, hak ve özgürlükler sistemlerini, Anayasa Mahkemelerini incelemiş biriyim. Avukatlık sahasında malum çok uzun yıllara dayanan bir birikimim var, hak ve özgürlükler mücadelesi vermiş bir kimseyim. Özel hukuk alanında da tecrübelerim büyük. Çok yönlüyüm. Bu nedenle liyakatse liyakat, şimdi değilse ne zaman veya #BirGün Mutlaka diyerek hem Türkiye Barolar Birliği ve baro başkanı meslektaşlarımıza hem de TBMM'ne seslenmek ve "Hazırız Çünkü Biz", "Donanımlıyız Çünkü Biz",  "Buradayız" demek için başvurdum.”

“Her anlamda çeşitlenmiş bir Anayasa Mahkemesi profiline ihtiyaç var”

Aydın, Anayasa Mahkemesi’nde kadın veya doğumla kadın atanmış bir üyeye ihtiyaç olduğunun altını çizerek, “Her anlamda çeşitlenmiş bir Anayasa Mahkemesi profiline ihtiyaç var. Ben açık bir eşcinselim. Cinsiyet kimliği bakımından non-binary tanımlıyorum kendimi. Nihayetinde doğumla da kadın atanmış bir kimseyim” dedi.

Pembe Hayat Derneği Yönetim Kurulu üyeliğinde bulunan ve Ankara Barosu LGBTİQ+ Hakları Merkezi'nin kurucu başkanlığını yürüten Aydın, “Bu kesimlerden üyelerin bulunmasının şüphesiz iki anlamı var: Birincisi kadınlar, LGBTİQ+lar ve benzer kesimler henüz kapasite geliştirme aşamasında topluma katkı sağlamaktan yoksun bırakılabiliyorlar. Yani yoksulluk, işsizlik, eğitim, nefret, ayrımcılık gibi sorunlarla boğuşuyorlar. Ama bir yandan da ne kadar donanımlı, ne kadar üstün olurlarsa olsunlar, bir şekilde bir hayat koşusunda mücadele verip veya belirli imkanları ailelerinden bulduklarından şans kazanıp ne kadar üstün seviyede donanım kazanmış olurlarsa olsunlar topluma, hukuka, kültüre, müesseselere, devletine katkı sağlama noktasına erişimde önleri kesiliyor. Anayasa Mahkemesi, herkesin temel hak ve hürriyetlerini koruyor ise, en başta o herkesi kendi içinde de yansıtabilmeli. Tabii şüphesiz Anayasa Mahkemesine sosyal politika ve hukuk politikası yapmak için gidilmez. Anayasa Mahkemesine siyaset yapmak ve bir ideolojinin elemanı olmak için de gidilmez. Hukukun üstünlüğünün, Anayasanın üstünlüğünün güvencesi olmak, bir birikimi aktarmak, yetkin bir kalemi bireylerin, kurumların, devletin hizmetine sunmak, aktarmak için gidilir. Bu nedenle herkes deyince, herkese eşit mesafede ve siyasal görüşleri ne olursa olsun bağımsız, tarafsız ve yetkin kalmayı üstlenebilecek seciyeler gitmeli. Bu seciyenin bende olduğuna inanıyorum. Zira çalışmalarımın tamamının içerikleri ve duruşum incelenecek olursa, söz konusu temel hak ve özgürlüklerse söz konusu Anayasamıza sadakatse gerisi ayrıntı diyen ve öyle yazan biriyim” ifadelerini kullandı. 

“...Sabırla kanaviçe gibi işleme hasleti”

Avukat Öykü Didem Aydın, avukat olmanın getirdiği sorumluluklara değinerek, “Salt kendi haklarım için çalışmadım. Başkalarının, bana göre "öteki" olan, örneğin muhafazakar sayılan kesimlerin din ve vicdan özgürlükleri için de çalıştım. Başörtüsü üzerine makalem örnektir. Avukat olarak her kesimin yardımına, desteğine koşmamda bellidir. Yeter ki söz  konusu olan temel hak ve hürriyetler olsun... Şüphesiz kendi haklarım, bizlerin hakları, müvekkillerin hakları için de avukat olarak önde gelen mücadeleler verdim, pek çok girişimde bulundum.  Avukat, bireyin yargı organları nezdindeki demokratik temsilcisidir zaten. Savunma hakkı değerlidir, Anayasaldır. Bir Anayasal birikime dayanır.  Ama bir Anayasa Yargıcı olarak seçilirsem, eşit mesafede ve önce Anayasa diyebilecek bir yapıdayım” ifadelerini kullandı. 

Aydın son olarak akademisyen arka planının kendisine bir haslet de kazandırdığını belirterek, “Uzun uzun düşünebilme, sabırla araştırma, gündelik kaygılardan ve ikbal arzularından bağımsız bilimi, hakikati, ilke ve kuralları ama sadece ilke ve kuralları önceleme ve muhakeme etme yeteneği. Sabırla kanaviçe gibi işleme hasleti. Bu çok uzun yıllara dayanan bir avukatlık birikimiyle birleşince sanıyorum #liyakatseliyakat deme ve katkıya erişim talep etme, bir ihtar çekme sorumluluğum bulunmaktadır. Hepimiz için, herkes için” dedi.

 

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org