Tarih: 08.10.2021

Doktorluktan hukuka aykırı bir şekilde men edildiğini sosyal medya üzerinden duyuran Doktor Larin Kayataş, Armağan Çağlayan’ın sunduğu 196Sekiz Youtube kanalının Gör Beni serisine konuk oldu. Bugünlere nasıl geldiğini ve olayların perde arkasını anlattı. 

“Savunmam bile alınmadan 3 ay görevden uzaklaştırıldım”

Larin Kayataş doktorluktan men edilmesinin öncesinde görevden uzaklaştırma aldığını söyleyerek süreci şöyle aktardı: “2020 Eylül ayında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Zorunlu hizmetimi yapmak için Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atandım.”

Atandığı günün ertesi günü hastanede çalışan bir hemşirenin CİMER’e; ‘bu kişinin hal ve hareketleri doktorluk mesleğine uygun değil, hastanemizin adını küçük düşürecek, bu nedenle gerekli işlemleri lütfen başlatın’ ifadelerinin yer aldığı bir şikayet dilekçesi yazdığını belirtti.

Kayataş: “İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü hiçbir geçerliliği olmayan bu dilekçe için bir soruşturma başlattı. Ben atandıktan bir ay sonra savunmam bile alınmadan 3 ay görevden uzaklaştırıldım. Uzaklaştırmam bittikten sonra hastaneye geri döndüm ve bu süreçte soruşturma da devam etti. Bu bir yıllık süreçte farklı zamanlarda 3 kere savunmaya çağırıldım. Sosyal medyada cinsel eylem ve yönelimler içeren paylaşımlarım gerekçe gösterilerek birçok soru soruldu. Paylaşımlarınız genel ahlaka aykırı, ‘8 mart’a neden katıldınız’, ‘siz trans kadın mısınız’ gibi sorular soruldu.” 

Bir yıllık süreç ve savunmaların sonucunda kınama cezası aldığını söyleyen ve cezanın kendisine tebliğini beklediğini belirten Kayataş, aynı süreçte devlet memuriyetinden men edildiğine dair haberi aldığını söyledi.

Soruşturmanın sonuçlandığını ve, ‘devlet memurunun hal ve hareketlerine yakışmayacak davranışlarda bulunduğunuz için memuriyetten men edildiniz’ ifadeleriyle  kendisine tebliğ edildiğini söyledi. Durumla ilgili, İdare Mahkemesi’ne memuriyetten men davası için başvuracağını da belirtti. Sürecin karışık ilerlediğini belirten Kayataş, daha önce 3 ay görevden uzaklaştırma aldığı için de dava açtığını ve davanın aleyhine sonuçlandığını da ekledi. 

“Zorunlu hizmetimi bitiremediğim için özel hastanelerde çalışamıyorum”

Tüm pratisyen hekimlerin Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 2 yıllık zorunlu hizmeti olduğunu, bu zorunlu hizmetin bitirilmediğinde özel hastanelerde çalışılamadığını ifade eden Kayataş; “Ben zorunlu hizmetimi yapıyordum, bu süreçte bir yılım doldu fakat daha 8 ayım vardı. Bir dilekçe yazıp zorunlu hizmetten muaf tutulmak istediğimi beyan etmem gerekiyor. Ancak bu şekilde özel hastanelerde çalışabiliyorum. Bu dilekçemi yazdım ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne verdim. Yasal olarak 30 gün içerisinde cevap vermeleri gerekiyor. Dilekçemin cevabını bekliyorum.” dedi.

Kendimi var etmek için yaşama alanı bulmaya çalıştım”

Programın devamında Armağan Çağlaya’nın sorularını yanıtlayan Kayataş; güçlü olmak zorunda bırakıldığını, hata yapma lüksü olmadığını, çifte standarta ve haksızlığa katlanamadığını dile getirdi. Kayataş: “Sürekli kendime iyi hissetmek zorunda olmayı hatırlatıyorum. Çünkü ben ne yaparsam yapayım toplumun bir kesimi tarafından her zaman haksız görüneceğim. Kendimi var etmek için yaşama alanı bulmaya çalıştım. Yaşamış olduğum deneyim benim kadınlığımdan bir şey eksiltmiyor.” ifadelerini kullandı.

“Ailemle 10 yıldır görüşmüyorum”

Çağlayan’ın aile ile ilgili yönelttiği soruya; “Ailemle 10 yıldır görüşmüyorum. Çünkü kendimi tanımlamam ve farketmem lise yıllarında başladı, zaten yatılı okumuştum. Lise’nin sonlarına doğru sürtüşmeler başlamıştı. İstanbul’a geldikten sonra da kendim görüşmek istemedim” cevabını veren Kayataş, ailesinin hiçbir zaman kendisini kabul etmediğini ve desteklemediğini, bu nedenle iletişimini kestiğini belirtti. 

“Güçlü olmayı ben seçmedim, zorunda bırakıldım.”

Armağan Çağlayan son olarak Kayataş’a doktorluktan men edilme sürecine dair duygularını sordu. Kayataş sürece dair: “Bu yaşadığım süreçler beni biraz umutsuz hissettiriyor. Aslında güçlü bir insanım ama güçlü olmayı ben seçmedim. Buna zorunda bırakıldım. Hata yapma şansım yok. Hep güçlü olmak, mücadele etmek, kendimi kanıtlamak zorundayım. Memuriyetten men edildiğimde çok şaşırdım. Bu çok ağır bir yaptırım, bir insanı işssiz bırakıyorsunuz. Doktorluk için yıllarca çalışıyorsunuz. 10 yıllık bir emek var ve bunu yok ediyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Türk Tabipler Birliği her zaman arkamdaydı ve her zaman destekçimdi. Hukuki süreci yakından takip ediyorlar. 

 

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org