Ardacım kendini tanıtır mısın'

 

Merhaba. Ben Arda, 180, 70, 27(Kahkaha atıyor). Kendini tanıtır mısın deyince sitede konuşuyorum sandım biran. Bu küçük ve soğuk şehirde doğdum. İlk defa burada aşık oldum, seviştim ve ayrılığı tattım. Üstüne bir de evlenmek zorunda kaldım.

 

Nasıldı peki bu hislerin tümü'

 

Aslında çok karmaşık. Çocukken biliyordum, farklıydım. Ama buralarda diğer yerlere göre biraz daha zor bu farklılığı yaşamak. Arkadaşlarım kızlardı. Gelin-Damat oyunu gibi oyunlar oynuyordum ve tabi ki gelin ben oluyordum (Yine o şen kahkahasını atıyor). Ablamların kıyafetlerini giyiyordum gizli gizli. Bu oyun ortaokul sonlarına kadar sürdü. Sonra benim gibi başka insanlarla tanıştım. Benim gibi diyorum çünkü o dönem bunun ismini bilmiyordum. Onlarla takıldıkça da içimdeki kadın daha fazla ortaya çıkıyordu. Bunun önüne geçmek gibi bir niyetim yoktu. Ama büyüdükçe üzerimdeki baskı artıyordu. Ben de bir gün evden kaçıverdim. Samsun'da bir trans varmış onun yanına gittim ve 6 ay kadar onunla yaşadım. Koli kesmeyi filan öğrendim burada.

 

Sonra ne oldu'

 

Sonra abimler beni bulup zorla köye getirdiler.Öldürecekler diye korkuyordum. Saçlarım boyamıştım, tırnaklarımı da. Hepsini kestiler. Öldürmediler ama ölmüş gibi hissediyordum. Sonra bana köyde bana aşık olan bir kuzenim varmış. Bana açıldı. Heyecanım yeniden gelmişti. Yaşamak istiyordum. O zor günlerde beni seven bu adamın olmalıydım. Nitekim oldu da. Ama köy yeri, hemen duyuluyor. Ailem telefonumu aldı elimden. Ama engelleyemediler. Bir gün gizlice buluştuk. Ve onun olmuştum. Sonra ayrıldık.

 

Neden ayrıldınız' Ailen mi engelledi'

 

Hayır. Köy yerinde adım hemen çıktı. 17 ya da 18 yaşındaydım. Tecavüze uğradım. Sevgilim dediğim herif bunun olacağını biliyormuş. Ne öncesinde ne de sonrasında sesini çıkarmadı. Çok gücüme gitti bu durum. Sevdiğini korumuyorsa, sevmiyordur bence.

 

Bu durum seni çok yıpratmış olmalı, sonra ne yaptın'

 

Ne yapacağım. Kaderime boyun eğdim biraz da. Ne yapabileceğimi de bilmiyordum. Böyle olmasam başıma gelmezdi diye düşünüyordum o dönem. Şikayet filan da edemedim olay çok yayılmasın diye. Ama en ağırı sevdiğim adamın yanımda olmayışıydı.

 

'Artık Son Bulsun Bu Acımasızlık'

 

Bütün bunlar oldukça üzücü oluyor benim için. Arda'nın aslında kahkahalarının altında böyle acılar biriktirmiş olması güçlendirmiş olmalı sesini. Anlatsın istiyorum o da devam ediyor hemen.

 

Peki sonra'

 

Sonra bir kızla evlendirdiler. İki de çocuk yapmak zorunda kaldık.

 

Köyde herkes tarafından bilindiğini söyledin. Nasıl oldu bu evlilik işi'

 

Bir şekilde evlendirdiler beni. Karım da biliyordu. Ama elinden bir şey gelmiyordu. Ona bunun değişmeyeceğini anlattım. Böyleydim. Çocuklarımız olduktan sonra zaten onlar için çalışmaya ve yaşamaya başladık.

 

Ailenle nasıl aran şimdi'

 

Dediğim gibi herkes biliyor. Bazen yengemle oturup erkekleri çekiştirip gülüyoruz. Abilerim ise kabus gibiler. İki defa arabamda makyaj malzemeleri yakaladılar. İlkinde karıma aldığımı söyledim. İkincisinde buna inanmadılar. Baya üstüme geldiler. Ben de artık mesaiye kaldığımı söyleyip bazı geceler şehirdeki arkadaşlara gidiyorum. Hatta diğer köylerde yaşayan kızlar da geliyor bazen.

 

Diğer köylerde yaşayan kızlar'

 

Evet, onlar da benim gibi, dönmeler yani. Evlenmek zorunda kalmışlar. Ama bir şekilde birbirimizi bulup tanıştık. Küçük şehir olunca bazı şeyler zor olsa da dedikodu çabuk yayılıyor anacım. Bazen arabayla gidiyorum geceleri. Köyün dışına bir yere park ediyorum. Köy meydanına elimde bir fenerle gidip bekliyorum kızları. Sonra arabaya doluşup doğruca şehir merkezindeki bir arkadaşın evine gidiyoruz. Sonra makyajlar yapılıyor, müzik açılıyor. Dans ediyoruz. Peruklarımızı takıp sevgililerimizi çağırıyoruz. Ama sabah erkenden yine bütün bunlar olmamış gibi evlere ve işlere dağılıyoruz.

 

Eklemek istediğin bir şey var mı'

 

Eklemek istediğim bir şey' Bak yeni bir yıla giriyoruz. Bir sürü insanı öldürdüler. Bazıları savaşta öldü. Kimin savaşı bilmiyorum. Bildiğim tek şey insanları istedikleri gibi yaşamadıkları için öldürüyorlar. Bir sürü de travestiyi, transseksüeli öldürüyorlar. Aynı şey bence. Yeni bir yıl olsun istiyorum gerçekten artık. Çünkü çocukları, kadınları öldürmesinler istiyorum. Herkes istediği dili konuşsun, istediğini giysin. En çok da bunu istiyorum. Herkes istediğini giyip istediğiyle sevişebilsin. İnsanın sevdiğine dokunamaması çok kötü. Bunun için dayak yemesi çok kötü. Saçlarının, tırnaklarının kesilmesi çok kötü. Artık son bulsun bu acımasızlık.

 

Röportaj: Ozan Uğur

 

<!--EndFragment-->

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org