Bize biraz kendinden bahseder misin'

 

Adanalıyım, 25 yaşındayım. İlkokul mezunuyum. O dönem okulu bırakmak istemiştim çünkü pantolon giymek istemiyordum. Ailem de zorlamadı okumam için. Ama çok araştıran bir insanım. Bu nedenle dışarıdan okul okudum diyorum.

 

Oyunculuk maceran nasıl başladı'

2013'teki Trans Güzellik Yarışması ardından heteroseksüel kadınların yarıştığı bir yarışmada da finale girdim. Bu süreçte bir çok gazeteye röportajlar verdim. Modellik teklifi geldi. Aynı zamanda 3 farklı sitede de yazmaya başladım. Radikal'in bloğunda da yazıyorum. Şarkıcılık yapıyorum. Bunların ardından film için teklif geldi. 'Köpek' filminin seçmelerine benim dışımda da trans kadınlar katılmıştı. Elemelerde ben seçildim.

 

 

Güzellik yarışmalarından bahseder misin' Neler yaşadın, nasıl geçti'

 

 

Trans Güzellik Yarışması'na katıldığımda LGBT camiasının tepkisi 'böyle bir şey olur mu!' şeklinde olmuştu. Çok üstüme gelmişlerdi. Yarışmanın amacının sadece güzellik yarışı olduğunu düşünmüşlerdi. Ama benim amacım LGBT'lerin sorunlarını bu yarışma sayesinde gazetelere taşımaktı. Ki nihayetinde de böyle oldu. Verdiğim bütün röportajlarda kendimi ön plana çıkarmak yerine yaşanılan sorunları anlattım. Bir röportajımda kimlikte renk farkı kaldırılsın demiştim. Diğer bir röportajımda da dönemin başbakanından yasalar istemiştim. Bundan sonra bana modellik teklifi geldi. Heteroseksüellerle yarışıp finale girdim. Amacım transların bu yarışmalarda yer alabileceğini göstermekti. Böylece modellik serüvenim başladı.

 

Peki bir oyuncu olarak nasıl çalışıyorsun ve tabi ki biraz da filmden bahseder misin'

Bir menajerim yok, bir ajansa kayıtlı değilim. Serbest çalışıyorum. Film 3 farklı hikayeden oluşuyor. Benim oynadığım rol bir trans kadının aşk hikayesini anlatıyor. Yani öyle fuhuş, kavgalar filan değil. Tamamıyla bir transın aşk hikayesi.

 

 

Yakın zamanda Zürih'te filmin galası yapıldı. Yönetmen Esin Hanım da bildiğimiz kadarıyla İsviçre'de yaşıyor. Zürih yolculuğun nasıl geçti, tepkiler nasıldı'

 

 

Çok güzeldi. Salon doluydu biletler bitmişti. Katılımcıların @ İsviçreliydi. Geri kalan katılımcılar Almanya, Fransa gibi farklı ülkelerden gelmişti. 2 katlı bir salondu. İsviçre'nin en büyük salonlarından bir tanesiydi. İnsanlar gözlerimdeki o acıyı hissetti. Film bitiminde 5 dakika boyunca alkışlandı. Bana yapılan iltifatlar, herkesin foto çekinmek istemesi bunlar bir trans için çok önemli. Zürih'in en büyük opera salonunda ödül gecesi düzenlendi. Dünya starları da oradaydı. Çok güzel bir ödül töreniydi. Bizim filmimiz ödül almadı. Filmin başarısızlığından dolayı olduğunu düşünmüyorum bunun ama bizim için en büyük ödül orada bulunmaktı. Benim oraya gitmem, orada yürümem, İsviçre'nin en prestijli ödül töreninde yer almak, dünya basınının yoğun ilgisi; bütün bunlar benim için çok önemliydi. Diğer ödül ekstradan olacaktı.

 

Film Türkiye'de ne zaman gösterime girecek'

Bunu bilmiyorum. Festivaller bekleniyor öncelikle. Bu nedenle gala ne zaman olacak bilmiyorum.

 

 

Kayıp Şehir dizisi ile ünlenen Salih Bademci ile başrolü paylaşıyorsun filmde. Peki Türkiye'deki oyuncu arkadaşlarınla çalışmak nasıldı'

 

 

Hepsi benim için çok güzel deneyimlerdi. Arkadaşlarım bana her konuda yardım etti. Yönetmenin güveni de çok destek oldu.

 

 

Son dönemlerde Seyhan Arman, Ayta Sözeri ve Esmeray gibi bir çok trans oyuncu başarılı işlere imza atıyor. Türkiye'deki diğer trans oyuncularla iletişimin nasıl'

 

Seyhan Arman ve Ayta Sözeri arkadaşlarım. Bu nedenle onlarla da paslaşıyoruz. Özellikle yakın arkadaşım olan Seyhan'ı arayıp sık sık konuşuyorum. İnşallah daha iyi yerlere geliriz hepimiz çünkü iyi yerleri hakettiğimizi düşünüyorum.

 

 

Peki film sürecinde oyuncu koçluğu ya da oyunculukla ilgili özel bir danışmanlık hizmeti aldın mı'

 

 

Oyuncu koçluğu için iki sefer gönderdiler beni ama yönetmen doğal halimle kalmamı istedi. Ben de doğal bir oyunculuk çıkardım ortaya, bir nevi de kendimi oynadım zaten.

 

Peki bundan sonra profesyonel anlamda oyunculuk yapmayı düşünüyor musun' Bununla alakalı görüşmelerin var mı' Kendini geliştirmek adına neler yapmayı planlıyorsun'

İsviçre'den bir teklif geldi. Ama önümüzdeki aylar mı olur yıllar mı olur henüz belli değil. Türkiye'de tabi ki ben de sinemada, kliplerde, reklam filmlerinde oynamayı istiyorum. Ama rolün illaki bir trans rolü olmasını istemiyorum. Bir avukat ya da hemşire olabilir. Çünkü bu ülkede insanlar transları sadece gördükleri gibi algılıyor.

 

Türkiye'de KuirFest isminde bir LGBT filmleri festivali düzenleniyor. Bu festivale daha önce katıldın mı ya da katılmayı düşünüyor musun'

 

Tabi ki filmimin de festivale gitmesini isterim ve tabi ki katılırım. Ama benim derdim sadece festivalde yer almak değil. Film yayınlamasa da katılırım, elimden gelen ne varsa yapabileceğim her şeyi de yaparım. Benim derdim bu ülkede trans bireylerin sadece seks işçiliği ile anılmaması. Mücadele etmenin başka yolları olduğunu da göstermek. Kafana peruğu taktığın anda seks işçisi olarak anılıyorsun. Ama bu böyle değil. LGBT'lerin başardığı şeyler diğer insanlara ulaşmadıkça böyle anılmaya devam edecek. Yaptığımız başka işlerin de duyulması gerekiyor.

 

Hatırladığım kadarıyla geçen sene 20 Kasım'da yapılan Trans Fashion Show'da bir kostümle sahneye çıkmıştın. O anki duyguların neydi, nasıl dahil oldun bu organizasyona'

 

Öykü Ay aradığında 'Sahneye çıkar mısın'' dedi. Ben de başka bir projem olduğunu söylemiştim.  Daha önce ünlü modacılara da bahsetmiştim. Kadın pedinden yapılmış bir gelinlik ve üstüne kadın cinayetlerine, trans cinayetlerine kurban gidenlerin isimleri kanlarla yazılacaktı. Trans modacı Elçin Tekin ile bunu tasarlayıp birlikte yürüdük. İnsanlar çok ağladı. Amacımız ağlatmak değil mesaj vermekti ama maalesef bazı mesajlar ağlatıyor.

 

LGBT dernekleri görünürlük çalışmaları yapıyor ve bildiğimiz kadarıyla sen de bu çalışmaları takip ediyorsun. Senin derneklerle ilgili düşüncelerin neler'

3 yıl önce Taksim'de 20 Kasım Nefret Cinayetlerini Anma Günü yaptığımızda bir Ebru Kırancı vardı, bir de başka bir trans kadın bizimle. Soğuk bir kış günü ellerimiz donarak o mumları yakıp bekledik. Başka hiç bir trans birey yoktu. Biz böyle mücadeleler verip bir şeyler yapmanın peşine düştük. Sonra bunlar ilerledi. Birçok derneğin birçok faaliyetinde, eyleminde bulundum. En önde oldum. Kendimi göstermek için değil diğer transları cesaretlendirmek içindi. Ama ben trans güzellik yarışmasında da yalnız bırakıldım. Heteroseksüellerle ilk girdiğim o yarışmada da yalnız bırakıldım. Bir çok durumda yalnız bırakıldım. Bunun yerine göstermeyecek dedikleri basın benim yanımda oldu. Bu da beni tabi ki kırdı. Allah göstermesin nefret cinayetleri dışında hiç bir eyleme katılmama kararı aldım. Herkese de kendi kendinizin derneği olun diyorum. Güvensizlik değil bu. Yalnız bırakıldım. Kendi yaptıkları küçücük bir etkinliği bile uzun yazıp paylaşanlar benim bir fragmanımı bile yayınlamadı. Ne Kaos GL'yi ne Lambda İstanbul'u ne de İstanbul LGBTT'yi yanımda görmedim. Bunun yayınlanması için onlarla iç içe olmama gerek yoktu.

 

Peki diğer illerdeki oluşumları takip edebiliyor musun' Memleketin Adana'da da Queer Adana isimli bir oluşum var mesela. Bunlardan haberdar mısın ya da ilişkin var mı'

 

İstanbul dışındakilerden sadece Kaos GL'yi biliyorum. Diğerlerini de biliyorum ama bir ilişkim yok. Sayfalarda sadece çok az iletişim bilgisi var. Ben bunu istemiyorum. Bir derneğe başvurup ilişkilenmek istemiyorum. Onların derdi insanlar bize ulaşsın, bizim derdimiz onlar bize ulaşsın. Bunun artık ortak bir platformda ortak bir yolla halledilmesini istiyorum.

 

Trans Melekler'le iletişimde misin'

 

Öykü Ay'ın projelerini destekliyorum. Ama bir şeyi sadece yapmak için yapmak istemiyorum. Olacaksa bir mesaj versin istiyorum. Ama elimden geleni yaparım içlerinde yer almasam da.

 

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı'

 

Bu konuyla alakalı ilk röportajı size verdim. Bunu önemsediğiniz için Pembe Hayat Derneği'ne ve çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. İnsan isterse çok şey başarır. Trans bireylerin yaptığı işler İnşallah daha çok görünür olur.

 

 

Röportaj: Ali Can Kalan

Düzenleyen: Ozan Uğur

<!--EndFragment-->

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org