Abarttığımız coşku diyorum çünkü otobüslerde yol boyu türkülerle, çektiğimiz halaylarla, karşılaşmadığımız engellemelerle vardığımız o GAR'da  'kıl payı', 'tesadüfen', 'şans eseri' duygularının utancıyla birbirimizin gözüne bakamıyoruz. Umutları yarım bırakılan yoldaşlarımızın ardından, onlara bir daha asla sarılamayacak olmanın sızısı bir yana, son yolculuklarında orda olamamanın acısıylayız. Kimimiz Dilan'ı, kimimiz Şebnem'i, kimimiz Gökhan'ı, Bilgen'i, kimimiz Yılmaz'ı, Gülhan'ı' uğurlamaya yetişebildi ancak.

Yitirmiştik, eksiktik bir de böyle eksildik.


Biz o GAR'ı dolduran on binler, korkunun hükümranlığından korkmayanlarız. Acımızı dimdik yaşayıp, yoldaşlarımızın yarım kalan gülüşlerine, umutlarına sahip çıkanlarız. Çünkü soracak hesabımız var.
 

 

Evet, henüz gülemiyor, uyuyamıyor, yiyemiyor, çocuklarımıza dokunamıyoruz belki. Girmek istemiyoruz evlerimizin kapısından içeri. Evet belki de hala düğüm düğüm boğazımız, gözyaşlarımız kontrolsüz. Varsın öfke hariç tüm duygularımızı yitirdiğimizi de hissediyor olalım. Hem tüm yaşadıklarımızı, tanıklıklarımızı, o andaki çaresizliğimizi de kazımış olalım hafızalarımıza. Varsın şimdi 'affedin bizi yoldaşlar, sizi koruyamadık' suçluluğu asılmış olsun boynumuza. Kendimizle kalmaktan da kaçalım ne çıkar. Değil mi ki; 'en güzel günlerimizi kabusa çevirenleri mutlaka bir gün, en tatlı uykularından uyandıracağız.' İşte o gün yarım kalan türkülerimizi, marşlarımızı söyleyecek, halaylarımızı bitireceğiz.

Suruç Katliamının ardından hep bir ağızdan , 'İyi değiliz, iyi olmayacağız'' demiştik. Ardından Cizre'de, Silopi'de, Varto'da, Diyarbakır'da söylemeye devam ettik; 'İyi değiliz,iyi olmayacağız ''diye. Ama şimdi ''İNADINA İYİ OLACAĞIZ'' deme zamanı.

 

'Ateş en fazla sönerken duman çıkarır' diyormuş bir Kızılderili atasözü. Bu katliamlar, bombalar, yerde sürüklenen bedenler, dondurucuda bekletilmeye mahkum edilen cenazeler bu sönen ateşin dumanı değil mi' Biten saltanatın, son bulan iktidarın, kurtulmaya çalışan diktatörlüğün dumanı değil mi' O halde şimdi 'İNADINA İYİ OLACAĞIZ' deme zamanı.

 

Başbakanın 20 canlı bombacıyı yakalayamayacağını söylerken hepimize vermek istediği, ''korkun, kaçın, vazgeçin, teslim olun' mesajına karşı şimdi İNADINA İYİ OLACAĞIZ deme zamanı.

 

 

ŞÜKRAN KABLAN YEŞİL

<!--EndFragment-->

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org