Pembe Hayat olarak stajyerlerden yana genellikle yüzümüz gülmüştür, ama Pia kapıdan girdiği anda enerjisi, yarım ama pes etmeden geliştirmek istediği Türkçesi ile hemen pozitif elektriğini derneğe adeta saçıyor.

 

Pia 2012 yılından bu yana Berlin’de Eşcinsel Danışma Merkezi’nde çalışıyor. Bir yıl öncesine kadar bu merkez yalnızca geylere hizmet verirken, 1 yıl önce  “Queer Leben” isminde bir bölüm açılarak trans ve intersekslere de hizmet verilmeye başlanıyor. Bu tarihten itibaren de Pia Queer Leben bölümüne geçerek translara tüm yasal süreçlerde yardımcı olmaya başlıyor. 

 

Çalışma Alanı Bulamadıkları için Almanya’daki Transların Çoğu İşsiz

 

Pia, Eşcinsel Danışma Merkezi’nin genel olarak birçok yerden fon aldığını fakat gelirlerinin büyük bir kısmının Berlin’in kendi sağlık politikalarından kaynaklı merkeze ayrılan fondan sağlandığını belirtiyor, yani son kertede devletten.

Almanya’da hükümet tarafından istihdam dışı bireylere düzenli olarak işsizlik maaşı ödeniyor. Malum-u ilam, Türkiye’deki gibi Almanya’da da transların çoğu istihdam dışı olduğu için bu merkeze başvuran transların tamamı işsiz.

Queer Leben’in de kendi içerisinde iki bölümü var. Trans ve İnterseks Danışma Merkezi ve Trans ve İntersekslerin Topluma Entegrasyonu Desteği. Pia ikinci bölümde çalışıyor ve bu bölüm geçiş süreci ile ilgili tüm yasal süreci kapsıyor.

 

Almanya’da Translık Psikolojik Rahatsızlık Olarak Adlandırılıyor

 

Öncelikle söyleyelim ki Almanya’da isminizi değiştirmek için yada kimlik, pasaport gibi sizinle ilgili tüm yasal belgelerde cinsiyet bilginizi değiştirmek için hiçbir cerrahi operasyon geçirmenize gerek yok. Bu değişiklik için 2 ayrı psikiyatristten hissettiğiniz cinsiyetle size atanan cinsiyetin eşleşmediğine dair 2 ayrı raporunuz olmalı.  Tabi ki bu raporları alabilmeniz için psikiyatristlerin insiyatiflerine tabi olduğunuz bir sistem. Ne kadar zamandır böyle hissettiğiniz, çocukken bebekle mi arabayla mı oynadığınız, nasıl giyindiğiniz hakkında sorulan yaratıcı harikası sorularla geçen, 6 ay ile 1 yıl arasında sonuçlanan bir süreç. Ancak Pia, bu konuda iyi ilişkileri bulunan bazı psikiyatristler bulunduğunu ve onlar sayesinde sürecin kolaylaştığını belirtiyor. 

 

Aldığınız raporlarla davanızı açıyorsunuz ve  ardından geçmişinizden bugününüze kadar tüm bilgilerinizdeki cinsiyet bilginiz değiştiriliyor. Hatta Türkiye’de yaşadığımız bazı sorunlar hakkında bilgi verip inatla sorduğum “mesela ilkokul bilgilerimde, yada işe girerken önceki sgk bilgilerimde de hiç çıkmıyor mu yani' ” gibi sorularıma, kesinlikle bu bilginin kişinin tüm geçmişinde değiştirildiği ve kişinin bu bilgiyi hiçbir şekilde beyan zorunluluğu olmadığını belirtiyor. Hemen zorunlu kısırlaştırma konusunu açıyorum, 2011’e kadar aynı Türkiye’de olduğu gibi yasal olarak cinsiyet geçişinde üremeden tamamen yoksun olma şartının var olduğunu fakat 2011’de bu yasanın kaldırıldığını belirtiyor.

 

Pia’nın özellikle belirttiği en büyük problem translığın Almanya’da hastalık olarak geçmesi. Bazı süreçlerin kolay olması ne kadar olumlu olsa da, bu süreçlerin tamamının “hastalık” etiketi altında yürütülüyor olması, psikiyatrinin bu süreçte çok ağırlıklı yer alması Almanya’da trans hakları konusunda değişmesi gereken büyük şeylerden biri olarak görülüyor. Tüm bu süreçlerin translardan bağımsız kararlara bağlı olması trans hakları savunucularının özellikle vurguladığı noktalardan biri. 

 

 

Hormon Kullanımı ve Operasyon için Yaş Sınırı Bulunmuyor

 

Almanya’da cinsiyet geçiş ameliyatları devlet tarafından karşılanıyor. ancak öncesinde yukarıda bahsettiğimiz süreci tamamlamış olmanız gerek. Yani öncelikle 2 psikiyatristten raporunuz hazır olmalı. Ayrıca 18 aylık bir terapi sürecine başlamalı ve tamamlamalısınız. 6 aylık hormon terapisini tamamlamalı ve 1 yıldır düzenli olarak hormon kullanıyor olmalı ve 1 yıldır trans olarak yaşıyor olmalısınız. Tüm bunları süre olarak hesapladığınızda 3-4 yıllık bir süre demek oluyor. Yani aslında Almanya’da operasyon süreci uzunluğu ve yoruculuğu ile bizden pek de farklı sayılmıyor. Geçmişte hormon alımı ve operasyon için 25 yaşını doldurmak gerekirken Pia, artık yaş sınırının kaldırıldığını ve ergenlikte de hormon kullanımına başlanabildiğini, fakat psikiyatristlerin çok daha dikkatli incelemelerde bulunduğunu aktarıyor. 

 

Aslında Almanya’da Eşcinsel Evliliği Yapabilirsiniz

 

Tüm bu bilgileri aldıktan hemen sonra açık aramaya başlıyorum. Tabi ki evlilik konusunu açmazsam olmaz çünkü meraklı bir trans olmak bunu gerektirir. Almanya’da eşcinsel evliliğin yasal olmadığını belirtiyor Pia. Ardından daha önceleri cinsiyet değişimi için evli olmamak, yada evli ise boşanması gerektiği ile ilgili yasanın kaldırılmış olduğundan bahsediyor. Yani evliyseniz de cinsiyet değiştirebilir ve evli bir çift olarak hayatınıza devam edebilirsiniz. Pia bu durumların yaşanabildiğini, örneğin bir trans erkeğin çocuk doğurabildiğini ancak medyanın bunu “Erkek çocuk doğurdu” gibi garip şekillerde haberleştirdiğini belirtiyor. 

 

Bunun dışında eşcinsel çiftler için “same-sex union” denilen bir uygulama mevcut. Bu sözleşme türü uygulama ile örneğin, çiftler hastane ve hapishanelerde ziyaret haklarından faydalanabiliyorlar. Ancak tabi ki de yüceeğ kadın-erkek evlilik haklarından yararlanamıyorlar. Çocuk sahibi olamayan heteroseksüel çiftlerin tedavi masrafları karşılanarak çocuk sahibi olmaları sağlanıyor, evli çiftlere devlet çeşitli yardımlarda bulunuyor. Eşcinsel çiftler ise bu haklardan faydalanamıyor. Partnerinizle çocuk yapmaya karar verdiyseniz masrafları kendiniz karşılamanız gerekli ve çok ciddi bir maliyetten bahsediyoruz. Aynı zamanda partnerinizle çocuk sahibi olmaya karar verdiniz ve partneriniz doğum yaptıysa, sizin çocuğunuzu evlat edinmeniz gerekiyor. 

 

Tüm Danışanlarla Ayda En Az İki Kez Grup Aktiviteleri

 

Pia, Queer Leben’da Transların ve İntersekslerin Topluma Entegrasyonu bölümünde transların ameliyat süreçleri ve tüm yasal uygulamalarla ilgileniyor, başvuru formlarını dolduruyor, doktorlarla iletişime geçiyor, translarla birlikte mahkemelere gidiyor, yani herşeyi birebir takip ediyor. Bölümün diğer bir güzel tarafı, ayda bir yada iki kez grup aktiviteleri yapmaları. Grup aktivitelerinde tüm danışanlar toplanıyor bovling, bilardo oynama, müze gezme, piknik yapma, yada bir kafede oturup sohbet etme gibi aktiviteler yapıyorlar. Bu şekilde danışanlar arasında bir dayanışma oluşuyor, arkadaşlıklar doğuyor, hatta aralarında birbirlerine aşık olup ilişkiye başlayanlar olduğunu belirtiyor Pia. Aynı zamanda birebir danışan ve danışman ilişkilerini de çok önemsiyorlar. Danışmanın danışan ile birebir zaman geçirmesi için ayrı bir ödenekleri mevcut, Pia bir çok danışanı ile yemeğe, sinemaya gitmek gibi aktiviteler yaptığını ve transların sosyal yaşama entegre olmaları için bunun çok önemli olduğunu söylüyor.

 

Konuşmanın bu noktasında Türkiyeli komşuculuğumla “e artık sen Almanya’ya dönünce biz de geliriz biz de yararlanırız yabancı mıyız şunun şurasında” gibi geyikler yaparken acı gerçekle yüzleşiyorum. Öncelikle Almanya sadece bazı avrupa ülkelerinden gelenlere sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı veriyormuş, bir de bahsettiğimiz Eşcinsel Danışma Merkezi’nin hizmetlerinden faydalanabilmek için Berlin’de kayıtlı olmanız yani orada yaşamanız gerekiyormuş. Çünkü Berlin yönetimi bu fonu Berlin’de yaşayanlar için sağlıyormuş. 

Pia, bir yıldır faaliyet gösteren Queer Leben’da şimdiden 70’in üzerinde transa hem danışmanlık hem de yasal süreçlerde birebir yardım sağlandığını belirtiyor. 

 

Ve ben hizmet alabilmek için Berlin’de yaşamamız gerektiğini öğrenince tabi ki madileşiyorum, Pia’nın ağzına lafları tıkıp tamam yeter diye röportajı sonlandırıyorum.

İşin şakası bir yana, Pia verilen hizmetlerin yetersiz, devletin translarla ilişkilerinin zayıf, tıbbın translara hastalık kafesi içerisinde tedavi gözüyle bakışının yanlış olduğu konusunda tüm trans hak savunucularının aynı fikirde olmasının ve hep birlikte mücadeleye devam edilmesinin gerektiğini belirtiyor. 

 

Pia, röportaj esnasında işini çok sevdiğini defalarca belirtiyor. Son olarak söylemek istediği bir şey olup olmadığını sorduğumda ise dünyanın en samimi cevaplarından birini alıyorum; Kimsenin hayatını tamamen değiştiremeyeceğimi biliyorum, ama ben insanlara kendilerine yardım edebilmeleri için yardım ediyorum.

Hande

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org