Bu soruyu İrlanda'nın ilk ve en büyük trans öz örgütlenmesi olan TENI (Transgender Equality Network Ireland)'den Broden Giambrone'ye sorduk.

 

Broden'a göre evlilik eşitliği hareketi İrlanda'da LGBT hakları meselesinin ulusal gündem olmasını sağladı. Ancak yine de trans haklarının arka planda bırakılmadığından emin olmanın önemine vurgu yapıyor.

 

Translar, İrlanda Devleti tarafından henüz yasal tanınmaya sahip değiller. Bu da pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Transların önemli ölçüde hala marjinalleştirildiklerinden ve günlük yaşamlarında ayrımcılığa maruz kaldıklarından bahsediyor, Broden.

 

'Uygun ve erişilebilir sağlık hizmetlerinden birçok trans faydalanamıyor.'

 

Evlilik Eşitliği için gerçekleşen halk referandumundan ezici bir oranda 'EVET' oyu çıktı. Bu da halihazırda parlamento gündemine sunulmuş olan Cinsiyet Tanınma Yasası'nın revize edilmesine neden oldu. Referandumdan önce yasa tasarısında var olan ve cinsiyet kimliğinin tanınması önünde engel teşkil edecek bir kriter olarak ('zorunlu boşanma') ön koşul olmaktan çıkarılmak zorunda kaldı. Yani, evli transların yasal olarak cinsiyet kimliklerinin tanınması için gerekli tutulabilecek 'boşanmış' olma önkoşulu fiilen de hukuken de evlilik eşitliği yasası referandumuyla birlikte ortadan kalkmış oldu.

 

Broden bu durumu şöyle ifade ediyor: 'Evli translar aileleri ile yasal cinsiyet kimliği tanınması arasında zorunlu bir tercih yapmayacaklar artık. Bu da aslında tüm LGBT topluluğu üyeleri arasında, aynı zamanda sivil evlilik ve cinsiyet kimliği tanınması meseleleri arasında doğal bir bağ yaratıyor.'

 

'İrlanda'da trans hakları aslında LGB (lezbiyen, gey ve biseksüel) haklarının gölgesinde kalıyor.'

 

Trans cemaatinin görünürlükle alakalı karşılaştığı sorunlar ve anlanma eksikliğinin hala mevcut olduğunu vurgulayan Broden, tam da bu nedenle evlilik eşitliği hareketinin yarattığı ivmeyi transları destekleyecek bir güce evriltmek gerektiğini söylüyor.

 

'Geride bırakılmamalıyız. Evlilik eşitliği her ne kadar önemli olsa da eşitlik mücadelesinde nihai bir nokta değildir. Aksine sadece önemli bir mihenk taşıdır. Tüm LGBT cemaatinin hakları için, homofobi, transfobi ve diğer baskı sistemlerine karşı dayanışma içerisinde olmak zorundayız.'

 

Referandumdan çıkan ezici çoğunluğun zaferi ile ülkede sosyal adalete dair ciddi olumlu bir hava yaratıldığı düşünülüyor.

 

Özellikle üreme hakları, göçmenler, göçebe ve Roman topuluklar gibi konular hak temelli bir bakış açısı ile tartışılmaya başlanmış. Katolik ve muhafazakar toplum yapısı ve devlet geleneğiyle bilinen, evlilik öncesi cinsel ilişkinin yakın tarihe kadar toplum ve din adamlarınca çok büyük ayıp ve günah olarak tanımlandığı, kürtajın yasak olduğu, erkek egemen bir İrlanda'nın yaşadığı toplumsal değişimi görmemek imkansız.

 

Tüm bu değişime dair Broden'ın yorumu şu oluyor: 'Ortada geniş bir uzlaşı var; evlilik eşitliğinin ilerlemeye dönük önemli bir adım olduğuna ve sembolik olarak önemine dair. Ancak, bu, haklar mücadelesinde bir son manasına gelmiyor. İrlanda'nın değiştiğine dair bir algı var ve bu algı geri kalmışlığa neden olmuş muhafazakar Katolikliği artık atma gücüne sahip. Toplumsal ilerlemenin mümkün olduğuna dair geniş bir inanç var.'

 

İrlanda Parlamentosu gündeminde olan Cinsiyet Tanınma Yasası tasarısı bir süredir TENI'nin ısrarla mücadele ettiği konulardandı.

 

Yasa tasarısı tıpkı pek çok Avrupa Konseyi ülkede olduğu gibi translara yönelik cinsiyet kimliği tanınmasını 'zorunlu kısırlaştırma', 'boşanmış/bekar olma', bir dizi ameliyat ve psikiyatrik kurul onayı gibi önkoşullara bağlamaktaydı. TENI aktivistleri ise yürüttükleri lobi faaliyetleri ile bu yasa tasarısının değişmesi gerektiğini, cinsiyet kimliği tanınmasının kişinin beyanı üzerinden yapılması gerekliliğini vurguluyorlardı.

 

Bu süreci ise Broden şöyle anlatıyor: 'İrlanda yakında cinsiyet tanınma yasasını yürürlüğe sokacak. TENI daha kapsayıcı ve ilerici bir yasama istiyor. Umuyoruz ki referandumun geçmesinin yarattığı ivme ile Hükümet siyasi cesaret gösterir ve bu yasa tasarısı kişinin beyanı ve insan haklarına uyumlu bir esasta düzenlenir.'

 

3 Haziran tarihinde uzun süren uğraşlar ve kamuya dönük kampanyalarla TENI, yasa tasarısında talep ettiği ilgili değişikliklerin olmasını sağladı. İrlanda Parlamento gündeminde yasalaşmayı bekleyen Cinsiyet Tanınma Yasa tasarısının maddeleri değiştirilerek; 18 yaşından büyük kişiler için beyanı esas alan ve 'zorunlu boşanma' maddesini iptal eden yeni bir hal aldı.

 

(Ali Can Kalan, Pembe Hayat)

(Kapak fotoğrafı: Alison McDonnell)

 

<!--EndFragment-->

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org