Sabah kolisinin ardından, hava miss gibi tam da yeni ve minnoş örgütüm Pembiş’e yazı yazmalık diye düşündüm ve aldım elime sazımı. Harika bir medya eğitimi sonrasında mükemmel tatta bir resepsiyon gecesi ve  mükemmel arkadaşlıklar.. En nihayetinde beklenen o gün…

                                              

     17 MAYIS

 

   Geçen yılki İstanbul Onur yürüyüşünden sonra ilk kez bu kadar LGBT’yi bir arada görmek çok mutlu etti beni. Sapkınlar, orospular, ibneler, nonoşlar, toplar bu kez Ankara’daydı. İkinci dönüm noktamdı denilebilir. Bu kez Alican’ın deyimiyle yetersiz travesti olarak alanlardaydım. Özgür, mini, efil elbisemle bütün digin kolilerimi selamlamıştım. Zeki Müren kılıklı draglar, sakallı kadınlar ve saplı sultanların en mutlu olduğu o gün, Ankara yerinden oynadı.

                            

     ZORLA OKUTULAN KUR-AN’LARDAN ALANLARA

 

   Aslında bu yazımda da yine kendi iç dünyamdan bahsedeceğim. Çok değil iki yıl öncesinde açıldığım kimliğim babama yapılmış en büyük kahpelikti. Onun için erkeklik kutsaldı.

Benim içinse önümde 17 cm’den ibaret bir uzuv. Ben eşcinselim dediğimde benim için dünya yeniden kuruluyor gibiydi. Okulum elimden gitmişti, burnumu kapıdan çıkartsam arkamda annemin beni takip ettiğini görüyordum. Tam 20 gün dışarı yalnız çıkamadan psikolog,psikiyatri kapılarını aşındırmıştık annemle. Kadındaki allah ümidi kimsede yoktu ve hala benden ümitli kızlar :) Velhasıl kelam, gelelim babama. Beni hala öldürmediğine bazen şükrediyorum. Annemin ve teyzemin de birçok kez durdurmalarıyla okkalı bir dayaktan kurtulmuştum. Her akşam bana abdest aldırıp kuran okutan ve “okuu!” diye bağıran bir adam, neredeyse aklını kaçırmak üzere olan annem.. Benim için kimlik mücadelesi aslında o vakitler başladı. Oldukça zorlu bu eril sistemin ibne evlatları olan bizler dünyayı ülkemizi, şehirlerimizi, kasaba ve mahallelerimizi döndürmeye çalışıyorduk.

  

     BEN SON OLMALIYDIM 

 

   Yaşanılan bir sürü psikolojik baskı, ben dini reddederken bana dinle yaklaşmaları, ev halkının sen hastasın ve iyileşeceksin gözü ile bakması zaten psikolojimi bozmak için yeterli nedenlerdi. Sonra döndüm dedimki bu erkek ülkede kimlik mücadelesi vereceğim ve okuyacağım. Onların bana aşağılık hasta gözü ile bakmalarına rağmen öğrenip yazacağım.          

                           

     AKRANLARIMA MESAJ

 

   Kurtuluş bizden sorulur kızlar. Bacak omuza verirken politika yapmayı unutmayalım. Her alanda kimliklerimizle var olmayı öğrenelim.. Dans edelim sevişelim Alican’la gülüp Demhat’la ağlayalım.. Öğrenelim, elimiz similyayla beraber kalem de tutsun, sadece süpet alıkmayalım aynı zamanda konuşabilelim. Sevgiler..

Derin

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org