Pelin Kalkan kimdir'

28 yaşındayım, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü’nde lisans eğitimimi tamamladım. Reklam yazarı olarak beş yıl reklam sektöründe çeşitli ajanslarda çalıştım. Ankara’da yaşıyorum. Yaklaşık on yıldır feminist ve lgbti hareketin içerisindeyim.

Feminist mücadele ile nasıl tanıştı ve bu süreç nasıl devam etti'

Lisans eğitimimim ilk yılında tanıştım kadın hareketiyle. Üniversiteli Kadınlar’ın eylemlerine katılmaya başlamıştım. Aynı yıldı sanırım Kaos GL’nin düzenlediği ilk Homofobi Karşıtı Buluşma’ya katıldım. Bir kere hayatınızın ve size yaşatılanların farkında olmaya başladığınızda, bir daha asla üç maymunu oynayamazsınız. Bu ülke çeşitli deneyimlerle bana da kimliklerimi öğretti. Bu kimliklere sahip çıkıp direnmezsem nefes alamayacağımı biliyordum. Sonuçta boşuna demiyoruz; aşk örgütlenmektir; yaşamak direnmektir diye…

LGBTİ aktivisti ve feminist olarak tanıyoruz seni, şu ana kadar neler yaptın (mücadele kapsamında)'

Eskişehir’de okurken bağımsız şekilde kadın mücadelesinin içerisinde yer aldım. MorEl Eskişehir LGBTİ Oluşumu’nu iki arkadaşımla birlikte kurduk. Lisans boyunca MorEl’de özellikle öğrenci LGBTİ’ler için gönüllü çalışmalar yürüttüm. Bir dönem Kaos GL’de lezbiyenler ve biseksüel kadınlar için mini bir projenin sorumlusuydum. Kaos GL Dergisi’nin bir ara yayın kurulunda da yer aldım. Tabii Pembe Hayat’la da pek çok yerde birlikte çalıştık. İş hayatı başladığında önce bir süre İstanbul’dayım, sonra Ankara’ya geldim, Feminist-Biz’in içerisinde yer aldım sonra Ankara Feminist Kolektif’in(AFK) kuruluş aşamasında yer aldım ve AFK içerisinde feminist mücadeleye hala devam ediyorum. Ben mücadeleyle sokakta tanıştım, sokağı her zaman çok önemsedim.

HDP’den Aday olma fikri nasıl gelişti ve adaylık sürecinden bahseder misin'

Aslında hiç aklımda yoktu adaylık, bir anda gelişti. HDP ve HDK’den kadınlar, beni önermişler ve bana teklif geldi sonrasında da birkaç toplantı alıp durumu değerlendirdik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Demirtaş için elimden geldiğince çalışmalara destek vermiştim. HDP benim umudum ve bu umudu büyütmek için eğer benim de yapabileceğim bir şeyler varsa neden olmasın diye düşündüm. Benim hayatımın merkezinde politika var ve hayatın her alanı politiktir dolayısıyla madem benden böyle bir talep var, üzerimize düşen görevi yerine getirme zamanı gelmiştir dedim. Birilerimizin artık kendini siyasette ortaya koyması lazım, sonuçta Türkiye siyasi tarihinde bir ilke de imza atmış oluyoruz. İlk defa genel seçimlerde açık kimlikli feminist bir lezbiyen aday adayı var. Bu ülkede LGBTİ’lere yönelik nefret cinayetlerinin, ayrımcılığın ve şiddetin diz boyu olduğunu düşünürsek belirli riskleri de almış bulunuyoruz. On yıldır benim tek bir derdim var; herkes istediği ve olduğu gibi özgürce yaşayabilsin. Bir insana bile temas edebilirsem, yanlış ya da yalnız olmadığımızı gösterebilirsem ne mutlu bana dedim hep. 

Yapmayı planladığın çalışmalar ve ön gördüklerin neler'

Yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasında savaşları düşünürsek ne zaman ne olacağı belli olmuyor, ülkemizin de bundan aşağı kalır yanı yok. Acaba bugün ne oldu diye başlıyoruz güne, bugün kaç kadın öldürüldü, bugün kaç eşcinsel işten atıldı, kaç çocuk gömüldü, kaç kişi polis şiddetine maruz kaldı… Ayrıca Türkiye siyasetine bakacak olursak dengelerin sürekli değiştiği bir durumu görebiliriz. O yüzden bir taraftan öngörülerde bulunmak zorlaşıyor. Yapmaya çalıştığım temel olarak ana akım siyasetin dışına çıkmak. ‘Ben bilirim’ yerine ‘Biz birlikte neler yapabiliriz, nasıl değiştiririz’ demek. Bu kapsamda sivil toplum örgütlerini ziyaret ediyorum örneğin. Seçimleri, politikayı nasıl gördüklerini, neleri talep ettiklerini ve sürdürülebilir bir diyalog ortamının nasıl örülebileceğini konuşuyoruz. Pembe Hayat’a da ayrıca teşekkür etmek isterim, çok verimli bir görüşme yaptık sizlerle de. Yapmayı planladığımız pek çok şey var; ayrımcılık yasa tasarısı, yeni anayasaya cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ekleme çalışmaları, kabahatler kanunu, seks işçilerinin hakları, madde 40’ın değişmesi, haksız tahrik indirimi uygulamasının kalkması, sığınaklarla ilgili düzenlemeler, kadın cinayetlerini önlemeye yönelik çalışmalar ve daha pek çok şey… Her alanda, herkesin farklılıklarını görerek bütünlüklü bir çalışma yürütmek istiyoruz. Bir feminist olarak, temelde siyaseti feministleştirmek gibi bir gayem var. 

Aday Adaylıktan Milletvekili Adayı olursan nasıl bir seçim kampanyası yürütmeyi planlıyorsun'

“Yasak ne ayol, ‘müsait’im gel” minvalinde bir kampanya yürütmeyi düşünüyorum(gülüyor) İşin politik gullümü bir yana, HDP’nin bir seçim kampanyası zaten olacak, bizler de hem bu çerçeveyi gözetecek hem de kendi durduğumuz yerleri görünür kılacağız. Ankara’da ilk defa böyle bir deneyimi yaşıyor olacağız. İnadına kahkahayla, inadına isyanla sokakta olacağız, sözümüzü söyleyeceğiz. 

Umarım tüm bu söylediklerini hayata geçirme fırsatın olur. Aslında benim için açık kimlikli bir LGBTİ aday adaylığı bile çok değerli, peki sen neler düşünüyorsun'

Teşekkür ederim. Yıllardır kadınların siyasette temsili için de söz söylerken bugün hala HDP dışındaki partilerde kadınların az olduğunu dolayısıyla partilerin ne kadar erkek olduğunu görebiliyoruz ama bir yandan adayların sadece bir kimlik üzerinden arzu edilen özgürlükçü politikayı üretemediğini de görüyoruz. Yani bir adayın elbette ki şu an açık kimlikli LGBTİ olması çok önemli ama bir taraftan da bu adayın ne söylediği de çok önemli diye düşünüyorum. Bir vekilin kim olduğu kadar nasıl bir zihniyette olduğu da önem kazanıyor. 

Son olarak söylemek istediklerin'

Öncelikle bu röportaj için sana ve Pembe Hayat’a çok teşekkür ederim. Umudumuzu kırmalarına, özgürlüğümüzü elimizden almalarına, aşklarımızı yok saymalarına, bedenlerimize müdahalede bulunmalarına izin vermeyeceğiz. Bunun için elimizden ne gelirse yapacağız. Bu yüzden herkesi HDP’de birleşmeye çağırıyorum! Meclisteki varlığımız AKP’nin faşizmi önündeki ciddi bir engel, bunu görmek gerekiyor. O yüzden de HDP barajları aşarak geliyor. Evet, Ayşe Düzkan’ın bu sene 8 Mart için yazdığı şarkıda da dediği gibi “Geliyoruz!*” ve değiştireceğiz!

*“Geliyoruz!” isimli video klibi izlemek için tıklayınız.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org