Öncelikle kendimizden bir kısa bahsedelim sonra konumuza döneceğiz tatlım. Biz üç dönme, trans, travesti bir araya geldik ve bazı şeyler söylemeye karar verdik. Öyle üstten değil, olduğumuz yerden, deneyimlediğimiz gerçeklikten, acılardan, sevinçlerden biz dönmeleri-transları ilgilendiren her şeyden söz etmeye geldik. Bu arada bu yazıyı üç kişi yazıyoruz. İlk yazımızı karantinaya adamaktan gurur duyuyoruz. Çünkü her zaman bahane bulunan uyum süreçlerimiz bu sefer de karantinanın kurbanı oldu. Kimse konuşmuyor, yazmıyor, çizmiyor. Her şey maske, eldiven, alkol jelden ibaret. Burada korunmayalım, ölümden öte yol mu var? demiyoruz. Ama bu süreçte uyum sürecimizi nasıl ilerleteceğiz, zaten çok zorlu bir süreç ve hastaneler bir şekilde survivor parkuru gibi. Peki bu süreçte uyum sürecimizi nasıl ilerleteceğiz?
‘Bunlar neyin derdinde ya? Bir siz eksiktiniz!’ dediklerinizi duyar gibiyiz ama kusura bakmayın evet tek derdimiz bu. Bedenimiz! Bunun için de lanet olası hastane sürecimiz!
 
7 yıldır buradayım; Eskişehir'de. Hayatımın en en gullümlü en en ağlamalı zırlamalı en en aşk dolu en en özlem..... gibi zamanlarını burada yaşadım tahmin ettiğiniz üzre. ...  Evet evet, 26 yaşında ve hayatının aklınıza gelebilecek tüm sorumluluklarını almış bir transım. Malumunuz diye başladığım ve belki de atladığım çoğu şeylerin vesilesi ile çok şükür ki bölümümde 7. seneme ulaştım. Fakat iyi ulaştım abla. Kah işsiz kaldım kah evsiz kah kolisiz. Böyle sırtımda bir çanta ordan oraya 9 ay sallandım da sallandım. Neyse işte bilen biliyor ya olayın trajikomik tarafından umarım başka bir zaman bahsederim. Velhasıl şu an burada olan herkese şöyle kucak dolusu sevgiler iletiyorum.
        Tam böyle mezun olacağım, son dört dersim kalmış, planlar yapılmış... Okulların bahar dönemi pat, kapanmış bulundu, -e tabii tahmininiz üzere Covid-19-, beklendiği gibi(!) uzaktan eğitim planlamaları derhal yapıldı ve kaç hocamızın uzaktan eğitim konusunda farkındalığı olduğunu bilmeden de bu eğitime zorunlu olarak katılmak durumunda BI RA KIL DIK. Öyle günler oluyor ki ekran bize biz ekrana bakıyoruz sadece. Bazı hocalarımız uzaktan eğitimin, okul sistemine sadece not yüklemek olduğunu falan zannediyor çünkü öyle bir facia içindeyiz. Yani laf aramızda da bu arada hayatımın aşkıyla karşılaştım da görüşemiyorum belki ?
            Şu dönemde yaşanan tüm her şey ile beraber bir de cinsiyet uyum sürecinde iseniz, tek başına bir tek sizseniz, tek bir gecede işsiz kalmanın sonsuz berbat hali üzerinize bir hayli yükleniyor velhasıl. Çoğumuzun yaşadığı şehirlerde seçtiği aileleri vardır. Kendisini açıkça ifade edebildiği birileri. Hayatının her alanında gördüğü ötekileştirilmenin dışında, hayalini kurduğu o dünyasına daha da yaklaştığı bir yeri. Şimdi bizler o alanın içinde hem dayanışıyor hem oturuyoruz öyle işte.  Oturmakla da kalmıyor bir de dehşete düşüyoruz ayol ! Covid-19'u LGBTİ+'ların yaydığına dair bazı iddiaları görünce üzülüyoruz valla bebeğim, aşk olsun. Yani her zaman da hedef biz olamayız ama. Neyse gel gel bir yanaş hele, sana bir sır vereyim. Biz translar süreçlerimizin belirsizliğinden dolayı zaten hayli gerginiz, sevişmeye odaklanamıyoruz bile sen düşün artık. Ha bir de biliyorsun işte, sosyal mesafe.
          Hıı yeri gelmişken, hastane sürecimizin çoğu sigorta kapsamında karşılanıyor biliyorsunuz ki. Tabii bunun için önce bir işimizin ve o işimizin de 'sigortalı bir iş olması' önemli. Gelin görün ki kimliğimizden ötürü iş bulmakta zaten zorlandığımız için sigortasız bir iş bulsak dahi yine onunla yaşamımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Mesela Eskişehir'de günde 60 lira veya daha azı gibi komik bir rakamla. Yani hep söylerim, bir daha dile getireyim, 1 saatlik çalışmamız ile evimize 1 damacana su alamıyoruz beybiler. Bunun bize özel bir hal olduğunu söylemiyoruz, bize daha kolay özel olabildiğinden bahsediyoruz. Hal böyleyken de gelsin 10-12 saatler amanın da çok iş az para sömürülmeler falan. Şimdi bu Covid-19 da gelince üstüne, zar zor bulduğumuz işimizden de olunca, ne yapacağımızı bilemedik canım. Evdeyiz ama. Bir tek orası kesin.
          Bilindiği üzre Covid-19'a karşı alınan önlemler ile bizlerin uyum süreçleri de doğrudan etkilendi tabii. Beraberinde gelen beden disforileri, panik atak krizleri, anksiyete ile savaş vs derken kendini bir rehabilitasyon merkezinde bulanlarımız da olmadı değil.  Yani zaten ittire ittire ilerlettiğimiz süreçlerimiz, ilerletilemez hale geldi, hatta durdu. Biliyoruz ki çoğu bizim minnoş süreçlerimiz ve bizlerin iyiliği, sağlığı için. Tabi, hı hı, bunun farkındayız da, tavrınızı mı biraz büküverseniz acaba ? Sizlere ulaşmaya çalıştığımızda 'yapacak bir şey yok' demeniz içimize sular serpmiyor çünkü. Bir şeyler duymaya ihtiyacımız var. Tedirginiz ayol. Hormonlarımızı satın almak için maddi gücümüz zaten şu şartlarda ya yok ya da fazla zorlanıyoruz. Trans erkeklerin 84 günde bir kullandığı hormon olan Nebido şu an piyasada 527.86 lira. Bir trans kadının 1 aylık hormon gideri yaklaşık 210 lira. Zaten hayatın 'normal' seyrinde dahi güçlükle karşılanabilirken, şu dönemde hem öğrenci hem de işsiz translar için bunların karşılanması ve sürekliliğinin sağlanması nasıl mümkün olabilir ? Sığıyor mu akla ? Cık. Evde kalıyoruz kalmasına da görülüyor ki hayatlarımızın devamlılığını sağlayamıyoruz. E malum hayat bizim için biraz da dönmekten ibaret çünkü. Sürecimize dair olan giderlerimizin, en azından böyle bir dönemde hormonlarımızın, ücretsiz olmasını talep etmenin, doğrudan gündemimiz olması gerektiğini düşünüyorum haliyle. Yani öyle kendi kendime düşünüyorum işte. Ay şimdi bunun altına millet 'duyar' kasar, insanlar ölüyor siz hala dönmenin peşindesiniz vs. Tahmini güç değil, değil mi? Canım sen önce evinde otur, sonra bunları skypetan zoomdan falan konuşuruz, madiliğe gerek yok. Alınan tedbirlerin sonrasında ortaya çıkan sonuçların bizleri oldukça etkilemesi ve bunların, en azından maddi boyutunun, iyileştirilmesi hakkında herhangi bir şey yapılmaması zaten konumuz. İnan ki dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan. Yoksa vallahi sevişmeyi bile durdurduk.
      Bak ne de güzel demiş bir başka lubunya bir arkadaşım: '' Her sabah tedirginlikle işe gidenlere, 'acaba gelen misafirlerden virüs bulaşır mı?' diyerek büyük bir kaygıyla hala çalışanlara, zorla ücretsiz izin verilenlere, iş yerleri kapatılanlara, milyonlarca sigortasız işsize, günlük ücrete çalışan öğrencilere, zaten epeydir işsiz olanlara, devletin hala kapatmadığı iş yerlerine, üç kuruş maaşla kaşıkla verdiklerini kepçeyle alan patronlara bir çözüm var mıdır ?'' diye.
       İç dökümüm ile geldim, ayrıca hayatımın aşkıyla falan da tanışmadım henüz. Kür ayol. :(
       Bu arada kolisiz 30. gün. Sayılsın...
   Bende 28 yaşında bir transım, cinsiyet uyum sürecime başlayabilmek için yıllara yayılan bir hazırlık sürecim oldu gerek maddi gerek manevi olarak ve tam sürece başlayacağım şartlar olmuşken ben de  Covid19 ve karantina süreciyle karşı karşıya kaldım. 23 Aralık 2019 da Mastektomi ameliyatımı olmuştum. Sonrasında planlarıma göre psikiyatri bölümüne başvurup sürecim için startı vermiş olacaktım. Bizler için yıllara yayılan bu süreç tam oldu derken böyle bir engelle karşı karşıya kalmamız bizim dışımızda bir engelden başka bir şey değildir ve bu engel beni süreçle alakalı endişelendirse de bütün şartların benim lehime olduğunu biliyorum. Umut etmek bizler için hiç uzak bir kavram değil. Biz zaten gelecek olan güzel günleri ve beden inşamızı aynı sabır içerisinde karşılamadık mı? Yine aynı sabırla bu süreçleri atlatıp biliyorum ki güzel günlere kendi ışığımızla yürüyeceğiz. Her ne kadar bütün şartları kendi sürecim adına olgunlaştırıp sürecime odaklandığım bir nokta da olağan dışı bir durumla karşılaşıp tökezlesem de biliyorum ki bu benim sürecim ve bu bedenin inşasını yine ben yapacağım. Gerçekten zor olduğuna hepiniz kadar ben de iknayım.  Fakat ikna olduğum bir başka konu varsa o da bu içine düştüğümüz şehir trafiğinde eğer hiç başlamamışsak bedenimizi sağlıklı ve spor yaparak bir şekilde bu sürece hazırlamak eğer ki başladıysak da yine aynı şekilde bedenimizi spor ve sağlıklı beslenmeyle bu sürece adapte etmek olacaktır.
 
Güzel ve sağlıklı günlerde aynı heyecan ve sabırla buluşmak, dayanışmak dileğiyle?
Ha bu arada uyum süreciniz için Pembe Hayat LGBTİ+ Derneği'nden online danışmanlık alabilirsiniz.
Son olarak  #evdekallubunya!

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org