5 yıldır oturduğum ev satıldığı için ev arama telaşesine girdim. Nereden bilebilirdim bu kadar zorluk yaşayacağımı. Evimi satan emlakçılar, aynı zamanda bana ev aramaya başladılar. Her ev görüşmesinde yeni ev sahiplerine trans olduğumu söylediler. Ben belirtsinler istemiştim, çünkü yeni taşınacağım binaya bir de trans kimliğimi açıklamak, anlatmak zorundalığım vardır. Ne kadar bir dernekte çalışsam ve ev sahibim referans olsa da, hatta sigortalı bile olsam, ‘Travestiye ev vermiyoruz’ diye bütün kapılar yüzüme kapatıldı. Her ev bakmaya gittiğimde baştan aşağı süzüldüm; bu bir nevi de taciz değil miydi'

Sonra baktım ki 5 yıldır yaşadığım semtte ev bulamıyorum, Kızılay’da ev arayışlarım devam etti. Orada da ev bulamadım.  Tek sebebi Trans olmamdı. Bu hengamede yaşadığım ev satıldı, yeni alıcalar eve yerleşmek için beni sürekli sıkıştırıyordu. Aynı mahallede oturduğum arkadaşım taşınacağı için oturduğu kiralık evi, ev sahibiyle konuşup devretmek istedi. Ev sahibi hem arkadaşımdan ve hem bir memurdan kefil olma şartıyla evini benim kiralamamı kabul etti. Bu kabul sürecinde iki kat depozitoyla, yani evin kirasından daha fazla bir kirayla kiralamış bulundum. Eve eşyaları taşımaya başladığım anda yönetici kapıya dayanmaya başladı. Yönetici benden belgeleri isteyip ‘taşınmış olduğum apartmanın bir aile apartmanı olduğunu ve buranın ahlaklı insanların oturduğunu’ ilk gündem söyledi. Kontratımı gösterdim. Bir hafta geçmeden posta kutuma evrakları tamamlamadığım sürece -ki evraklar tamdı- avukatlarla hukuki sürecin başlayacağını belirten bir yazıyla “apartmana hoş geldiniz” dendi.

Ev taşıma süresince yöneticinin farklı farklı tacizlerine maruz kaldım. Evi taşıma süresinde bile apartmanın kapısının açılmaması, taşıma için gelen arkadaşlarımın kılık kıyafetleri ve nakliyeciler sorun oldu. Nihayet eve taşındım bu zorlu süre içerisinde. Bunlar hiç olmamış gibi, ev arkadaşımla beni evlendirmek isteyen ahlak bekçisi yöneticim, nasıl evleneceğimize dair farklı farklı metotlarla her gün kapımı çaldı. “Bir evde nikahsız iki kişi yaşayamaz, resmi nikahınız olsun, olmadı imam nikahıyla evlenin” diyerek tacizlerine devam etti.

Bunlardan pek sonuç alamayan yönetici yeni bir şikayetle kapımı tekrar çaldı: “Köpeğiniz çok havlıyor.” Ayol bir kere o benim 12 yıldır hayat arkadaşım ve herkes bilir ev içerisinde havlamaz. Yani yöneticinin Dost’la da sorun yaşıyor olması artık niyetinin hiç iyi olmadığı ve tek nedenin benim cinsiyet kimliğimden ötürü apartmanda istemediğinin kanıtıydı. Ki gün içerisinde binadaki çocukların sesini çekiyorsam Dost da benim çocuğum, onun da sesini çeksinler. Fakat ben 20 yıldan beri mücadele veren bir dönme olarak onunla da mücadele etmenin yollarını çok iyi bilirim.

Baktı bizim yönetici tek başına bizimle baş edemiyor, apartman görevlisini örgütleyerek tacizlerine devam etti. Girdiğim günden beri her ay düzenli olarak ödediğim aidatın karşılığını hiçbir şekilde alamayan ben, bu sefer de çöplerle sınav edilmeye başlandım. Ayol yeminle girdiğim günden beri kapıma bıraktığım çöpleri ben attım.

Bundan bir hafta önce yönetici amca tekrar kapımı çaldı. Yeni bir sürpriz beni bekliyordu. Bu sefer bizim yönetici gece uyumamış, sabaha kadar evime girip çıkanları kontrol etmeye başlamıştı. Yönetici bir gece 4 kişinin evime girdiğini, bu dört kişiden ikisinin bende kaldığını, ikisinin de çıktığını iddia etti. Ayol insanlar o saate uyur, işin gücün yok mu amca neden evimi gözetliyorsun' Ben de bir gün önce evi temizlemişim, çok yorgunum, kapıma geldiğinde çıldırdım. Benim evime dört kişinin gelmediğini ben biliyorum, gel gelelim bizim yöneticiye anlatamıyorum. Benim de bir travesti damarım var, “Ayol nereye kadar bu tacizler'” diyerek yöneticiye bağırdım. Binada eşi tarafından dayak yiyen bir kadın ağlayarak bağırıyordu, kimse ses çıkarmıyor da benim evim mi kontrol ediliyor' O kadın için polisi çağıran ben, bunun üzerine evi tekrar basılan ve sürekli ahlak dersi veren bir adamı çeken ben.  Bu konu üzerine ben de binanın kamera kayıtlarını istedim. Avukatımızla beraber kamera kayıtlarına bakmak için aşağıya indik, baktım ve kamera kayıtlarında hiçbir görüntü bulamayınca bu sefer ‘Kadın kılığına girmiş erkeklerin’ evime girip çıktığını öne sürdü. Evime gelen hiçbir arkadaşım bir kılığa girmiş değil. Yani sorun yazımın başında da belirttiğim gibi; trans olmak.

Son olarak avukatla birlikte kamera kayıtlarını izledikten sonra sayın apartman yöneticimi savcılığa şikayet ettik. Onun takık olduğu o dört kişiyi bu sefer ben sordum. Bu dört kişi nereye, niçin, kime girdi'

Yani ev bulmak bir dert, yeni bir eve taşınmak bir dert. Hadi bunları geçtim, taşındığınız apartmana kendini anlatmak, ne olduğunu söylemek ve travesti olduğunu anlatmak en büyük dert. Bu dert yumağında nasıl yaşayacağımızı şaşırttılar valla. Ne yapsak yaranamıyoruz yurdum insanına. Hani eleştirip duruyorsun tamam, bari ne istediğinizi de bilseniz ve söyleseniz ne güzel olur. Özel hayat diye bir alan bırakmayan bu toplum bakalım önümüze daha neler getirecek.

 

Buse Kılıçkaya

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org