Bizi öteki yapan herkese?   

Bir gün siz de aşık olursanız diye, bir öteki'ye!

                                      

Adımdan, daha büyük bir özgürlüktü onu solurken. Daha yücesi ne olabilirdi ki' Onu öperken tanrıyı buldum, evet buldum. Üzerinde, üzerimde, üzerimizde koca bir gök! Böylelikle bana evrenin en parlak yıldızını göstermiş oldu, "Sirius."

 

Ah Sirius?

 

Kaburgamda bağdaş kurmaya çalışan nefret, cinnet ve cinayet ikizlerinden hiç korkmadı üstelik. Öyle güzel öyle cesaretle parlıyordu ki üzerlerine! Korkmaktan, daha büyük bir korkaklık varsa eğer bunları yaparken onu hayretle izlemekti.

 

Aynı semtte birbirine karışan telaşlı adımlarımız kaç çarşambayı cumartesi yapıyordu bir bilseniz. Baktım, karıştırıyorum günleri bıraktım ben de saymayı. Tarifi mümkün değil ama anlatmaya kalkışsam şöyle bir şeyler diyebilirim belki; kaybolmuş bir tapınakta yürüyor gibiyim, gözleri gibi kahve duran her maddeye istemsiz yaklaşıyor, kokusunu anımsatan her şeye ikinci bir düşünmeyişle yaklaşıyorum evet tam da bu! Tükenen öğlen, ya da yetiş/e/meyen öğlen, gelmeyen öğlen, geçmeyen gece, varmayan sabah. Hiç birine yetişemiyorum.

 

Sahi yetişmek istiyor muyum ki' Geçecekse, hayır!

 

Ah kafam diyorum sonra, benim güzel kafam ve içindekileri.(Kendimi, bana hatırlattığı için bile sevebilir/d/im kendisini). Siz olmasaydınız nasıl bölerdim O'nsuz tik taklarını gecenin' Yahut O'nun en çok sevdiği çiçek diye "nergis" ,tüm böcekliğimle gördüğüm bütün çiçekleri nasıl olurda nergis görebilirdim ki'

 

Ah Sirius?

 

Sırtı terli gövdemde aşk lirikleri.

 

Aşk demişken, en sevdiğim şairlerden Edip'in şu cümlesi düşüverdi aklıma "Bir aşkı yaşamak, bir aşkın bilinmesinden bambaşka değil miydi'"

 

Bir aşk'ı yaşıyorum. Süssüz bilin istiyorum. Tüm dönmeliğimle! Mavi yüzlü çocuğuyum belki de Edip'in. Annesinin ve babasının reddettiği aşk dolu kalbini, mavinin huy olduğu bu adamın şiir kitaplarında yeniden doğuran belki de.

 

Sana doğuran.

 

 Ey? Sana dolanıyorum! Sana aşkla...

 

(Nefret cinayetlerine kurban giden tüm yoldaşlarımın yaşadıkları aşk'lara, ya da yaşamalarına izin verilmeden katledilen, aşk'a özlemi olanların da ruhuna, yaşadığım bu yüce aşk'ı armağan ediyorum!)

 

Özgür GregorSamsa

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org