2003 yılından bu yana her 26 Ekimde interseks örgütleri ve LGBTİ örgütleri tarafından uluslararası interseks farkındalık günü başlığı altında interseks bireylerin karşı karşıya kaldığı insan hakları sorunlarına dikkat çekilmesi amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. 26 Ekim tarihinin seçilmesinin sebebi bu tarihte interseks aktivistlerinin ilk eylemlerini gerçekleştiriş olmasıdır. Batıda bilinen ilk interseks örgütü olan Kuzey Amerika İnterseks Topluluğu (Intersex Society of North America-ISNA) 1996 yılında Amerikan Pediatri Akademisinin Boston'da düzenlediği konferans sırasında bir protesto eylemi gerçekleştirmiştir. Bu eylemde interseksüelliği saklanılması ve tıbbi müdahaleler ile ortadan kaldırılması gereken bir durum olarak ele alan tıbbi yaklaşım protesto edilmiştir. Tıbbi yaklaşım protesto edilirken Pediatri disiplinin hedef alınmasının sebebi interseks çocuklara yönelik tıbbi müdahalenin interseks bireylerin beden bütünlüğü ve kendi kaderini tayin hakkı açısından özel sorunlar içeriyor olmasıdır. İnterseks çocuklara yönelik tıbbi müdahale 1950'li yıllardan bu yana uygulanagelmektedir. İnterseks aktivizminin ortaya çıkışı da çocuklara yönelik tıbbi müdahalenin sağlık açısından zorunlu olmayıp çocukların bedenlerini normatif toplumsal cinsiyet kalıplarına uydurma amaçlı bir pratik olduğunu toplum nezdinde duyurmaya çalışan interseks bireylerin bu ilk etkinlikleri ile başlamıştır.3

Çocuklara yönelik tıbbi müdahaleler, 1950'li yıllarda ABD'deki John Hopkins Hastanesi'nde psikolog John Money ve bir grup doktor tarafından tasarlanan ve alanda yaygın kabul görerek rutin bir uygulama haline gelen interseks tedavi protokollerine dayanarak gerçekleştirilmektedir. İnterseks hareket 1990'lı yıllardan bu yana protokoller çerçevesinde gerçekleştirilen interseks çocuklara yönelik rıza dışı operasyonlara karşı çıkmaktadır(Cheryl Chase/2006). İnterseks aktivizminin örgütlenmesi öncesinde müdahaleler tıp disiplini dışında bir tartışma gündeminde yer almamıştır. Tıp içerisinden müdahalelere getirilen eleştiriler ise çocuklara cinsiyet ataması yaparken hangi kriterlere bakılması gerektiğiyle ilgili olmuş ve çocuklara müdahalede bulunma gerekliliği tıp uzmanları arasında temel bir kabul olduğu için müdahalenin kendisi bir sorun olarak ele alınmamıştır. İnterseks aktivistlerinin müdahalelere yönelik eleştirilerini dillendirmeye başlamaları ile müdahale pratikleri tıp dışında da tartışılmaya başlamıştır. İnterseks aktivistlerin, çocuklara yönelik tıbbi müdahalelere getirdikleri temel eleştiri, müdahalelerin çocukların fiziksel sağlıklarına yönelik bir tehdit oluşturmadığı halde beden görünümünün normatif toplumsal cinsiyet kalıplarına uydurulması amacıyla yapılmasıdır. Müdahaleler, normalleştirme odaklı olmalarına istinaden 'kozmetik amaçlı operasyonlar' 'genital mutilasyon operasyonları' veya 'genital normalleştirme ameliyatları' olarak da adlandırılmaktadır.

İnterseks aktivizminin başlatıcısı olan kişiler tıbbi müdahalelerin geliştirildiği dönemde müdahale görmüş ve 1990'lı yıllarda yetişkinlik döneminde olan kişilerdir. Aktivistler müdahalelerden zarar gördüklerini dikkat çekmiş ve çocukların dahil olamayacağı bir durumda onların bedenleri üzerinde kalıcı etkiler yaratacak müdahalelerde bulunulmasına karşı çıkmışlardır. ISNA çocukların sağlığına zarar vermeyen bedensel farklılıkların sadece sıra dışı oldukları için değiştirilmesinin etik açıdan sorunlu olduğunu vurgulamıştır. Aktivistler interseks bedenlerin 'sorunlu' veya değiştirilmesi gereken bedenler olarak ele alınmasına karşı çıkmış ve asıl sorunlu olanın tıbbi yaklaşımın içerdiği normatif toplumsal cinsiyet anlayışı olduğunu dile getirmişlerdir. ISNA üyelerinin 1994 yılında ilk sayısını yayınladıkları interseks bülteninde interseksüelliğin tıp tarafından ortadan kaldırılacak bir durum değil sahiplendikleri bir varoluş olduğunu ifade etmişlerdir(Intersex Society of North America/1994). Aktivistlerin bu konudaki talebi çocuklara erken yaşta müdahale edilmesi yerine çocuklara sözlü olarak bir cinsiyet ataması yapılması ve fiziksel sağlık açısından zorunlu olmayan müdahalelerin ertelenmesidir. Bununla birlikte herhangi bir müdahale geçirmeden kişilerin hayatlarına devam edebileceklerinin de akılda tutulması gerektiğini ve bedene müdahalenin bir zorunluluk olmadığını vurgulamışlardır.

 

Tıp uzmanları uzunca bir süre interseks aktivistlerinin taleplerini kabul edilemez bir öneri olarak değerlendirmişlerdir. İlk tıbbi müdahale protokollerini geliştiren Money, çocukların bedensel farklılıkları ile toplum içerisinde yaşamalarına müsaade edilmesinin sorumsuzluk olacağını iddia etmiştir. Aktivistlerin müdahalelerden zarar gördüklerini belirtmeleri karşısında ise onların gördüğü zararın geneli yansıtmadığını savunmuştur. Doktorların önemli bir kısmı dile getirilen şikayetleri uzunca bir süre sistematik olmayan 'anekdotsal' veriler olarak değerlendirmiştir(Kessler, Suzanne J.). Bununla birlikte günümüzde müdahale hala bir zorunluluk olarak görülmekle birlikte tıp dünyasının sınırlı düzeyde de olsa müdahale pratiklerini yeniden düşünme zorunluğunu hissetmeye başladığı söylenebilir.

 

Amerikan Psikiyatri Akademisi 2000 yılında yayınladığı politika belgesinde erken tıbbi müdahalenin çocukları psikolojik ve fiziksel açıdan olumlu etkilediğine dair yeterince veri olmadığı belirtilmiştir(American Academy of Pediatrics/2000). Bu, müdahalelerin sorunlarını yıllardır reddeden tıbbi otoritelerin yaklaşımındaki önemli bir değişiklik olmakla birlikte müdahalede bulunmanın kendisi bir zorunluluk olarak tanımlanmaya ve var olan sorunlar salt tıbbi sorunlar olarak görülmeye devam etmektedir. Tıbbi yaklaşımdaki dönüşümlere işaret eden bir diğer durum 2006 yılında yayınlanan İnterseks Sorunlarına İlişkin Konsensüs Raporu'nda genital ameliyatların cinsel duyarlılıkta azalmaya, klitoral dokunun kaybolmasına ve estetik problemlere yol açabildiğinin tespit edildiğinin ve tıbbi müdahale süreçlerinin çocukların psikolojik gelişimlerini olumsuz etkileyebileceğinin belirtilmiş olmasıdır(Peter A. Lee/2006). Bu raporda interseksüelliğin kişide utanç ve damgalanmaya yol açacak şekilde sosyal bir aciliyet olarak ele alınmasının sorunlu olduğu ve mevcut tıbbi yaklaşımın gözden geçirilerek revize edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşımın oldukça olumlu gözükmesine karşın en temel sorunlardan birisi olan cerrahi müdahale sorunu hala devam etmektedir. Raporda uzmanlar aktivistlerin önerdiği gibi çocuklara ve ailelerine psikolojik danışmanlık vermeye ağırlık veren bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirtmekle birlikte 'şiddetli erkeksileşme (severe virilization)' görülen dişi cinsiyet ataması yapılan çocuklarda erken dönem ameliyatlarının uygulanmasını önermişlerdir. Gelinen durumda çocukların bedenlerine sadece farklı olduğu için müdahalede bulunmanın yarattığı etik sorun konusunda yeterli bir farkındalık düzeyine ulaşmanın çok uzağında olunduğu söylenebilir. Bununla birlikte son yıllarda interseks çocuklara yönelik tıbbi müdahalelerin insan hakları açısından içerdiği sorunlara giderek daha fazla dikkat çekildiği ve hukuki açıdan çok sınırlı da olsa olumlu bazı gelişmeler olduğunu belirtmek gerekir.

 

BM işkence özel raportörü Mendez 2013 yılında yazdığı raporda atipik cinsiyet özellikleri ile doğan çocukların 'cinsiyetlerini sabitlemek amacıyla' çoğunlukla rızaları alınmadan geri dönüşü olmayan cinsiyet atamalarına, istenmeyen kısırlaştırmalara ve genital normalleştirme ameliyatlarına maruz bırakıldıklarını ve ebeveynlerin rızası doğrultusunda gerçekleştirilen bu işlemlerin kişilerin kalıcı olarak kısırlaştırılmalarına, ruhsal sorunlar yaşamalarına ve bazı durumlarda cinsel duyarlılıklarının zarar görmesine sebep olduğu belirtilmiştir. Aynı zamanda bu müdahalelerin çoğu durumda zorunlu olmadığı belirtilmiştir(Juan E. Méndez). Aynı zamanda raporda devletlere bu tür uygulamaların kişilerin rızası olmadan gerçekleştirilmesine sebep olan uygulamaları gözden geçirmeleri önerilmiştir(Juan E. Méndez).

 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından, 2013 yılında yayınlanan "Çocukların Fiziksel Bütünlük Hakkı" başlıklı raporda çocukların rızası alınmadan yapılan cinsiyet atama operasyonun kişinin öznel olarak algıladığı cinsiyet kimliği doğrultusunda yaşama hakkını ihlal eden bir unsur olarak değerlendirilmeye başladığı belirtilmiştir(Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi/2013). Aynı zamanda çocukların genital organlarındaki farklılıklar sebebiyle ayrımcılığa uğrayacakları gerekçesinin doğru olmadığı, zira çocukların söz konusu farklılıklarının görünür farklılıklar olmadığı belirtilmiştir(Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi/2013). Aynı zamanda bu raporda yapılan operasyonların iyileştirici etkisini sorgulanır kılan tıbbi gelişmelere de yer verilmiştir.

 

Malta, Avrupa'da interseks çocuklara yönelik zorunlu olmayan ameliyatları yasaklayan ilk ülke. 1 Nisan 2015 tarihinde çıkan yasaya göre interseks çocuklara cinsiyet ataması ile ilişkili (çocuk rıza belirtebilecek yaşa gelinceye kadar ertelenebilecek) tedavi ve cerrahi operasyonların yapılması yasak. Yasada sadece istisnai durumlarda uygulanacak tedavi için ise interdisipliner bir ekip ile çocuğun ebeveynleri veya vasiliğini üstlenen kişilerin tedavi konusunda fikir birliğine varmış olması gerekiyor.  Bu yasadaki önemli bir hüküm sosyal koşullar sebebiyle yapılacak tıbbi müdahalelerin yasanın ihlali anlamına geldiğinin belirtilmiş olması. Aynı yasa kişilerin hukuki cinsiyetlerini değiştirmesi için cerrahi operasyon geçirmesi zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Yasada kişilerin kendilerine doğum sırasında atanan cinsiyeti değiştirmesi için yazılı bir beyanname imzalaması yeterli olacağı ve bu sürecin 30 günden fazla sürmemesi gerektiği belirtiliyor. Bu hukuki değişiklikler cinsiyet kimliği konusundaki özerklik taleplerinin karşılık bulmasının mümkün olabileceğinin umut verici bir örneği.

 

Hülya Türker

  

Kaynaklar

 

Cheryl Chase, 'Hermaphrodites with Attitude Mapping the Emergence of Intersex Political Activism,' The Transgender Studies Reader, (ed.) S. Stryker,S. Whittle, New York, Routledge, 2006.

 

Intersex Society of North America, 'Welcome, readers!,' Hermaphrodites with Attitudes, No. 1(1), Kış 1994, s. 6.

 

Kessler, Suzanne J,.Lessons from the Intersexed, A.B.D, Rutgers University Press, 1998, s. 119-120.

 

American Academy of Pediatrics. RE9958, 'Evaluation of the Newborn with Developmental Anomalies of the External Genitalia.' Policy Statement, Pediatrics, No. 16(1),2000, s. 141.

 

Peter A. Lee, Christopher P. Houk, S. Faisal Ahmed and Ieuan A. Hughes, 'Consensus Statement on Management of Intersex Disorders,' Pediatrics, No. 118(2), August 1, 2006, s. 558.

 

Juan E. Méndez, Report of the Special Rapporteur on Torture and Other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment, s.18-19.

 

Juan E. Méndez, Report of the Special Rapporteur on Torture and Other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment, s. 23.

 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi , "Çocukların Fiziksel Bütünlük Hakkı," 2013, s. 12.

 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi , "Çocukların Fiziksel Bütünlük Hakkı," 2013, s. 12.

 

http://oii-usa.org/2432/press-release-intersex-rights-victory-in-europe/,

 

https://feminist.org/blog/index.php/2015/04/03/malta-just-became-the-first-country-to-ban-normalization-surgery-on-intersex-infants/

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org