Sizinle kızlık çeyizimde neler olduğunu konuşmak için sabaha karşı yazıyorum çünkü gece olunca ancak biter.

 

Annem cevizden oyma işlemesi ile kocaman bir sandığa gelinlikten tut tangaya kadar sokmuş madi karı. Ay, sen kalk bunak halinle tanga bul sandığın dibine tık.

 

Ne kadar lubunya bir hamle,

 

İşte benim annem.

Safran kokulu ve misler misi olan danteller ile dolu sandığım ya, içim bi hoş oldu ayol...

 

Kız şaka ayol, yeter bu kadar gullüm asıl konuza gelelim.

 

Ay ben aşık oldum!

 

Yetmedi üzerine yazıyorum...

 

Neyse bahtı karadan size minnoş bir yazı buyrun efendim :

Küçükken okulda, hatırlıyorum; İş Eğitimi dersinde öğretmen serbest çalışma verirdi  ve ben de baya serbest çalışırdım sanırım. Adını bile bedenimle bütünleştirip bu yaşıma kadar taşımış olmam bence evrenin bana verdiği enerjiden olsa gerek, çalışmam tamamen gökkuşağı temalıydı ve adını ise ''Özgür Renk'' Koymuştum.

 

Evet, aynen öyle, küçük bir veledin özgürlük ile renkleri bağdaştırmış olması sanırım minnak bir lubunya olma yolundaki ilk adımını atması demekti.

 

Renklerden yola çıkıp bazı parçaları bulup hayatıma aldığım gezegenin neden renkli olduğunu sorar oldum!

 

Kendime verdiğim cevap yine kaçınılmazdı, artık özgürlüğü biliyorum ve gökkuşağını tanıyorum, çünkü biyolojik ve duygusal dengemin büyümesi üzerine artık yaşamayı biraz daha gerçek görmeye başladım, malum büyüdüm ya ben!

 

Herşeyden önce ben kimim neyim'''

 

Ya da  ben de mi bir ''Ucubeyim'''

 

Offf, inanın bana lubunyalar, aklımda yığınla deli sorular.

 

Ama sonrasında son durak geldi ve indim, o durakta.

 

Sanırım ondan sonra ''LGBTİQ+'ın ne olduğunu öğrenmiş oldum.

Ve aslında sanki gerçekliğim an be an artıyor ve ben durmadan büyüyordum!

 

Ya kızlar, cidden o solgun hayatım renk aldı ama korkularım da gereksizce siliniyordu ben büyüdükçe.

 

...Ve sonrasında ise

 

Ve hayatın bize ne kadar ahmak zircirlemeler yaratmış olduğunu da öğrendim tabi.

 

Ay, o değil de her şeyin başında Ankara gibi bir yerde yaşamak ve ''İBNE'' kelimesinin gerçek hatta en gerçek anlamı öğrenmek kaçınılmazdı.

 

Çünkü Batıkent'te beş kişiden dördü ''İBNE'' kelimesine taparcasına kullanırdı.

 

Kız bende 'Aaaa bunların hepsi gey' derdim.

 

Ay bir de fonda Mercan çalıyomuş ''Hepsi Gey'' diye.

 

Ay, bu Ankara laçolarının kirli ve yağlı halleri yok mu, beni öldürüyor!

 

Kız, meğersem bu; eril dangozlar ''İBNELİĞİ'' hakaret olarak kullanırmış!

 

Ay, sonrasında bunların erillikten arınamayacağına kanaat getirdim, geç oldu ama oldu.

 

Sonrasında da ''İBNELİĞİN'' başka halleri falan varmış falan diye düşündüm,

 

Kız aynen;

Bir ara da '' İBNELİĞİ'' senden mi öğreneceğiz'' diye bir olay vardı değil mi'

Ama harbi dev ibnelikti.

 

Amannn, neyse anam biz öz konuya gelelim:

 

Günler yılları kovalarken ve geldi o güzel tarih!

 

Hı, neydi'

 

''28 Haziran''

 

Neydi bu tarih'

 

E yani, tabii ki Onur Haftasının tarihi.

 

Salya sümük biber gazı mağduriyetini dibine kadar yaşadık. Türlü paparon belası... Velhasıl bir mekana gittik. Geceydi. Sanırım kapanış partisi miydi ne'

 

Ay o an hala zihnimle koli kesiyor, gözümle madilik atıyordum.

 

Ama en başka olduğum yer zihnimi bedenimi tek kalemde kolil eyen his, tak dedi boğazıma oturdu. Ay içim bi hoş oldu. Onu ilk gördüğüm andı işte, hııı neydi' O andı.

 

Yıllar öncesine gidip İş Eğitimi dersindeki o muazzam temayı yapmaya başlamıştım.

Evet evet, o tam da oydu '' Özgür Renk''!

 

Saatlerce ona baktım ve onu ''Hormonlu Domates'' ödül gecesinde gördüğümü de fark ettim,

 

Ve nihayet onunla tanışan bir arkadaşım geldi

 

Ahh, canım arkadaşım (Umutcuğummm)

 

Ve sonra ona bir ve ilk temas ellerimiz oldu...

 

Ve o an geceler boyunca aklımda o temas ve beni önemsememiş gibi durup,

 

Alttan alttan bakmasıydı.

 

Ay ne uzattım ha!

 

'Ya, alık mıyım neyim ayol' Ne bu halim'' dedim. Birden sizi de duyar gibi oldum.

 

Bu arada burdan da belirtmek isterim:

 

Çok koştum peşinden çok!

 

Ama bilinçli bir aşka değer, emin olun yorulmak dahi keyif veriyor.

 

Ve sanırım artık TOParlamam gerek.

 

Hayatımda nadiren özel tarih barındırırım ve onlardan biri de ''26 Haziran Saat:23.40''

 

Her şey bu tarihin reel bir anıdan kopup, tamamen dirilten bir sancıya kavuşması ile yüz buldu.

 

Ve sanırım kendisi artık tamamen : ''Tuti'nin Kırlangıcı'' oluverdi.

 

Ayyy!

 

Ama asıl mesele;

 

Ve inanın aşk var ve aşk gerçekten güzeldir, diridir hatta en diri TUTANdır!

 

Yani neticede ibneler güzel sever,

 

Özgür sever,

 

Renkli  sever,

 

Hadi sizde sevin alıklar, öptüm sizi!

 

Bir sonraki yazımda öpüşmek üzere kendinize sevişimtırak bakın...

 

Tuan Tual Bozkurt

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org