Heteroseksüel dillilerin hizmetkârı olup içimizden küfrederken kullandığımız heteroseksüel dilden de,

Dilimizi anlamayıp bizi heteroseksüellikle suçlayanlardan da,

Anlattıklarımızı gerçekten anlamadan okuyanlardan da,

Kendimiz kustuğumuz kovalardaki pisliği yüzümüze dökenlerden de

Yorulduk!

 

Dilini törpüle diyenlerin yarattığı tahakkümün farkı yoktu sistemin yarattığı tahakkümden

Ve aynı yerden vurdu zaten tüy kalmamış dilimizi

Göğsümüze isabet ettirdiğimiz jiletlerle yarattığımız alanı taciz etti alan yaratın diyenler

Sustuklarımızla konuştuklarımız suç oldu

Kem kümlerimizle suçlu olduk

Suçlu olduğumuz yerden susturulduk

Susturuldukça da konuştuk

 

Trans olduk

Seks işçisi olduk

Ötekilerden her biri olduk ama

Anlayalım bari dediklerinden olamadık

Dilimizi terim anlamlarla doldurup

Akademiyi sayfalarımıza sokamadık ama aldığımız her nefesi akademiye soktuk

 

“Şiddeti” konuştuk sözde

Ama şiddetin içinde kanı dökülen olduk

Ötekileri sevenlerin ötekileştirdiği olduk

Dilini temizle denirken sen böyle güzelsin denilen olduk.

Her çıkan lafta bir başka pisliğin sebebi olduk

Transken transfobik olduk

Ama susmadık bi türlü

Susturulamadık daha doğrusu.

Ötekilerin ötekileştirdiği olmaktan utanmadık

Ötekileştirileceğimizi bile bile yazmaktan da korkmadık

Utanmadık kullandık dilimizi hem yatakta hem kağıtta

Silahsızlık mücadelesi verenlerin silahları alnımızdayken kulağı ters yerden anlatmaya devam ettik.

Acımadık,

Acımadılar,

Susmadık, susturamadılar.

Yazdık,

Silemediler.

Ağdalı bir şeylerden bahsediyorlardı

Ama unuttular,

Kılı da sevdik tüyü de…

Tiksindikleri her şeyin rahatladığı kapalı odalarıydık

Memnun kalsınlar diye,

Yaşayabilelim diye

Dillerini de huylarını da öğrendik diye düşman olduk.

Düşman değildik ama dostları da olamadık.

 

Madem hiç bir şey olamıyorduk,

Bari bıraksalardı da yazar olaydık.

Yazdıkça fobik olduk,

Nefret ettiren olduk.

İnsandık, unuttular.

Anlatmak istedik,

Dinlemediler, anlamadılar.

Onlar tiksindikçe biz yazdık.

Mememizin, s*kimizin ağırlığı yetmedi bir de bizden olanın hakaretleriyle eğildik.

Eğildikçe dikleştik.

Benliği “hadımlaştırılmış” insanlardık.

Benliğimiz kesildikçe sivrildik,

Sivrildikçe dik kaflı olduk.

Göğsümüzü, s*kimizi, a*ımızı gizledik

Ama yazılarımızı da paylaştık,

Sefamız olsun!

 

Fırat Varatyan

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org