Dün çark dönüşü, felekten bir gün kaçamak yapayım dedim. Sabahın ilk ışıklarında, denetimde serbestlikten yararlanan bir genç Alaaddin'in sihirli lambasıyla yanıma geldi. Çok yakışıklıydı, kolları cezaevi işi dövmelerle nakşedilmiş bir Ankara bebesi.

 

Sihirli lambaya her üflediğimizde dudaklarımızın yapıştığını fark edemeyişimiz' Bizi birbirimize aşık eden Alaaddin'in sihirli lambası, o küçücük adamı üç kaplan haline getirebiliyor.

 

Lambadan çıkan cin gibiydi, 8 sene yatmış, bir kaç yaralama, ölüme teşebbüs ve dosyalar biraz kabarık falan nasıl yapmış hiç anlamadım. Sanırım, o da anlamamış. Lambadan çıkan cin işletmiş bütün bu suçları.

 

Lamba, her şey aslında. Lambamız yoksa aslında biz de yokuz. Lambamızı sadece seviştiğimizde elimizden bırakıyoruz, o zaman lambamıza gerek yok, ışığa gerek yok. Öyle sadece seksin derdinde de değil, iyi seviyor beni. O sihirli lamba, ona beni sevdiriyor. Aslında, onu da bana lamba sevdiriyor. Gerçi, aldığım biraz paranın da onu sevmeme faydası olmadı değil.

 

Bereketli lamba hiç sönmedi, sadece biz seviştik ki garibim lamba o zaman arasında biraz soğuyup dinlenebildi. Oysa biz sürekli dileklerimizi sihirli lambadan istedik. Sihirli lamba hemen dileklerimizi gerçekleştirdi tekrar tekrar ateşiyle yaktı bizleri. Lambanın ateşi sayesinde derin denizlerden geçtik, martılarla buluştuk. Ve lamba ona beni öyle güzel sevdiriyor ki ateşten kuruyan dudaklarımızın yapışması bunun şahidiydi.

Gariptir, beni sekiz sene önce seven bir erkek gibi sevmesi, minik kuşum demesi, sürekli gıdımdan öperek ödüllendirmesi, beni Pavlov'un köpeği haline getirdi.

 

Lambanın ateşi, benim dilimden onun tenini yakıyordu. Gerçi peruğumun her düşmesinde alıp geri takması 'Ben seni böyle daha çok seviyorum' demesi ayrı bir sorun olarak incelenmeli ama beni bu kadar ateşli severken birden baba şefkatiyle de öpmesi, gözlerimden, burnumdan öpmesi beni ona daha çok bağlayan sebeplerdendir.

 

Yarın kamuda çalışmak zorunda, denetimde serbestlikte ya lambasını zalim haydutlar alırsa o ne yapar' Ondaki tüm güzellikleri, ben bile lambası sayesinde öğrendim. Ateşlerden yanan bedenimiz'

 

Kandili bitmek üzere olan lambaya bağlıydı her şey. Kandil biterse lamba söner, lamba sönerse biz biteriz. Kandilimizi az az harcadık ki lamba biraz daha yansın, sevgilim beni hep sevsin, kandil bitmesin biz bitmeyelim'

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org