Ne kadar sahte olduğunuzu biliyor musunuz' 

 

2014 yerel seçimler dönemiydi. Hiçbir zaman siyaseti samimi bulamayan ben, dernekteki pozisyonum gereği kendimi siyasetin içinde bulmuştum.

 

Siyaset okulları, siyasi temsil ve katılım platformu toplantıları, meclis ziyaretleri, parti ve vekillerle görüşmeler, belediye ziyaretleri, seçimler vs. derken bu kelimeler gittikçe arttı.

 

Kısacası sevgili koordinatörüm ile sürekli bir yerlere koşuyorduk.

 

Herkesin mücadelesi o kadar tatlı ve önemliydi ki inan ki yaşaman lazım annem, anlayabilmek için.

 

İşin içine girdikçe, bir taraftan da siyasetin önemli bir mekanizma olduğunu gördüm.  Sebahat Tuncel'inde dediği gibi 'Sen varsan hakların vardır, yoksan yok.'

 

Siyasi temsil ve katılım platformu toplantıları devam ederken, belediye seçimleri yaklaşıyordu. Bizden de aday olmayı düşünen lubunyalar vardı. Ama kararlı değillerdi, git gel'leri vardı öyle ki mumla arar olmuştuk aday olacak kişileri. Aramak derken öyle bir arama değil sadece biri aday olayım desin de destekleyelim modundaydık. Tabi meclis üyeliği gibi adaylıklar için kendimizde bir profil çizmiştik, işte LGBTİ hareketi içinden olsun, bildiğimiz, tanıdığımız biri olsun vs. diyorduk.

 

Süreci takip edenler olmuştur onun için çok fazla detaya girmek istemiyorum. Bilmeyenler var ise SPoD'un yerel seçimlerden sonra çıkarttığı yayını elde edebilirler.

 

LGBTİ hareketi içinden olsun diyorduk ve kendi içimizden çıkan adaylar için daha da dahil olmaya başladık siyasete. Seçimler yapıldı bizimkiler liste dışı kaldı sonra 'Neden böyle oldu, hani ilk sıralardan aday gösterilecekti bizimkiler'' diye cıngar çıkarmaya başladık. Cıngarımızdan mı bilmiyorum ama bizler için mücadele edeceğini söyleyen belediye başkanları, bizim ablaları danışman tarzı pozisyonlarda işe aldı.  Barış ve Demokrasi Partisi Mersin Akdeniz Belediyesi,  Cumhuriyet Halk Partisi Beşiktaş, Şişli ve Kadıköy Belediyeleri'

Oralarda LGBTİ hakları eğitimleri yapıldı, eğitimler öncesi ve sonrası yine lobi çalışmaları'

 

Dikkatimi çeken hep şu oldu, hemen hemen bütün toplantılara katılan biri olarak; o da LGBTİ hareketinin en görünenleri olan translar.

 

O zamanlar sevgili Boysan Yakar benim için 'temsili trans' derdi.

 

Tabi temsili olamaz herkes ya da temsili olabilmek için herkes olabilmek lazım, o da çok zor. Neyse şuna geleceğim; her ne kadar temsili olarak görünsem de sağolsunlar toplantıdaki herkes temsiliydi. Sürekli transların yaşadıkları sorunlar, seks işçisi transların maruz kaldığı şiddet ve hiç unutmam Şişli toplantılarında sürekli Şişli bölgesindeki trans nüfustan bahsedilmesi en çok dikkatimi çekiyordu.

 

Sevgili Boysan ile bazen kafa kafaya verdiğimizde, trans görünürlüğünün ne kadar önemli olduğunu vurguluyorduk. 'Buraya bir trans istihdam etmek lazım derdi' sürekli ve 'Bunun için bir proje yazalım' diyordu.

Yine bir gün Pride Haftası öncesi CHP Beşiktaş Belediyesi'nin bir resepsiyonu vardı. Tabi heyecanlıyız, koskoca belediye başkanı bizler için resepsiyon düzenliyordu. Resepsiyon öncesi ben yine oraya lubunyaları davet ediyorum, insanları tek tek arıyorum, biraz da süsleyerek konuşuyorum diyeceğim ama cidden süslü bir resepsiyondu, Türkiye'nin en ünlü mekanlarından biri olan Sortie vs. dersem abartmış sayılmam.

 

İçerdeyiz, sağolsunlar davet ettiğim herkes de gelmiş. Ama bizim dışımızda da bir dünya vardı orda. Elçilikler, konsolosluklar, yabancı belediyelerden kişiler ve beyaz LGBTİ'ler ya da öyle görünmeye çalışanlar.

 

Mikrofon Murat Hazinedar'da, sempatik konuşmalar, cinsel tercih demeler vb. Flashlar patlıyor durmadan, İngilizce ve işaret dili çeviriler de eksik değil. Yani tam anlamıyla dört dörtlük diyebileceğimiz bir ortam.

 

Ben de bizim kızlar ile muhabbet ederken, 'Bakın kızlar fırsat bu fırsat Şişli ve Beşiktaş belediye başkanları burada, hadi konuşalım translar için ne gibi politikaları olacak ve her şeyden önce başından beri vurguladığımız trans istihdamı olacak mı'' dedim. Boysan'a yaklaştık, zırıl bir gülüşle 'Tabi ki de konuşun' dedi. Murat Hazinedar ile konuşamamıştık hatta konuşturmadı bizi pek sevgili danışmanı ile.

Hayri İnönü ise bütün samimiyeti ile bizi dinledikten sonra 'Bakın arkadaşlar bunlar burada kalmasın. Boysan ne derse onu yaparız' demişti. Politik bir konuşma da diyebilirsiniz ama en azından saygıyla dinledi bizi adam.

 

Daha sonraları Boysan bir proje yazma aşamasında olduklarını ve kabul edilirse belediyede trans istihdam edileceğini söylüyordu. Moda tasarım ile ilgili bir proje idi. O mu yazdı, fikir onun muydu bilmiyorum ama konuştuk net hatırlıyorum.

 

Kısa bir süre sonra Boysan, Zeliş ve Mert aramızdan ayrıldılar.

 

Bir gün dernekte çalışıyorum, Şişli belediyesinden aradılar söz konusu proje hakkında beyin fırtınası yapmak için, proje ön aşamayı geçmiş ve daha da detaylandırmak gerekiyormuş.  Projeye göre Şişli Meslek Yüksek Okulu'nda translara girişimcilik ve meslek edindirici kurslar verilecekmiş. Tabi proje çalışanları da olacak diye konuşuyoruz ve ben hemen atladım 'Trans istihdam edilecek değil mi'' diye. Cevap olarak 'Hayır' cevabı aldım. Bir de fikir danışıyorlar nasıl yapalım nasıl ulaşacağız vs'  En son proje kabul edildi diye duydum ya da yanlış hatırlıyor olabilirim.

 

Beşiktaş Belediyesi de başından beri 'Trans istihdam edeceğiz' deyip durdular. O resepsiyondan sonra 'Bizleri ancak vitrin olarak kullanırsınız' demek geldi içimden ama yine de sustum, 'Siyasettir bu dur bakalım' deyip kendi kendime, sustum.

 

En son yine dernekte çalışırken, Hazinedar'ın lezbiyen diye tabir ettiği sevgili danışmanı, 'Belediyede bir trans istihdam edeceğiz' diyordu. Beni istihdam edeceklermiş gibi sevindim. 'Ne zaman, nasıl oldu'' diye soruyorum. Tabi bana 'Sen öner şimdiden birilerini, düşün' diyordu.  Ama şunu da ekledim 'Eğer kesin ise söylerim ya da öneririm, insanları umutlandırıp sonra olmaması kötü olur' dedim. Heyecan var ama bir taraftan da 'Kür ayolll!' diyorum.

 

Neyse dernekten ayrıldım, inzivaya çekildim ama bir taraftan da takip ediyorum.  Tabi yine o belediyede bir resepsiyon düzenlenmiş ve yine yabancı basına flaş flaş pozlar'

 

Resepsiyon öncesi bir kızı umutlandırmışlar 'Seni işe alacağız' diye, 'Bir ay sonra yok efendim iki ay sonra' derken kızın telefonuna bile bakmamışlar. Ve o an 'İyi ki işin içinde değilmişim ya benim önerdiğim kişi o olsaydı nasıl bakacaktım'' kızın yüzüne diye düşündüm.

 

Bu konuya şuradan geldim: Tarih 18.08.2016 ve yine bizimkiler mecliste, sağolsunlar. Karşılarında vekiller ve yine aynı konular, bozuk plak gibi hep tekrar eder olduk sorunlarımızı.

 

Oradan bir vekil yok bilmem iktidar diyor, din, toplum bir sürü bir sürü şey söylüyor. Ama hep şuna inanırım, herkesin yapacağı somut bir şey mutlaka vardır.

 

Seçimler döneminde ya da Türkiye'nin gündemine düşen bir konu söz konusu olduğu zaman bizleri hatırlıyorsunuz. Pardon, 'temel hak ve özgürlükleri' savunduğunuzu göstermek için hatırlıyor gibi yapıyorsunuz.

 

İktidarda değilsiniz ama belediyeleriniz var, nedir bu çekinceniz' Sizin ve toplumun dayattığı seks işçisi olmamız mı çekinceniz. Ayrıca seks işçiliğini de aşağılık bir durum gibi göstermekten vazgeçin. Bu meslek olmasaydı şimdiye kadar açlıktan ölmüştük. İki yüzlüsünüz, hem müşteri hem de namus bekçisi yeri gelince. Anlayacağınız göründüğünüz gibi değilsiniz.  Bir arkadaşımdan duydum belediyede istihdam söz konusu iken Seks işçisi olmasın' diye de vurgulamış.

 

Tek derdiniz gündeme gelen bir konu ile kendinizi de gündemleştirmek.

 

Evet, sen varsan hakların var, yoksan hakların da yok.

 

Bugün sevgili Hande üzerinden yine gündeme geldi translar ve birkaç gün sonra yine her şey eskisi gibi olacaktır.

 

Ha! Bir de şunu anladım, translar için neden oy kullanılmaz denilirdi, ben de anlam verememiştim ama şimdi gayet iyi anladım. Ama son birkaç yıldır trans aktivizminin cereyan bulması beni çok umutlandırmakta ve kurtuluşumuz bizim elimizde. 

 

Özneler diye diye yıllardır kendimizi yırtıyoruz ya işte tam da bunu demek istiyoruz. Sen beni anlatamazsın çünkü bilmiyorsun yaşamıyorsun benim yaşadıklarımı. 

 

Bırakın artık bu sahtekarlığı, sizlerden olağanüstü bir şey istemiyoruz. Sadece eşit vatandaş muamelesi görmek istiyoruz.

 

Bizlerin oyları ile oradasınız ve bizim vergilerimizle o maaşları alıyorsunuz.

 

Deniz Şapka

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org