Aşk kağıda çizilmiyor Mihriban, ben de yazarım öyleyse…

 

Fahişe bedenime merhaba deyin, sonra da sizi kalbimde taşıdığım sevgilimle tanıştırayım. Merhaba, bu gün kocamın kollarında güzelce uyanıverdim, Koca kelimesini birbirimize seslenirken söylüyoruz bu da bizim ilişkimizin ibneliğini ortaya çıkarıyor, erkek erkeğe.

 

Dün gece sevgilimde kaldım, birazcık film izledik, hetero ilişkilerde olduğu gibi. Kısaca kocamı anlatayım; bıyıklı, 24 yaşında, atletik vücutlu ve o da bir erkek seks işçisi. Okurken düşündünüz biliyorum, nasıl olur da iki sevgili birbirlerini başka insanlarla paylaşabiliyor' Cevabı çok basit belirli bi ücret karşılığında başkalarıyla aynı yatağı paylaşıyor olsak da kalplerimiz daima birbirimiz için atıyor. O yüzden, bu konuyu biz aşalı daha İstanbul fethedilmemişti.

 

Ben insanım, bi kalbim var, kendime ait küçük bir dünyam var ve dünyamın merkezi de bıyıklı sevgilim. Neydi o ormanda tek başına gezen sonra kurda yem olan kız, saçlarını uzatıp kuleye erkek atan fahişe, aynı evde 7 tane cüceyle yaşayan orospu; neydi Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel, Pamuk Prenses' Hayatımızı süsleyen masallardı ama görüyoruz ki kimse masum değil.

 

O olmasa da ben yine orospu olacağım, ben olmasam da o yine bi fahişe olacak. Bu yüzden biz birlikte olup insanların tabularını yıkıyoruz, iki fahişe bedeni ama tek yürek.

 

Aşkın büyüsüne kapılmışım, biraz fazla konuşmuşum. İkimiz de birer erkek seks işçisi olmamıza rağmen tarafların seks işçiliği yapmadığı çoğu hetero ya da homo ilişkilerde olduğundan daha mutluyuz. Çünkü biliyoruz ki kalbimiz birbirimiz için attığı sürece yatağı paylaştığımız insanların bir önemi yok. Beraber gruplara girerek bile para kazandığımız oluyor. Ve o an bile fark ediyorum onun kalbi bana atıyor.

 

Bizler insanız; hetero veya homo, namuslu veya fahişe, kadın veya erkek olmamız aşkı yaşayamayacağımız anlamına gelmiyor. Her neredeysen, her kimleysen, ne şartlar altındaysan; aşık olmayı sakın unutma! Çünkü eğer aşıksan ve o da sana aşıksa hayat her şekilde güzel.

 

Hadi tutmayın beni kocam geliyor kek yapacağım daha. Tarçın da bitmiş zaten…

 

Emre

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org