Son yıllarda dünyanın eksikliğini gördüğü cinsel hizmetin bir parçası olmak beni mutlu ediyor. Son bir yıldır erkek seks işçiliği yapıyorum, mektebini okumadım ama mesleğimi seviyorum. Her mesleğin verdiği gibi ben de topluma hizmet veren bir meslek yapıyorum. Diğer mesleklerden farkı bu mesleğin işçilerinin toplumsal olarak dışlanması.

 

Bir yıl önceye dönüp bakacak olursam hala aynı kişiyim, hala aynı Emreyim. Bu mesleğin insanı değiştirdiğini, kişilik bozukluklarına yol açtığını, duygusuz bir birey yaptığını ve rahata alıştırdığı için sorumsuzlaştırdığı düşünülüyor fakat yanılıyorlar. Aslında günde onlarca insan görmek ve tanımak sizi daha olgun daha bilinçli bir insan haline getiriyor.

 

Evinin kapılarını açtığın insanlar tabiri caiz ise her kafadan insanlar oluyor ve bu durum sizi daha dikkatli ve daha bilinçli hale getiriyor. Duygusuzluk terimini ise katiyen kabul etmiyorum. Evime aldığım insanların aslında aç olduğu şeyin cinsellik değil de insanlık duygularının olduğunu fark ettim bu işi yaptığım günden bu yana.

 

Aslında toplum olarak biraz daha sosyalleşmeye, dostluk bağlarını kuvvetlendirmeye ihtiyaç duyduğumuzu görüyorum. Hizmet amaçlı irtibat kurduğum insanlarla ilk olarak iletişim halk dilinde sohbeti göz önünde bulunduruyorum onlarla muhabbet ediyorum yeri geldiği zaman dertlerini dinliyorum. Aslında seks partneri olduğum gibi onlara arkadaş da oluyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor.

 

Toplum hizmeti diyorum farkındaysanız. Gerçekten yaptığım meslek bir toplum hizmeti çünkü evime gelen, sosyal medya üzerinden bana ulaşan tüm herkese cinsellik üzerine bilinmesi gereken her şeyi anlatıyorum. HIV AIDS vb. gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları, tedavileri, bulaşma yollarını anlatıyorum. Cinsel ilişkiye girerken yapılması gereken temizlik kurallarını, cinsel temasta nasıl korunulması gerektiğini ve de en az 3 ay da bir HIV, AIDS, HEPATİT (A,B,C) testlerini yaptırması gerektirdiğini anlatıyorum. Benim gibi erkek seks işçiliği yapan arkadaşlarımızın müşterilerini bilinçlendirmesi aslında toplumda birçok kişinin bilgilenmesine vesile oluyor.

 

Son olarak bu yazımı yayınlayan Pembe Hayat'a ve çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

 

Emre

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org