15-16 yaşlarında oturdum ilk ailemin karşına,

Ablamın karşısında tekrar doğuyordum Sivas şehrinde.

Kız çocuğuna konuşmak bile serbest değildi benim evimde,

Öyle bir evde kız çocuğu olmaktı benim gerçeğim.

Ablamın gövdesinde yaşadım doğmadan önce,

Korudu, sevdi ve en önemlisi benim gerçeğimi hissetti.

Perdeleri açılmayan bir evin mutfağında ablamın karşısında otururken doğdum ben.

Doğar doğmaz ablam kundağa sarar gibi sardı beni,

Korkumdan korudu.

Oyuncaklarım savaşmazdı benim,

Elbiseler giyerdi.

Sırılsıklam aşıktım o zamanlar,

Aşkın şairliğine kaptırmışım kendimi,

Yazdığım şiirleri sobada saklardım.

Sonra haliyle yakalandım meraklı ablama.

Ablam, ablam kaldı sonra açtı kanatlarını üstüme,

Korudu beni kötü olan her şeyden.

Okumadım ben,

Gerçeğimi bildiğim gün bıraktım okumayı.

Trans kadın olacaktım ben,

Ne diye okuyaydım.

İçimdeki orospu boş durmamıştı,

Hala da durmuyor gerçi.

Babamın yanına tatile giderdim Sivas’a fingirdemeye,

Kuzenimin komşusunun bir oğlu vardı.

Kapılmıştım rüzgarına, savruluyordum orospuluğun içinde.

İlk kez bir erkeğin dudaklarında ısındım,

Sivas’ta kıçım donarken.

Kayganlaştırıcı nedir bilmiyordum o vakit, evde sıvıyağ vardı.

Kuzenlerim delikanlıydı, inkar etmem ama ben vardım bir de deliği kanlı.

Ankara’ya gittim sonra,

Parkta yattığım geceler öğrendim sonumun seks işçiliği olduğunu.

Dönmeye başlamıştım Ankara’da.

Önce oryantellik yaptım bir yerde,

Tüm kavuşamadığım hayallerimle sallıyordum kalçamı, daha çıkmamış memelerimi.

Derken sokak çağırdı yine beni, bir gece sokakta buldum birden kendimi.

Tar öteli vardı Ankara’da o zamanlar, travesti oteli.

Girdim oranın kapısından, en kezban halimle.

Bilmiyordum başlarda, hızlı koli kesmeyi.

Her müşteriye soyunup dökülüyordum.

Önce koli kesmeyi öğrendim,

Sonra madiliği…

En son da kendimi kesmeyi öğrendim.

Kendimi kesmezsem öleceğimi, öldürüleceğimi öğrendim.

Eryaman’a kaçtık sonra.

Yeğenim göğsümde uyurdu benim,

Allah doğurtmadı ama doğurmuş kadar anneydim yeğenlerime.

Öyle putkadan fırlatmakla anne olunmaz,

Yüreğini titrecek başını göğsüne yaslattığın o yavru.

Ben de anneydim işte,

Titrerdi yüreğim,

Ne de olsa teyzeydim.

Hapise düştüm sonra

Ailemin sevdiği bendim,

Toplumun nefret ettiği de ben…

Ablamın biricik kardeşiydim halbuki.

Ne yaptım da bu kadar nefret etti bu insanlar benden sahi'

4 Eylül Stadyumu’nda sevişmem mi suçtu,

Bir erkeğin dudaklarında ısınmam mı,

Yoksa kayganlaştırıcı değil de zeytinyağı kullanmam mıydı suç olan'

Beni görmeye gelen ailem ne yapmıştı da onlarla da dalga geçiyorlardı.

Bir bokluk vardı ortada.

E ama ben başından beri temizdim,

Kimdeydi bu bokluk'

Annemin orospu, fırlama kızıyım şimdi,

Deli dolu kızı…

Üzmedim kimseyi ben boş yere

Ama çok üzüldüm sırf yüreğim kadın diye.

Kabul etmeyeni de oldu, küfredeni de.

Canım acıdıysa da belli etmedim.

Bilirim düşene tekme atan çok olur.

Kadınım dedim açtım göğsümü,

Omuz verdi ablam, anam.

Yürüdüm kendi yolumda.

Şimdi, dersen hiç mi acımadı canın diye

İyi ki de acıdım,

İyi ki de kanadım.

Doğurmadım ama anne de oldum.

Hayat benden çok çaldı ama

Ben elimdekilerle çaldım oynadım.

Kaydettin di mi hepsini orospu'

  

Hazırlayan: Fırat Varatyan

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org