Tabii ki de korkmuyorum! Nasıl korkarım ki; tam bugün, benim günüm. Müjde arkadaşlar! İkili cinsiyetin bittiğini gördüm. Bırakın görmeyi, onlarla bir haftaya yakın bir süre yaşadım da. Birçok insan kadınlık ve erkeklikten vazgeçmişlerdi. Gördüklerimi size tek tek haykıracağım. Böylelikle yanlış yerde bekçilik yapmış olduğunuzu nasıl söylemem ki' Yıllarca kadınlık ve erkeklik üzerinden beni baskılamadınız mı' Hatta beni, bu saçmalıklar yüzünden ucubelerin kraliçesi olarak siz tayin etmediniz mi' Maalesef! Üzgünüm ki; ben sizin tayin ettiğiniz bir kraliçeyim. Size şunu söyleyebilirim ve bundan eminim çünkü gördüm, yaşadım yanlarında. Erkekliğin ve kadınlığın asıl özneleri erkekliklerinden ve kadınlıklarından vazgeçmişler.  Eee, şimdi siz ne yapacaksınız' Ucubelikte benimle yarışmaya çalışacaksınız ama kraliçeliği zaten kaptırmıştınız. Zaten şimdi benim size 'haddinizi bilin' deme sıram gelmedi mi' Kusura bakmayın ama bayraktarlığını yaptığınız erkekliğin ve kadınlığın kalesi yıkılınca size de ucubeliğin bayrağı kalacak. Bırakın erkeğin, kadının kalelerinin yıkılmasını insanlar yönelimlerle dalga geçiyor. Bin bir sevişme hali, şekli ve oyuncakları bulmuşlar. Siz hala 'biz kadınız ya da erkeğiz' diye diretiyorsunuz. Komik savaşçılar! Görmüyor musunuz olan bitenleri' Kadınlığın, erkekliğin, ibneliğin üreticileri ve tacirleri bundan vazgeçmişken siz neyin savaşını veriyorsunuz'  Hepimiz başka şekillerde vicdani retçi olmadık mı' O sosyal kabulü göremediğimiz, döndüğümüz için ailemizden ve sosyal yaşamdan atılmadık mı'  Şimdi neden döndüğümüz yerden, bizi reddeden kadınlık ve erkekliği tekrar oluşturduğumuzu anlayamıyorum. 

Kapitalizmin ürettiği kadınlık ve erkekliğin ikili cinsiyetinden birisini seçmek heteroseksüelliği de başka bir yerden üretmek demek değil midir' Böyle bakınca ikili cinsiyeti üretmek tekrar tekrar ibnefobiyi ve transfobiyi diriltip diriltip üzerimize salmak değil mi'  Bırakın bunları. İnsanlar heteroseksüelliğin sonunun geldiğini de biliyorlar. Kadın ve erkek translar bu ikili cinsiyetleri tekrar tekrar üretmeseler inanın bu kale daha çabuk yıkılacak. Çok üzgünüm, heteroseksüellik biterken maalesef ibnelik hallerini de bitirecek. O yüzden ibnelerin de heteroseksüellerin de kurdukları imparatorluklarının bitmesinin tek sebebinin translar olacağını bilmenin ve görmenin beni başka başka tatminlere ulaştırdığını söyleyebilirim. Alın, amımla erkek de olurum! Sizin çalıştığınız işlerde de çalışırım. Payıma düşen kadınlarla da yatarım. Ya da 'sikimle kadın olurum'u size ispatlamadım mı' Bu saçmalıklarınızla daha nasıl dalga geçebilirim ki' Ben bireysel olarak her döndüğüm cinsiyetin içini boşaltmadan o cinsiyetten asla vazgeçmedim. Cinsiyetlerinizle, yönelimlerinizle dalga geçtim. Alın size başka bir hikaye. Hani benim sikim vardı, memem yoktu, kadın olamazdım ya; oldum. Hatta kadınım diyerek fuhuş yapmadım mı' Sikimle heterosesüel erkeklerinizle yatarken kıs kıs gülmedim mi' Hatta ikili cinsiyetinizin teki olan feminizmi tokatlayıp trans feminizminin ortaya çıkmasına sebep olmadım mı' Eeee, bu durum beni çok sıktı, şimdi kadın olmaktan vazgeçtim, erkek olacağım. Erkek de olamayacağıma göre trans erkek olacağım. Tekrar dönüşüm sürecine gireceğim. Gene ameliyata gerek duymadan trans erkek olmuş olmayacak mıyım' Buna kim itiraz edebilir' Tekrar erkek olacaksam, heteroseksüel bir erkek olmalıyım. İbnelik bana uymaz. Dönmelikte ikinci tura geçişimde bir de ibneliğin kahrını çekemem. Heteroseksüel trans erkek olacağım ya şimdiye kadar yediklerim de yanıma kar kalmış olacak. Size ne vücudumun neresini kullanarak seviştiğimden' Alın her şeyin içini böyle boşaltarak ters yüz edeceğim. Kurduğunuz bütün krallıkları yıkacağım ve unutmayın haaa, beni siz kraliçe yaptınız. Neden mi erkek trans olacağım; size anlatayım:

 

İtalya'nın Bolonya şehrine yoldaş bacılarımla beraber gittiğimde bir de ne göreyim! Orada Amazonluktan vazgeçmiş ama cengaver de olmamış iki dünya tatlısı savaşçıyla tanıştım. Anlattıklarına göre çok savaşlar vermiş, çok kaleleri yıkmış iki Türkiyeli savaşçılardı onlar. Erkeğin zavallılığına ve hödüklüğüne hiç bulaşmamışlar, tam beğendiğim gibi. Güzel aşklar yaşıyorlar ve birer playboy olmuşlar. Erkeklerin yanındaki huysuz kadınlığımdan hiçbir eser kalmamıştı yanlarında. Sakal yapmışlardı kendilerine. Kıllı kollarına sararak yüreklerine aldılar beni. Bir araya geldiğimizde cinsiyetlerimizden soyunup, çırılçıplak kalarak bedenlerimize dokunduk sadece. Dokunurken birbirimizin bedenlerine; bırakın taciz saymayı kimse irkilmedi bile. Güçlü ve kaslı kollarıyla sardılar hepimizi. Güçleriyle benim namusumun bekçiliğine soyunmadılar ama benim bilmediğim kapitalizmin dilinden korudular beni. Kim ne söylediyse birebir çevirip bana anlattılar. İlkel teknoloji bilgimin yetersizliğini kapatmamda yardımcı oldular. Dünyayı yakalamış genç beyinleriyle, erkeklikle de nasıl dalga geçtiklerini gösterdiler bana. 'Başka bir erkek olunabiliri' bana tekrar tekrar ispatladılar. Okumuş, yazmış, bilmiş bebelerdi ikisi de. Onlar Ali Gül'ün ve Toprak Baba'nın oğullarıydı.

 

Bir de bizim amazon kızlar yanlarına eklenince LGBT hareketinin kimilerine göre Ortadoğu ayağı olan bizlerin hiç de onlardan eksik yanımız olmadığını gördüm. Ekürim olan Buse'nin alan bilgisi, kızımız Janset'in alan bilgisini üç diliyle pekiştirmesi ve her ikisinin de çağa uygun zihniyetleri Rönesans'ın Ortadoğu'daki tecellisinin askerlerinin bunlar olduğunu düşündürdü bana.

 

Kadın ve erkek olmayan bir yerdeydim, zaten bizim çocuklar kadınlıkla ve erkeklikle şakır şakır dalga geçiyorlardı. Oraya zaten uyum göstermiştik ve yakında oradaki lobileri çatırdatacağımız belliydi. Lobiler için kadın translar zaten önemini yitirmişti. Erkeklik desen zaten yoktu. Onlar için önemli olan, 'kaç trans öldürülmüş, kaç trans mağdur, kaç trans hıvli..' Onlar için sayı önemliydi. Onlar da korkunç heteroluk ve ibnelik imparatorluğu gibi bir imparatorluk kurma çabasındaydılar. Çok komik geldi bana, kendilerini queer trans diye adlandırıyorlardı. Onlardaki queer translığı anlatacağım size:

Translığın en rahat hali. Hiçbir çaba harcamana gerek yok. Bizdeki translık kadar keskin çizgileri yok. Hemen ceketlerini giyinseler erkek; eteklerini giyinseler kadın gibi görünebilecekler. Bu insanlar toplanmış, örgütlenmiş sivil toplum kuruluşlarını ya da dernekleri oluşturmuşlar. Trans cesetlerinden, mağduriyetlerinden para kazanır hale gelmişler bence. Zaten lobiler oluşturulmuştu. Beyaz, iyi dil bilen akademisyen ve sanatçılar, saçlarını değişik kestirmiş ya da boyatmış kişiler 'biz de transız' diyerek trans meseleleriyle üstten dalga geçer olmuşlar. Lobilerini ibne örgütlerinden örnek almışlar. Ki ben, canım ülkemde kadınlık halleri çalışan erkeklerin de olduğunu bildiğimden dolayı bu durum bana hiç yabancı gelmedi. Vay vay bizim zavallı transların haline. Translık bu hale gelmiş. Saçına uçuk bir kesim yaptırıp, uçuk bir de renge boyatarak, kadınlık ve erkeklik normlarından da vazgeçerek bize nasıl trans olunacağını tekrar öğretmiş oldular. Seks işçiliği konusunda konuşmayı ve moderasyonu yapan kişilerin biraz önce tanımını yaptığım kalıba oturan kişiler olması bana trajikomik gelmişti. Sonuçta yaladığım sikleri yan yana koysam İtalya'ya iki kez yol olur. Bu tür kişiler benim konuşmamı duymak istemeyip engellemeye çalışsalar da ben ve ekürim Buse Kılıçkaya, gençlerin de yardımıyla diyeceklerimizi dedik.  İsmi Trans Gender Europe olan oluşum, statükosunu nasıl beyazların oluşturduğunu da göstermiş oldu. Buradaki beyazlık da çok komik.  Queer adı altında beyazlık sergilemeleri de ayrı bir trajedi. Şimdi itiraf ediyorum; gördüklerimden sonra bacılarım ve biraderlerim ben queer falan değilim, harbi harbi Ortadoğulu bir transım. Trans cesetleri ve mağduriyetleri onlar için bir done haline gelmiş. Bu durum çok iç buruklatıcı. 'Biz her şeyi çok iyi biliriz, ameliyatlarımızı çok iyi ve ücretsiz yaparız' diyorlar. Gerçekten de devletin ücretsiz yaptığı ameliyat harikaydı. Gözlerimle gördüm. Memeleri yumuşacık, vajinası istenen derinlikte ve haz almakta hiçbir sıkıntısı olmayan kullanılabilir bir vajinaydı. Vajina seven bir kadın olarak bana hiç iğreti durmadı. Hatta öyle ki, klitorisin yapısını hiç bozmadan orayı hiç ellemeden üstüne bir penis yapmışlar. Bir taraftan penis işlevini gerçekleştirirken diğer taraftan haz alma duygusunu kaybetmiyor kişi. Teknoloji ve ameliyat bilgileri bir harikaydı. Kısırlaştırılmadan geçişler yapılabiliyormuş. Bizim ülkemizde, o ameliyatların en kötüsünü ve başarısızlarını bile olabilmek için bizim transların nasıl diyet ödediklerini ben bilirim.

 

Ucubelikte benimle yarışan kadınları benim kadar kimse anlayamaz. Ben nasıl kadın transların yanında 'senin gibiyimin' serzenişini veriyorsam, ameliyatlı trans kadınlar da biyolojik kadınların yanında 'ben biyolojik kadınımın' serzenişini vermiyorlar mı' Benim transların içinde salladığım ucubelik bayrağını onların da biyolojik kadınların içinde salladıklarını nasıl görmem.

 

Biz tekrar erkeği üretirsek, erkek heteroyu; hetero da ibne erkeği üretmeyecek mi' Hetero kadını tekrar üretirsek hetero kadın da lezbiyeni, feministi, biseksüeli üretmeyecek mi' Böylelikle güçlü heteroseksüel düzenin zavallıları, köleleri olmayacak mıyız' Erkekler kadınlığı ve ibneliği sömürmeye devam etmeyecek mi' Aynı erkeklik Türklüğü, Türklük Kürtlüğü, Müslümanlık Aleviliği yaratmayacak mı' Bu hastalıklı sistemlerin kabulüne, erkekliğinin ve kadınlığının kabul edilmesiyle başladığını nasıl göremezsiniz' Bizi bize kırdırdıklarını, tüm Ortadoğu'nun bombalar altında yaşatıldığını nasıl görmezsiniz' Şimdi asıl realiteden bahsedeceğim. Batı'nın sınırlarını belirlemiş olduğu ve hatta bu sınırlardan vazgeçmiş, bu sınırları unutmuş olduğu kimliklerin, bayraktarlığından ne zaman vazgeçersek, o zaman insan gibi yaşamayı hak etmiş olacağız. Yoksa bombalar altında devletlerin ve hükümetlerin baskısı altında sömürülerek birbirimizi öldürmeye devam edeceğiz. Benim çağrım 'gelin hepiniz götünüzü siktirin' çağrısı değil. Nerenizle ne yapıyorsanız yapın. Herkes herkesi sevebilir ve sevişebilir gerçekliğini yüz binlerce defa biz translar size ispatlamadık mı' Bologna'da aynı dilden konuştuğum insanlar da vardı. Bunlar mülteci translardı. Asyalı ve Afrikalı translar. Hiçbirimiz korku ve ölüm dilini bırakamıyorduk. Yoldaşlarımın hepsi, geride kendilerine benzeyen cesetler bırakarak yaşamayı başarabilmiş translardı. Ve hala dünya, sistem tıpkı bizi siktiği gibi çatır çatır onları da sikiyordu. Aynı dili konuşamadan duruşlarıyla ve lobilere dahil edilmeyişleriyle birbirimizle anlaşıyorduk. Bizim gibi oldukları belliydi.

 

Bizlere, ölmeden oraya gelebilmiş seks işçilerine, pek itibar edilmedi. 'Kadın kimliği, erkek kimliği, etnik kimlik, dini kimlik, vb. meselelerle siz uğraşın, birbirinizi öldürün biz bunları raporlarız, belgeleriz gerekirse belgesellerini çekeriz. Kadın-erkek, Türk-Kürt, Müslüman ya da Hristiyan olmanızı tekrar tekrar kutsayarak bunların üzerinden nemalanırız bu alanlara da sizi sokmayız' durumunu tekrar gösterdiler bize. Evet, benim kadınlığımın, erkekliğimin, Türklüğümün, Kürtlüğümün, Ermeniliğimin kriterleri onlara sınıfsal anlamda değersiz geliyordu. Hatta konuştuğum dil onlar tarafından kabul edilmiyordu bile. Hatta İngilizceyi biliyor olsam bile kapitalizmin dilini öğrenmeden onlarla eşit seviyeye gelemeyeceğimi kibarca ve cinsiyetsizce anlattılar bana.  

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org