Daha önce hiç bu kadar umutlu ve tüylerim diken diken yazmamıştım. Bu hafta Mersin'deydi(k)m. Onur Haftası etkinliklerine ve yürüyüşe katılmak için günler öncesinden aldığım bilet ile düştüm yollara.

 

Sabahın köründe indim doğduğum topraklara ve hemen oturdum bir ciğerciye. Ayyy, o ciğeri yediğime bin pişman oldum sonrasında. Cırcır oldum kız! 

 

Yemeğimi yedikten sonra eve gittim ve bizimkiler geldiğimi duyunca hemen annemin evine akın ettiler. Annem hormonlu halimi görünce birden düşüp bayıldı. Şaşkınlıktan mı madiliğinden mi bilemedim. O korku ile evi terk edip Ömer'in yanına gittim ama nasıl ağlıyorum, salya sümük! İlk etapta çok kötü şeyler düşündüm. Bir daha görüşmemek numaramı değiştirmek gibi ama uzun sürmeden annem aradı ve durumu yanlış anladığımı şaşırdığı ve n'apacağını bilemediği için kendinden geçtiğini söyledi. Her neyse annemle aramızdaki problemi o günün akşamında hallettik. İnsan canından çabucak vaz geçer mi' O benim bir tanem! Ve onu çoook seviyorum.

 

Annem ile olan kırgınlığımın üstümden kalkması ile birlikte Onur Haftası'nın heyecanına kapıldım. Etkinlikler, katılımcılar ve hava öyle güzeldi ki (hava kısmı biraz kür olabilir) yürüyüşün ne denli renkli geçeceğini kafamda kurgulamıştım bile. Yürüyüş günü geldi çattı! Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen LGBTler bütün renkleriyle Forum havuz başında toplandı! Hiç beklemediğim kadar emekçi, kadın, komünist ve sosyalistler de bizimleydiler. O an çok minik yaşlarda LGBT hareketine dahil olmanın da verdiği deneyimlerimle işte bu emeğin meyvesi dedim kendime. Öyle heyecanlıydım ki bir sağa bir sola en güzel kareleri yakalamak için koşturup durdum. Yaşıtım trans arkadaşlarımı da kortejde görmekse gücüme güç kattı! 

 

Artık her yıl biraz daha güçlenen bir bilek sivrilen bir bıçak oluyoruz. Ve özgürlük yolumuzda artık yalnız değil milyonlarız (bu biraz trans abartısı olabilir ama yine de yalnız değiliz) ve ailelerimiz le birlikteyiz. 3 yıl önce en yakın arkadaşımın annesi çocuğunun benimle görüşmesini istemezken bugün Onur Haftası etkinliklerinde ve çocuğu ile toplantılara katılıyor. Bütün bu olanlar artık yenilmez bir bütün haline geldiğimizin bir göstergesidir, a dostlar! 

 

Devlet ve mevcut sistem tarafından gasp edilen haklarımız, homofobileri ve transfobileri bi taraftan zorunlu bir şekilde son buluyor. Artık kapı arkalarında değil alanlardayız! Bizi var eden bu hareket hep yaşasın!

<iframe frameborder="0" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/AiGoKLLSqqI" width="560"></iframe>

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org