4-5 yaşında doğdum ben aslında.

Bir Ömer vardı mahallede,

Dokunurdu arada sırada bana.

Dokunulmak güzeldi aslında

Eğer cezası ruhumu sendeleten bir tokat olmasaydı!

Unutulmayan bir tokat vardı, çocukluğumun ortasında

Beni doğuran bir tokat.

İlkokulda başladım ben, aşık olmaya, inanır mısın!

İlk aşkımlı kelimeler o zaman döküldü kalemimden kağıtlara

Kızıyordum, bir yerde bir erkek bir erkeğe bunları yazmamalı diye.

Aşkım dediğim adam vurdu daha çocuk yaşta gerçeği yüzüme;

“Sen erkek değilsin ki” diye

Al sana bir tokat daha!

“Aşkım” demek yerine “abi” demeyi öğrendim yakalanma korkusuyla.

Saklanmak ne demek öyle öğrendim ben ötekilerden.

İnceldiği yerden kopsun diyerek vurdum kalın kaşlarıma ilk jileti,

İnceldiği yerden vurdu ailem ruhumu,

Bir ince kaş birçok morluk doğurdu bende.

Ailenin başına gelen kötü olan her şeyin sebebi bendim

Çünkü ailenin kötüsü bendim.

Öyle fısıldadı kolumdaki yüzümdeki morluklar ruhuma,

Lanetli olduğuma inanıp lanetin sırrını aradım ruh denilen arazide.

Kendime ait ne bulduysam attım o zamana kadar boş kalan heybeme.

Bir dinozor vardı mesela hayatımda,

Tüm gerçeklerin

Tüm bağların dışında

Ama her şeyin içinde istisnasız yer alan bir dinozor.

Düz yollar benim işim değildi, patikaları dağları tırmanırdı ruhum

Nefessiz de kalmazdım.

Bir dinozorun nefesini çekmiştim içime,

Kesilir mi hiç nefesim!

Bir veda konuşmasının rüzgârında süzülmek nedir bilir misin sen'

Bir yelkenliye binmiştim ben boynumda gezinen o rüzgârla, yanımda kocaman bir dinozorla.

Bir dinozor kaybolur mu, hiç be abla!

Ben ruhuma işledim koskoca dinozoru.

Şehrimde duydum ki ibneler toplanıyormuş,

Korka korka gittim,

Kezban kezban otururken kulağımın içine sızdı “LGBT” harfleri.

Kadın kadına aşk vardır yazan stickerlar vardı,

Aldım bi tomar yapıştıra yapıştıra gidiyordum eve,

Arkamdan abim geliyormuş meğer.

Ruhumun tüm tecavüzlerinin sebebi,

Benliğimin tacizcisi bir abi!

Söyledi aileme.

Sen hiç iki hafta bir banyoda kilitli kaldın mı abla'

Hiç iki hafta boyunca her sabah, buz gibi suyu döküp bir de üstüne nefretlerini tükürdüler mi senin üstüne'

Kendi pisliklerini örtmekti benim pisliğimden nefret etme sebepleri,

Bunu öğrendim.

Bir gün önüme döktüğümde heybemi,

Koskoca bir hazine buldum kendi içimde;

Top olmuşum, ibne olmuşum, kim ne derse o olmuşum onu gördüm heybenin içinde.

Bir adım vardı, evet ama kimsenin duymadığı kimsenin kullanmadığı

Ben olamamışım bir türlü onu gördüm.

Bir hayat kurdum sonrasında kendime,

İçine koyamadım aileyi.

Herkesin doğrusunu bildiği bir yalan uydurdum

Ve kapattım aile defterini.

Ankara’ya yerleştim sonra,

Kimsesizdim.

Ama bilmezdim koskoca çınarların içinde olduğumu,

Bu çınarlardan okudum hayat vermenin sırrını.

Bir hayat vardı içimde, içime sığmayan

Bir de bir türlü ait olmayı beceremediğim erkeklik.

Erkekliğimi öldürdüm önce

Çünkü erkek değildi benliğim

Ama kadın da değildi.

Bir şey olmak değildi derdim.

Adımı söyleyebilmekti tek derdim.

Ben, bendim işte!

Kadın ya da erkek olmak zorunda değildim,

Adımı duyurdum kimliğimden önce herkese.

Bir geçiş sürecindeyim şimdi

Kendi yarattığım bene geçiyorum.

Dönüyorum!

Toplum denen nanenin değerlerine,

Aileye,

Ahlak denen safsataya sırtımı dönüp

Kendime yüzümü dönüyorum.

Dönmelere doymadım, doyamam da.

Her şey siyah beyazdı, bu toplumda.

Ben dönerken gökkuşağına bulandım.

Tüm değerlerine sırtımı dönüp, en güzel pozisyonumda kışkırttım “genel ahlakçıları”

“Erkeklik küçülebilen bir şeydir” dedim boşaltmadım hiç birini,

5 yaşında doğdum,

18 yaşında başladım ben yaşamaya.

Çalınmış bir hayatın enerjisi var içimde,

Yerde durmaz gökte durmaz bir ibne diyorlar şimdi bana.

E napim abla, alacaklıyım hayattan.

Her gün bir ölümün yası dolanıyor boynuma,

Güllüme vurup yaşatıyorum gidenlerin adını.

Sen hiç koynunda yatırdığın insanı

Toprağa yatırdın mı'

Onların yaşayamadıklarını yaşatmak için yaşıyorum.

Katilime katil olduğunu öğretmek için yaşıyorum.

Nefretin gerçeği öldüremediğini göstermek için yaşıyorum.

“Dönmek politik bir harekettir” bunu göstermek için yaşıyorum.

Yaşamak istediğim gibi yaşıyorum.

Bir kalıbın zincirini boynumda hissetmeden,

Nefesimi bir dinozorun gücüyle çekip içimdeki vadileri umuda boyuyorum.

Biliyorum,

Hasta yatağında kendi eceliyle ölebilecek uğruna savaştığımız insanlar

Ve yine biliyorum, dönerken uçuşacak içimizde biriktirdiğimiz hayat,

Vazgeçmişlerin üstüne.

Gülerek ve dönerek göstereceğiz tüm insanlara gerçeğin dayanılmaz güzelliğini.

İşte o gün aşk için dönecek dünya!

Abla çok oturdun kalk bi dönsene sen de.

 

Hazırlayan: Fırat Varatyan

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org