Herkese merhaba ilk olarak. Uzundur buralarda değilim ama buralardan çok kendimde değilim şimdilerde. Günlerdir ülke yönetimini suçlayan insanların sesini  duymaktan, akşam saatlerindeki o korkunç siren seslerini ve evdeki çıt sesinden bile korkmaktan bıktım. Sürekli “Şuralarda patlama olacakmış, Tunalıya çıkmayın, AVMlere gitmeyin, kalabalık yerlerden uzak durun vs.” sözleri arasında nefes alsak havaya uçacakmışız gibi yaşıyoruz.

 

Bu ay her şey ne kadar da enerjik başlamıştı benim için. İlk önce Mersin’de anne ve kardeş özlemimi giderip oradan Eskişehir’e oradan da İstanbul’da gezip eğlenmiştim. Evim için küçük güzel eşyalar aldım, arkadaş ziyareti yaptım, Ortaköy’de gezdim ve Hüseyin ile Galata’da 3 saat muhabbet edip gelecek planları yaptım. 8 Mart’ta İstanbul’da olamadım (en acısı da buydu) ama 18 yılın en mutlu sabahına İstanbul’da uyanmıştım. O sabah olmak istediğim yoldaydım. Ergenliğe yeni giren bir kadının memeleri gibiydi memelerim. Yatakta yan döndüğümde belirginleşen memelerimi görünce mutluluktan ne yapacağımı  şaşırdım. Hemen en yakın arkadaşlarıma memelerimin fotoğraflarını çekip attım. Onlar da benim gibi şaşkın ve mutluydular. O an döktüğüm gözyaşlarım yaşamımdaki en anlamlı gözyaşlarımdı.

 

Öte yandan aynaya baktığımda uzayan sakallarımı da görüp içimden onlara küfrettim. Hemen elime jileti ve sabunu alıp (Henüz epilasyona giremediğim için) iyice köpürttüm yüzümü. Daha sonra da jileti tersten vura vura temizledim yüzümde çıkan kılları. O an babamın bana “Sakın bu şekilde tıraş olma, sakalların güzel çıkmaz” dediği, lise çağım geldi aklıma. Sanki sakalı seviyormuşum da onların güzel çıkmasını istiyormuşum gibi.

 

Erkeklikten temizlenirken de kadınlığı öğreniyorum bütün bu olanların yanında ve bunları öğrendikçe daha dikkatli yaşadıgımı düşünüyorum.  Pantolon bedenimi biliyorum artık mesela, herhangi bir şeyden ne kadar istediğimi, evimin eksiklerini ve gece yatmadan önce kapıyı kilitlediğimde oluşan o sorumluluk hissini… Bütün bunları, gün geçtikçe yarattığım Derin ile öğreniyorum şüphesiz.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org