YAŞAM > Özgürlüğümü Mücadeleme Borçluyum
17 Temmuz 2017

Özgürlüğümü Mücadeleme Borçluyum

Şimdi toplumdan bu kadar mı azade yaşadın diyeceksiniz. Yo aslında ben de " Dur bir bakayım toplumun dayattığı ahlâkı benimseyerek mutlu olabilirim" dedim bir dönem. Ama sonra bundan koşarak uzaklaştım. Çünkü "Ahlâkın" kendisi kadınları cendereye sokmanın en iyi ve en kapsamlı yolu.

 

 

Ne de hızlı geçivermiş zaman. Oysaki daha dün kızlarla mahallede sek sek oynuyordum. Bu gün ise on sekizini yeni tamamlamış, bedeni ile mücadele eden genç bir trans olarak buluverdim kendimi. Aslında nefretin, şiddetin, büyük bir kaosun, hatta tarifi zor dayanılmaz bir acının içinde buldum desem daha doğru olur.

Türk ve Sünni gelenekleri benimsemiş, orta sınıf bir ailede büyüdüm. Yaşamım boyunca, kendimi bildim bileli herkes "Top" der bana. Bu yüzden top kelimesinin benim için farklı bir anlamı vardır. Aileme ilk açıldığımda on altı yaşındaydım. İlk zamanlar olumsuz tepki alsam da zamanla anladılar beni.

Çok zor süreçlerden geçtim bende derin izler bırakan süreçlerdi bunlar. Bu süreçlerde beni hiç yalnız bırakmadığın, bana destek olduğun için çok teşekkürler anne. Sahi sen anne... Sen... Bu kadar acı çekeceğimi bilseydin yine de doğurmak ister miydin beni?

Bir trans olarak hayatımın seyrine gelirsek, erkek şiddeti ile hane içinde babamın anneme uyguladığı psikolojik şiddet döneminde tanıştım ve bununla beraber hayatımın seyri değişti. Sanırım sistemi sorgulamaya o zaman başladım. Kadınlara karşı baskının sadece evdeki erkekten gelmediğini zaman geçtikçe daha iyi anladım.

Bu arada ‘Aşk’ın önemli mücadele alanlarından biri olduğunu öğrendim. Tabi bu sistem aşkı kadınlar için "Uysallaştırıcı" bir tuzak olarak kurgulamıştı. Aşık olmayı seviyorum ama ataerkinin ve kapitalizmin kuralları ile değil. Özgürce ve feminist bakış acısı ile yaşamayı seviyorum.

Şimdi toplumdan bu kadar mı azade yaşadın diyeceksiniz. Yo aslında ben de " Dur bir bakayım toplumun dayattığı ahlâkı benimseyerek mutlu olabilirim" dedim bir dönem. Ama sonra bundan koşarak uzaklaştım. Çünkü "Ahlâkın" kendisi kadınları cendereye sokmanın en iyi ve en kapsamlı yolu.

Bir de şeyden bahseyim. Hayal kırıklıklarımdan. Çocukken her gece uyumadan önce tanrıya dua eder, adeta yalvarırdım. Uyanınca saçlarımın uzun, penisimin olmadığı bir bedenin hayali ile uyurdum her gece. Ve sabah uyanınca ilk yaptığım şey cinsel organıma dokunmaktı. Cinsel organıma her dokunduğumda penisimi hissettikçe boğazımda bir yumru oluşuyordu. Tanrı benim dualarımı hiç bir zaman kabul etmedi.

Ve biliyorum ki, gördüm ki, mücadele ettikçe alanım genişliyor. Mücadele ettikçe daha özgür, daha üretken oluyorum.

 

Yusuf Gülsevgi