Arşiv

9 Kasım 2010

Pembe Gri

Pembe Hayat Tiyatro Topluluğu'nun sahnelemiş olduğu 'Pembe Gri' isimli oyundan yola çıkarak hazırlanmış olan kısa film Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneğinin oluşum sürecini anlatan film ve belgesel 26 Kasım 2010 Cuma günü 19.00-20.00 saatleri arasında Ekin Sanat Merkezi'nde gösterilecek. Gösterimin ardından pembe gri nin ortaya çıkış hikayesi üzerine yönetmen ve oyuncularla söyleşi gerçekleştirilecektir.

PEMBE GRİ bir tren yolculuğu ile başlar. Yolculuk aynı zamanda transgender bireylerin yaşamlarına ve mücadelelerine yapılan bir yolculuktur.

Yönetmen : Emre Yalgın
Görüntü Yönetmeni : Alper Şen
Yapımcı : Özgür Ahmet Özyeğen
Kurgu : Emre Yalgın
Müzik : Kerem Uygun
Süre : 27? 30"

Pembe Gri tiyatro oyunu hakkında;

Apliklerin kapanması ile beraber Dezo'nun (Oyundaki karakterler gerçeği yansıtmalarının yanı sıra gerçek hayattaki isimleri ile yer almaktalar.) evine misafir oluyoruz. Sehpa darma dağın olmuş, eşyalar sağa sola saçılmıştır. Transfobilerine yenik düşüp ev baskını yapan magandaların elinden zor kurulmuş olan Dezo bu konuda birşeyler yapmaya kararlıdır ancak gelin görün ki diğer arkadaşları pek oralı değildir. Gerek kendi yaşamlarının içinde boğuldukları sorunlar olsun gerekse alıştıkları bu düzenden dolayı baskılara boyun eğip malını isteyene malını, canını isteyene canını vermeye razıdırlar.

Melis'in hastane masraflarını karşılaması için hiçbir çıkar yolunun kalmamış olması, Selay'ın yüzüne kapanan iş kapılarıdır onları seks işciliğine sürükleyen. Toplum kendi kendine madem tek düşündükleri seks değil o zaman düzgün bir işte çalışarak para kazansınlar dese de anlamaz ki yine kendi olduğunu iş vermeye gelince HAYIR diyenin. Onlar konuşandır, dinlemesini bir türlü becerememiş konuşanlardır.

Selay yıllar önce kuzeni ile evlendirmek istenince kaçmıştır ailesinin yanından, evet erkek bedenidir sahip olduğu ama bilir içinde bir kadın olduğunu ama anlatamaz kimseye bunu ve başlar kaçış hikayesi. İçten içe Cabbar'ı sever, onun için canını bile vermeye hazırdır ancak gelin görün ki Cabbar hiç oralı değildir. Aklı yıllar sonra çıkıp gelmiş abisi İsmail'dedir, köşe bucak kaçmaktadır ondan.

İsmail ise içten içe sevmektedir kardeşini, hala unutumaz küçükken yaşadıkları bisiklet maceralarını ama toplum onları da ezmiştir. Dönme olmuştur biricik kardeşi ve milyonlarca küfüre denktir toplumun sözlüğünde dönme kelimesi. Topluma karşı eğilen boyun unutturamasa da kardeş özlemini geçiştirmeye yetmektedir İsmail'in kalbindeki kardeş sevgisini.

Birgün Dezo çark sırasında görür İsmail'i, yanaşır yanına ve konuşmaya başlar onunla. Tek problem aslında konuşamamaktır taraflar arasında ve hani küçük bir kıvılcım bile yeter ya kocaman ormanları yakmaya işte öyle başlar Dezo'nun konuşmaları ile İsmail'in içindeki kardeş sevgisi alevlenmeye.

Çok geçmeden Dezo'nun başka bir ev baskınında öldürülmesi ile Selay karar verir arkadaşının mirasını devralmaya ve dernek hakkında çalışmalara başlar. Abisinin de destegi ile yeni bir yolculuğun eşiğindedir. Yolculuk çoktan griden pembeye geçiş yapmıştır...