Tarih: 2013-11-17

ETHA Haber ajansının haberine göre, Ankara İskitler'de 18 Ağustos akşamı yaşanan translara yönelik saldırının ardından soruşturmada hala bir ilerleme yaşanmadı. Avukat Ahmet Tokoz, 'Faillerin bu nefret suçunu planlı olarak gerçekleştirdiğini düşünüyorum'dedi.

Ankara İskitler'de bir grup saldırgan, 18 Ağustos akşam yakaladıkları tüm trans bireyleri linç etmek istedi. Saldırıda 30 kadar trans birey yaralandı. Araçları tahrip edildi. E.G'nin burnu kırıldı ve gözünü kaybetme riski var.

Saldırganlar eylemlerini bir beyaz Şahin, Mercedes Benz, BMW ve bir doblo araçla gerçekleştirdi. Polis, beyaz Şahin'in plakası alındığı halde, plakanın sahte olduğunu iddia ediyor.

Örgütlü bir şekilde hareket eden saldırganların bir kısmının aynı zamanda Eryaman olaylarına neden olan çetenin de üyeleri olduğu belirtiliyor.

PLANLI BİR SALDIRI

Soruşturmanın gidişatına ilişkin ETHA'ya konuşan E.G'nin avukatı Ahmet Tokoz, olayların 06 AR 320 plakalı beyaz Şahin marka bir araçtan kadınlı erkekli 6 kişilik grubun trans bireylere sataşmasıyla başladığını hatırlattı. Ardından İsmetpaşa'dan insanların getirilerek trans, lezbiyen, biseksüel, gay bireyleri darp ettiğini anlatan Tokoz, 'Bilinçli bir hareket. Faillerin bu nefret suçunu planlı olarak gerçekleştirdiğini düşünüyorum'dedi.

Tokoz, 'Polis diyor ki 06 AR 320 plakası sahtedir. Bu plaka bir Mercedes'te kayıtlı. Bu iki araçla bölgede gezdikleri halde ortada tek plaka var, ama 2 araç var. Çete liderlerinin yakalanması için polise delil sunmaya çalışıyoruz. 'diye konuştu.

Bir trans kadının gözünü kaybetme riski olduğunu hatırlatan Tokoz, saldırganların hala yakalanmadığını, mağdurların ve tanıkların ifadelerinin alınmadığını, plaka numarası ve mobese kameralardan araçların izinin sürülmediğini belirtti.

Saldırı için 'Trans bireylerin yaşama hakkını tehlikeye düşüren bir insan hakları ihlalidir'değerlendirmesinde bulunan Tokoz, ekledi: 'Adaletten bir çözüm bekliyoruz. Çözüm alamazsak İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı olmadı, uluslararası makamlara gideceğiz.'

NEFRET CİNAYETİ YASALARDA YOK

'Nefret suçu'na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Av. Tokoz, kişilerin cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi, cinsiyet ifadesi, cinsiyeti, dini, dili, ırkı, etnik kökeni, engel durumu, yaşı,felsefi nancı ve siyasi düşüncesi nedenlerinden biri veya birkaçı nedeniyle saldırıya uğramasının nefret suçu olduğunu belirtti.

Tokoz, 'Türkiye'de nefret cinayetinin yasal olarak tanımı yapılmadığı için, nefret suçuna maruz kalan mağdurlar, etkin bir şekilde adalete ulaşma olanağından yoksun bırakılıyorlar. Faillerse cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Örneğin İskitlerde trans bireylere saldıran linç çetesi failleri, yalnızca etkili eylem fiilinden yargılanıyor, nefret suçundan yargılanmıyor. Dolayısıyla nefret suçunu işleyen birini ayrıca cezalandıramıyorsunuz ya da cezasını ağırlaştıramıyorsunuz. Bu konuda hükümet nefret suçları yasa tasarısını kabul etme konusunda direnç gösteriyor'diye konuştu.

TRANSFOBİ YARATILIYOR

Tokoz, şöyle devam etti: 'Dünyada nefret suçuna en fazla maruz kalanlar LGBT bireyler, ikinci sırada dini saikler, üçüncü sırada ırk geliyor. Dolayısıyla, bir hükümet dışı silahlı organizasyon LGBT'leri yok etmek isterken, siz devlet olarak bilinçlendirmezseniz, üstelik nefret cinayeti işleyenleri yakalamazsanız bu suçlar, saldırılar artar. İnsanların aklında transfobi yok, bu sistem tarafından yaratılan bir şey.'

BALYOZ TİMİ TRANSFOBİK ÇETELERE GÖZ YUMUYOR

'Vatandaşların güvenliğini sağlamak için kurulan balyoz timi, transfobik çetelere göz yumuyor'diyen Av. Tokoz, LGBT'lere yönelik ötekileştirme politikalarına da dikkat çekti. Tokoz, 'Trans bireyleri bir yerden sürmek veya dışlamak için çok büyük bir çaba var. Çünkü trans bireyler görünür. Ama devlet görünür olmalarını istemiyor. Devlet; kolluk kuvvetiyle, trans bireylerin yaşam alanını daraltmak için sürekli yöntemler geliştiriyor. Örneğin Kabahatler Kanunu'nu kullanıyor. Translara gürültü yaptıkları gerekçesiyle para cezası keserek bulundukları yerden sürme politikası izliyor. Dolayısıyla trans bireyler borçlandırılıyor. Bunun dışında trans erkek ve kadınlar sosyal dışlanmaya maruz bıraktırıyorlar. Böylece translara getto alanları oluşturulmaya çalışılıyor.'

Konunun bir diğer boyutunu da 'haksız tahrik'indiriminin oluşturduğunu söyleyen Av. Ahmet Tokoz, bazı nefret cinayetlerinde hukuka aykırı olarak tahrik indirimi uygulandığını kaydetti. Tokoz, bu indirime kadın cinayeti davalarında da rastlandığını hatırlatarak, Yargıtay'ın da kanuna aykırı olarak kendince soyut evrensel hukukun ilkelerinden uzak ahlaki değerlendirmeler yaptığını ve toplumsal bilinci geriye götüren içtihatlar oluşturduğunu söyledi.

HABER: Çağdaş Aydın

KAYNAK: http://www.etha.com.tr/Haber/2013/09/06/guncel/transfobik-cete-hala-yakalanmadi/

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org