Tarih: 2013-11-17

'Yapmamız gereken iki şey var: Farklılığımızın doğal ve insani olduğunu göstermek ve yüzümüze kapatılan kapıları açabilmek için insan hakları temelinde kimliğimizin mücadelesini yapmak…'

'Yapmamız gereken iki şey var: Farklılığımızın doğal ve insani olduğunu göstermek ve yüzümüze kapatılan kapıları açabilmek için insan hakları temelinde kimliğimizin mücadelesini yapmak…'
'Siyah-beyaz olmamızın da, cicili bicili yazı tipleri kullanmamamızın da, yalınlığımızın da bir anlamı var. Daha cazibeli olalım diye bu formatı bozmanın alemi yok!'
Gacılara yönelik dergi
Travesti ve transseksüellerin sesi Gacı, uzun bir aradan sonra Gacı İstanbul adıyla yeniden çıkmaya başladı. Daha politik bir duruş kazanarak daha mücadeleci bir dergiye dönüştü. Gacı İstanbul şimdilik yalnızca iki büyük kentte biliniyor ve sözünü ulaştıracağı başka kentlerin yolunu gözlüyor
İlk 1997 senesinde çıkan bir dergi Gacı. Araya giren zaman içinde neler değişti Gacı`nın kimliğinde' Dikkatimi ilk çeken, isminin devamına İstanbul ibaresinin eklenmesi ve formatının değişmesi oldu. İçeriye baktığımda ise dilde ciddi bir değişiklik var…
İlk 1997-99 yılları arasında çıktı Kadın Kapısı/Gacı. İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı tarafından, hayat kadınları ve seks işçiliği yapan gacılara yönelik, 'cinsel sağlık- cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma'temelinde yürütülen Avrupa Birliği destekli bir projenin bülteniydi. Projenin bitimiyle de yayın hayatı son buldu. Temel amacı seks işçilerini cinsel sağlık konusunda bilgilendirmek olsa da, ister istemez travesti ve transseksüel cinsiyet kimlikleri konusunda 'doğru'bilginin kapılarını açma ve travesti-transseksüellere ulaşmasını sağlama gibi bir işlevi de oldu. Bu önemli bir işlevdi, zira bırakın toplumun bu konudaki cehaletini, birçok travesti-transseksüel arkadaşımız bile kendi kimlikleri konusunda yalan yanlış bilgilere sahipti. Örneğin o dönemde yaygın olarak, ameliyat olanlar transseksüel, olmayanlar travesti diye tanımlanırdı. Travesti ve transseksüellik de bir çeşit eşcinsellikti. Herkesin ortak tanımı 'lubunya'ydı. Gacı-has gacı gibi tanımlamalar havalarda uçuşuyordu. Gacı tüm bu yanlışlara bir çırpıda son vermedi elbet ama en azından bu bilgilerin, tanımların sorgulanmasını, üzerinde düşünülmesini sağladı. Bugün hiç olmazsa doğru bilgi anlamında o döneme göre daha donanımlıyız. Yaşadığımız sorunların temelinin politik olduğunu daha iyi kavradık. Bu sorunları çözebilmek için erkek egemen ideolojiyle toplumsal-politik mücadele yapma gerekliliğini kavradık. Araya giren zaman içinde değişen bu oldu işte. 2004 yılında, aramıza yeni katılan arkadaşlarla birlikte Gacı'yı yeniden çıkarmak için ısınma turlarına başladığımızda gördük ki Gacı, o eski Gacı olamazdı artık. Bağımsız, politik bir dergi olmalıydık. Hem medya tarafından sürekli yeniden üretilen egemen ideoloji ile mücadele edecek, hem kamuoyuna hakkımızda çarpıtılmamış, doğru bilgiyi iletecek hem de kendi bilgi ve mücadele donanımımızı derinleştirecek bir dergi olmalıydık. Sonuçta ortaya yeni, farklı bir Gacı çıktı. Bu farklılığın derginin adında da bir biçimde vurgulanması gerekiyordu; böylece Gacı'nın yanına İstanbul ibaresi eklenmiş oldu.
Yeni yayın ekibinde kaç kişi çalışıyor'
Toplantılarımıza katılamayan ama dışarıdan yazı gönderen ve dağıtım vb. konularda destek olan arkadaşlar dışında altı kişilik sabit bir ekiple başladık. Zaman içinde yeni arkadaşlarımız katıldı, bazı arkadaşlarımız ayrıldı. Sonuçta bugün yine altı-yedi kişiyiz. İnsan türünün temel sorunlarından sağlıksız iletişim, algılama hataları ve ego obezitesi gibi sorunları biz de yaşıyoruz doğal olarak!
Ekipteki kişilerin düzenli olarak dergi için yazı-çizi üretmesi konusunda bir sorun yaşıyor musunuz'
Yazı konusunda hiç sıkıntı çekmedik. Hatta elimizde yayımlanmayı bekleyen bir yazı stoğumuz bile var. Sonuçta söylenecek çok sözümüz, anlatacak çok şeyimiz var. Eh, iki ay da bunları yazmak için yeterli bir süre. Bir sayıyı çıkardıktan sonra, hemen bir sonraki sayının hazırlıklarına başlıyoruz. 15 günde bir yaptığımız toplantılarda yeni sayı şekilleniyor. Son haftaya gelindiğinde genellikle bütün yazılar toplanmış oluyor.
Gacı İstanbul'un fanzin olması derginin politik kimliğine yakışan bir format bence. Bu, bilinçli bir tercih olduğu kadar zorunluluktan kaynaklı bir seçim de olabilir. Maddi zorlukları aştığınızda bu formatı değiştirmeyi düşünüyor musunuz'
Dergiyi yeniden çıkarmak için yaptığımız ilk toplantılarda bir biçim, format olarak değil, daha çok finansman sorununun çözümü olarak ortaya atılmıştı fanzin önerisi. Ancak, daha sonra dergi şekillenmeye başladığında gördük ki fanzin, gerçekten de kafamızda kurduğumuz dergi için en doğru format. Yani dediğiniz gibi, derginin yapısı, içeriği, kimliği, doğal olarak bu biçimi doğurdu. Dergi çıkmaya başladıktan sonra bazı arkadaşlarımız yadırgadı bu biçimi. Neden renkli değil, neden standart dergi boyutlarında değil gibi sorularla karşılaştık. Ama hayır, bu formatı değiştirmeyi düşünmüyoruz. Siyah-beyaz olmamızın da, cicili bicili yazı tipleri kullanmamamızın da, yalınlığımızın da bir anlamı var. Daha cazibeli olalım diye bu formatı bozmanın alemi yok!
Ekonomik sorunları nasıl çözüyorsunuz ya da çözebiliyor musunuz'
Gacı İstanbul ücretsiz dağıtılan bir dergi. Böyle olmasına rağmen finansman konusunu çok büyük bir sorun olarak görmedik hiç. İlk sayıdan itibaren kişisel katkılarla, dayanışmayla çözüldü finansman sorunu. Bundan sonra da böyle olacak. Yalnızca travesti ve transseksüel arkadaşlarımız değil, gey, lezbiyen, savaş karşıtı, feminist ve daha başka çevrelerden arkadaşlarımız da katkıda bulunuyorlar. Bu sahiplenme ve dayanışmanın çapını büyütebildiğimiz sürece de finansman sorunu yaşayacağımızı sanmıyoruz. Bu sorunu biraz hafife alıyormuşuz gibi gelebilir size ama dayanışmanın bu noktada ne denli önemli olduğunu ve bu tür sorunlarda nasıl basit çözümler sağladığını gösteren çok güzel bir örnek yaşadık Kasım ayında. Almanya'da her ay düzenli olarak parti düzenleyen bir LGBT örgütü, Kasım partisinin giriş ücretine çok cüz'i bir 'Gacı'yla dayanışma'eklentisi yaptı ve bize gönderdi. Bu katkı bizim bundan sonraki üç-dört sayımızı finanse edecek!
Eşcinsel yayınlarının Türkiye`deki kaderi ortada. Gacı İstanbul olarak sürekliliği sağlamak konusunda nasıl bir yol izleyeceksiniz'
Şu an için somut hiçbir planımız yok. Biz dergiyi en başından beri Türkiye'de yaşayan tüm travesti ve transseksüellerin sesi, soluğu olarak kurguladık. Şu ana kadar da bu kurgunun içtenliğini gören, farkında olan arkadaşlarımızın kişisel katkılarıyla çıkardık dergiyi. Derginin sürekliliğinin finansman gibi konulardan çok, tüm travesti ve transseksüellerin dergiyi sahiplenmeleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Eğer arkadaşlarımız Gacı İstanbul'u seslerini duyurabilecekleri bir platform olarak, 'kendi platformları' olarak görüp sahiplenmezlerse bizim yapacağımız planların hepsi boş.
Derginin hedef kitlesi kim' Ya da şöyle sorayım: Gacı İstanbul ne yapmaya, kimlere ulaşmaya çalışıyor'
Toplumsal yaşamın dışına itiliyoruz. İnsanca yaşamanın kapıları sürekli yüzümüze kapatılıyor. Bunun nedenlerine baktığımızda, insan topluluklarının derinliklerinde yatan bilinmeyenden korkma, farklı olandan rahatsızlık duyma, uzaklaşma, uzaklaştırma, kaçma hatta yok etme gibi basit insani duygular, tepkiler olduğunu görüyoruz. O halde yapmamız gereken iki şey var. Birincisi cinsiyetler arası geçiş (transgender) konusundaki bilgisizliği gidererek yanlış önyargıları, korkuları sona erdirmek, farklılığımızın doğal ve insani olduğunu göstermek; ikincisi de yüzümüze kapatılan kapıları açabilmek için insan hakları temelinde kimliğimizin mücadelesini yapmak. Gacı İstanbul'un yapmaya çalıştıklarından birisi bu. Ayrıca, Türkiye'de yaşayan tüm travesti ve transseksüellerin kendilerini dolayımsız ifade edebilecekleri, birbirlerinden haberdar olabilecekleri, deneyimlerini paylaşabilecekleri, bilgilerini derinleştirebilecekleri bir ortak platform oluşturmak. Bu durumda iki hedef kitlemiz var denebilir: Kamuoyu ve kendimiz.
Önünüze nasıl bir hedef koydunuz' Bundan sonrası için, eksik gördükleriniz, yapmak istedikleriniz ne'
Henüz yalnızca İstanbul ve Ankara'da okunuyor, biliniyoruz. Bu, ulaşmak istediğimiz hedefler açısından önemli bir eksiklik. Diğer illerdeki travesti ve transseksüellerle bağlantı konusunda biraz zorlanıyoruz. Bu yönde bazı çalışmalarımız var. Kamuoyuna yönelik tanıtımımız konusunda da henüz biraz eksiğiz. İlk sayımızı çıkardığımızda bir mektupla birlikte tüm medya kuruluşlarına, yazarlara, yayın yönetmenlerine dergimizi ilettik ancak şu ana kadar birkaç röportaj isteği dışında geri dönüş olmadı. Bu konuda da daha inatçı ve atak olmalıyız. Demokratik kitle örgütlerine de dergimizi ulaştırıyoruz. Sağlık, hukuk vb. konularda birlikte çalışabilmenin, kapsamlı dosyalar hazırlamanın yollarını oluşturmaya çalışıyoruz. Zaman zaman düzenledikleri panellere katılıyoruz ve kendimizi tanıtıyoruz. Bu tür etkinliklerde daha sık yer alabilmeyi önemsiyoruz. Tüm bunları yapabildiğimiz ölçüde de Türkiye'de yaşayan tüm travesti ve transseksüellerin sesi soluğu olacak, daha yetkin bir Gacı olabileceğimize inanıyoruz.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org