Tarih: 2011-06-11

Dünü, bugünü, yarını düşünürken (olmayan yarını) yaşadıklarım önce beni buğday yaptı, un yaptı, ekmek yaptı. Kime yaptı' Birilerinin sarhoş masasına yapmadı. (Bu tarz arkadaşlardan özür diliyorum). Ben ekmeğimi insanlık, vicdan, ezilenler için pişirdim, yedim ve acılarımla beraber paylaştım. Ekmeğimin kötü, bozuk, kaka olan yanı TRANSEKSÜELLİĞİM Mİ ' Yoksa boş beyinlere bıraktığım ağız tadı mı, bilemiyorum.

Arkadaşlarıma bir bakıp acılı süreçlerini hatırladığımda; hepsinin aslında seks işçisi olmadığını görürüm. Bazılarının doktor, bazılarının mühendis ki bu örnekler daha da uzatılabilir -avukat, garson, ressam, heykeltıraş- Ahhh! Bir de benim gözlerimden bakabilseniz arkadaşlarıma ‘homofobi ve transfobi’ den arınmış olarak. Ah o gözleriniz bir gerçeği görmeyi başarabilse. Bazen bizlere saygı duyan insanlar -neden saygı duyarlar bilinmez- bizleri çok zeki ve eğlenceli bulurlar. Bu tespite de nerden varırlar valla bilemiyorum, ama bir gerçeği zikrettiklerini biliyorum. Ki ben de düşünülürsem hem zeki hem çevik ve en önemlisi seksi bir gerçekliğimle onları haklı çıkartıyorum. Gelişmiş medeniyetlerde bu özelliklerin değerli olduğunu biliyoruz. Beyin göçünün bu kadar çok yaşandığı dönemde, bizler zorunlu seks işçiliğine hapsedilirken kaybettiğim çocukluğuma, aileme, en önemlisi eğitim hayatıma ağlıyorum. Gerçi eğitim hayatımı şu eşcinsel harekette iki cinsiyetin arasına sıkışmış, kımıldayamayan ve kendini transeksüel olarak tanımlamaya çalışan, Gani mi Ganimet mi ne haspaysa, onun yüzünden bıraksam da. Bilemeyeceğim belki de haklıdır. Okusan da diplomalı olsan da diploman sistemin içinde yapacağın işi gösterse de. Belki okusaydım Şama vali olamazdım, ama neyse zorlamayalım. Sağ ol Gani yardımların için. Bu da başka bir şey, ama söz veriyorum transeksüel kimliklerimiz kabul edildiğinde kampuslere, bölümlere transeksüel kimliğimizle girebildiğimizde, kaldığım yerden devam edeceğim ki ben kalırsam o zamana kadar. Oh diplomalı transeksüel olacağım haha ninna. Diploma törenimde inşallah diginliğinizi belli etmezsiniz kızlar valla madilik yaparım.

Sosyal çevreme baktığımda insanlar ne iş yaptıklarını ne mezunu olduklarını birbirlerine sorarlar. Nedense bana bu soru sorulmaz, tüm gerçekliğim bilinir. Halbuki ben de sizlerle bu topraklarda doğdum, sizlerle beraber büyüdüm, aynı ekmekten yiyor, aynı vergiyi ödüyorum. O gün çabuk gelsin, bu soruyu bana da sorun ya da mail atın, cepten ulaşın, ama tel seks yok. Varsa da kontur karşılığı, ok mi anam' Ay çok uzatım. Biraz da sorunları çözeyim. Kafam iyi de oldu. Artık tüm sorunları çözecek kıvama geldim. Ee bir yazar hem de köşe yazarı olarak, caddeye çıkmam gerekirken, yazı yazmaya çalışıyorum. Bu sizler için kızlar, unutmayın.

Son zamanlarda travesti ve transeksüel arkadaşlarımıza musallat olan gasp, darp ya da haraç yoluyla bizleri Değerli emniyet mensuplarımızdan yardım istemek zorunda bırakan -sağ olsunlar her dediklerimizi yaparlar- 15 kişilik bir çete ya da grup var. Biz bu gruba köprünün altında 5 milyar buldum şarkısından esinlenerek -Ankara şarkısıdır, ee biz de Ankara’nın lgbt sesi değil miyiz- köprünün altında 5 milyar buldum hoppala hacerim ben buldum ismini taktık. Nasıl olmuş' Fikir Gani’dendi. Ben olsam daha elitis bir isim koyardım. Bildiğiniz gibi yaşlandı tatlı Gani. Senin bulduğun isim olsun anne. Çok zamanı kalmadı, ee karttır, pardon, büyüktür. Söylediklerini yapmazsak, bilirsiniz, çok sinirlenir. Bu arkadaşlar travesti ve transeksüel arkadaşlarımızı daha önce Eryaman’da taciz etmişler, evlerini basmışlar, şiddetin her türlüsünü yapmışlar ve uygulamışlar. Valla şekerler beni anlamadılar kız gibi olmam dolayısıyla ben hala Eryaman’a girebiliyorum. Avrupa Birliği sürecinde, millenyum yıllarında Eryaman’dan sürdüler. Ee travesti ve transeksüellerle Eryaman da Avrupa Birliği’ne zor girerdi. Neyse, cefakar travesti ve transeksüel arkadaşlar, Eryama’nın Avrupa Birliği sürecini zorlamamaları için taşındılar, sürüldüler. 18 Nisan 2006 Eryaman’ın travestiler ve transeksüellerden kurtuluşu olarak kutlanacakmış. Kutlasınlar anam bizden bir iki şarkıcı oryantalist de iş bulur inşallah. Eryaman’ın travesti ve transeksüellerden kurtuluşu zamanında biz önceleri bir askeri darbe oldu sandık, ama değilmiş. Çocukların arkaları sağlammış sanki bizim arkamız bozuk. Madiler bozuk olsa, halk bu kadar beğeniri mi' Neyse anam uzun lafın kısası bunlar 16 ya da 17 yaşlardaki çocukların ellerine silah, sallama, kesici ve biçici aletler vererek zaferlerini kazandılar. Ne acıdır ama o çocukların ellerine silah yakışmaz emin olun, o eller kalem tutmalı, hatta oyuncaklarla oynamalı. O küçücük elleri ve büyük öğretilmiş nefretleriyle bizleri kovdular. Şu yıllarda şu dönemlerde bir zorunlu göç olayı daha yaşatıldı. Biz acılarımızı da alarak eşya ve değerli olan her şeyimizi onlara bırakarak ayrıldık. Zaferlerini bizden gasp ettikleri eşyalarımız ve değerli olan her şeyimiz, yani ganimetlerini paylaştılar, ama bizim Gani’ye dokunan olmamış anam bilmem nedendir.

Her şeye rağmen travesti ve transeksüeller bunlara alışıktır dedik. Yeni yaşamları ve acılarıyla, bıraktıkları yerden yaşamlarına başladılar, ama yetmedi. On gün önce bir arkadaşımıza satır ve bıçaklarla saldırdılar. O görüntüyü hiç unutamıyorum. Numune Hastanesi’nde kanlar içinde. Biz belki transfobidir derken, bir ses de çokkatlı otoparktan geldi. 2 arkadaşım daha bıçaklanmıştı. Şiddet aynı kişilerden geliyordu. Köprünün altında 5 milyar buldum hoppala hacerim ben buldum grubu saldırılarına yeniden başlamıştı. Sonra bu da yetmedi 2 arkadaşımızın daha evini bastılar. O da yetmedi, Bağlar Caddesi’nde kızlara saldırmışlar ama sallama ve silahlara güvenmişler. Valla bize de yine Allah’a güvenmek kaldı. Gerçi emniyet ve kolluk güvenliklerine de güveniyoruz, ama amaçlarını bildirdiler bize, Bizleri korumak için rahatsız etmişler. Ay ne olur bizleri korumayın. Koruyan herkes sevdi, bizi siz korumayın dediysek de bu görevi kendilerine asli bir görev olarak almışlar. Ne diyelim bilemiyorum ki bacım korusunlar derken bir de lubunyaların gittikleri gacı kuaförünün camlarını kırmışlar. Bu da yetmezmiş gibi hetoroseksüel bir çalışanı bıçaklamışlar. Ankara travesti ve transeksüllerinin hepsi de bu kuaförde güzelleşirdi. Gerçi ben hiç gitmedim. Güzelliğe ihtiyaçları varmış. Benim böyle bir şeye ihtiyacım yok valla.

Tüm yaşanılanlardan sonra biz de ne yapabiliriz derken önce Yüksel Caddesi’nde basın açıklaması yaptık. Aman yarabbi Yüksel Caddesi basınla dolup taştı. Basın, basınınız basınları bizi pek galeye almadı. Belki de beni görmediler. Ondan mı yoksa madi Gani yüzünden mi, bilemiyorum. Kız gelme diyorum şu eylemlere, yaşlandın ama denyoo daha kendini on beşlik sanıyor, her eylem de var. Neyse anam, bu Buse, Mehmet Tarhan’la Gani gibiler olmazsa valla daha iyi olacak. Basın ilgilenmezse, ilgilendirmeyi de biliriz. Valla titalarımızı açarsak tüm basın ilgilenir ama denyo Gani sistemin de istediği bu diyor. Kendine bir türlü tita yaptıramadı ya gösteremez ya ii valla ne diyelim. Onlar daha iyi bilirler diyoruz, eylemleri yapıyoruz.

Bir de ertesi gün mumlu ve ağzımız bantlı olarak eylem yaptık. Gerçi ağzımda bant varken de konuşacaklarımı bantın altından söyledim. Madi Gani’nin kızmasıyla sustum, susturuldum. Tam da o bahsettiği sistem gibi. Sistem bizi susturuyormuş. Ee sen de beni susturuyorsun. Ne farkın var bacım' Sistem de sen gibi şişman ve susmamı istiyor. Ne istediğini bilsen, karanlıkta buz gibi yerlerde mum yaktırıp, oturttular. Yerlerde valla kendimi kibritçi kızın mumlu travesti versiyonunu canlandırmış gibi hissettim. İyiki de yaptık anam. Ağzımızdan bantları çıkarınca herkesin tirakası but, belli oldu. Gerçi Gani’nin tirikaları bandı delip geçmiş. Çıkarması biraz zor oldu, ama valla hiç tirikam yok. Benimki çıkıverdi banttan. Sonra tertemiz dudaklarım görüldü. Gene yetmedi. O Başkan kız ‘Buse’ ve başkandan korkamayan Gani ve Mehmet denyoları -kız anam başkandan korkulmaz mı- bizi açlık grevine sokmaya çalıştılar. Şişko Gani de açlık grevine girecekmiş. Kim inanır ayol. Sırf o Gani’nin grevi tamamlayamacağını anlayan ve her zaman yanımızda olan emniyet görevlileri bir taktikle açlık grevini engellediler. Valla bizim tecrübeli grevciler -kız anam siz işçi misiniz niye grev yaparsınız bunu da bilmem- sanki bu grevi de insan hakları sözcüsü, düşünce özgürlüğü ve cesur gazetecilik ödülü bir brjomson, insan hakları ödülü, Norveç Pen fikir ve düşünce özgürlüğü, Hollanda ödüllerini kazanan Hrant Dink’in hain bir saldırıda hayatını kaybetmesiyle alakalıymış gibi geldi. Sevgili Hrant Dink seninleyiz. En son yazısında Hrant Dink’in söylediği gibi, bir Ermeni olduğum için haddim bildirilmeliydi, tıpkı bir güvercin gibiyim dikkatli ve ürkek. Evet Hrant, kimimiz Ermeni, kimimiz eşcinsel, kimimiz travesti ve transeksüel, kimimiz çingene. Bugün İstanbul’da sana Ankara’da bize hain saldırılar devam ediyor. Susturmak için elinden geleni yapan zihniyet, yaşam haklarına da saldırıyor. Biz bu ülkenin evlatları Hrant Dink’in vermiş olduğu mücadeleyi onurumuzla taşıyacağımıza, Hrant Dink gibi cesaretli olacağımıza söz veriyoruz. Şunu hepimiz biliyoruz Hrant Dinkleri susturamazsınız.

Hayatın gerçek yüzüyle buluşma zamanı geldi. Yazar kimliğimi bir tarafa bırakıp, iş kıyafetlerimi (üniformamı) giyerek, caddeye kendimi atıyorum. Halk beni bekliyor anacım öpüyorum hepinizi...

Doktor

HAYAT CAN

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org