Tarih: 2011-06-11

Dört ay önce İran’dan kaçıp Türkiye’ye sığınan transeksüel Yasemin İranlı iki mülteci tarafından şiddet gördü ve fuhşa zorlandı. İki gün önce dövülüp parasını çaldıran Yasemin, şikayet için polise gittiğinde pasaportunu kaptırdı. Barış Sulu Yasemin’le İran’dan Türkiye’ye uzanan zorlu yolculuğunu konuştu.

KAOS GL'den Barış Sulu'nun yaptığı söyleşiyi aynen aktarıyoruz 

Yasemen 30 yaşında bir transeksüel. Dört ay önce İran’dan kaçıp Türkiye’ye sığındı. Ankara’da bir ay önce tanıştığı İranlı iki mülteciyle yaşamaya başlayan Yasemen evde şiddete uğrayıp zorla fuhşa sevk edildi. 18 Eylül sabahı İranlı arkadaşları tarafından dövülen ve parası çalınan Yasemin çaresiz durumda. Şikayet için gittiği emniyette pasaportuna el konuldu. Kalacak yeri olmayan Yasemin’in pasaportunu geri alabilmesi için sadece 500 YTL’ye ihtiyacı var. Sonrası mı'... Beklemede.

Yasemin’le İran’dan Türkiye’ye uzanan yolculuğunu konuştuk.

İran’da cinsiyet kimliğinle tanışma sürecini anlatır mısın'

16 yaşımda evimi terk edip sokaklara yaşamaya başladım. Kendimi hazır hissetmediğim bir dönemde operasyon geçirmek zorunda kaldım. Kadın elbiseleri giydiğim için tutuklanmıştım. Savcı tekrar yakalanırsam beni hapsedeceğini söyleyerek tehdit etti ve cinsiyetimi değiştirmem konusunda zorladı. Operasyon parası için hiç istemediğim halde sürekli fuhuş yaptım ve o parayı çok zor biriktirdim. 20 yaşımdayken operasyon geçirdim.

İran’dan kaçmana neden olan olaylar neydi'

İki olay geçmişti başımdan. İlkinde Tahran’ın kuzey kesiminde bir yerde, bir partide yakalamışlardı. Yakaladıktan sonra kırbaç cezasına çarptırıldım ve görmek isterseniz bunları kanıtlayacak evraklarım da var yanımda. O olayda eve Besiç örgütünden 20 kişi baskın yaptı. İlk önce silahlarıyla ateş ederek lambayı patlattılar. Tutuklayıp pis bir hapishaneye koydular. 10 gün boyunca çok kötü davrandılar, dayak attılar, tacizde bulundular. Neden tutuklandığımızı bilmeden bekledik. 1 ay sonra bizi mahkemeye çıkardılar. Mahkeme kırbaç ve 1 ay hapis cezası verdi. İkinci olayda ise bir arkadaşımın evindeydim. O da mecburen fuhuş yapan birisiydi. Çok yakın arkadaşım olduğu için sürekli ona gidip dertleşiyordum. Onun evini sorunlar yaşayan bir arkadaşı ele verdi. Arkadaşıma tanımadığı birisi buluşma teklif etmişti ve arkadaşım ilk başta kabul etmemişti. Bu kişi çok ısrarcıydı, arkadaşımın ev adresini isteyip duruyordu ve sonunda arkadaşım adresini verdi. Bu kişi geldiğinde ben başka bir odadaydım ve adamın sesini duydum. Parayla ilişki teklif ettiğini duydum ve arkadaşım da kabul etti. Arkadaşım soyunurken eline kelepçe takmış. Bu kişinin İranlı bir polis olduğunu tahmin edememiştim, bizi öldürmeye gelmiş herhangi biri diye düşünmüştüm. Kelepçeledikten sonra polis olduğunu anladım ve bizi dışarı çıkarttı. Kapının dışında 20 kişi daha vardı, hatta birisi kadındı ve İran istihbaratından gelmişlerdi. Eve saldırdıktan sonra bizim üzerimizde uygun elbiseler yoktu. Bir odaya sokup düzgün kıyafetler giymemizi söylediler. Bu sırada hırsızlık da yapmışlar, elektronik aletlerden bazılarını çalmışlar. Sonradan anladık. Bizi bir arabayla karakola götürdüler ve ‘mefasede ejtemai’ (toplumun fesatlığı) denilen bir kuruma götürdüler. Görevli kişi bizim durumumuza çok acıdı, siz normal insan değilsiniz ve yapacak başka iş şansınız da yok biliyorum, dedi. Sadece buradan sizi aileleriniz kefalet öderlerse serbest bırakabiliriz yoksa burada tutuklu kalırsınız, dedi. Ben en az 6 ay hapis cezasına çarptırılırız sanıyordum. Ailem ev tapusunu kefalet olarak gösterdi ve böylece serbest bıraktılar. Ertesi gün mahkememiz vardı ve çok korktuğum için gitmedim. O kadar çok kötü olay yaşadım ki hepsini anlatamam şimdi ama bu son olay nedeniyle Türkiye’ye geldim.

Türkiye’ye geldikten sonra neler yaşadın'

4 aydır Türkiye’deyim. Isparta’da yaşadım. 1 ay önce de Birleşmiş Milletler’le görüşmek için Ankara’ya geldim. Burada İranlı bir erkekle tanıştım. Bana nerede kaldığımı sordu, ben de arkadaşımda dedim. O da bana erkek kardeşiyle yaşadığını, istersem yanlarına yerleşebileceğimi söyledi. Kabul ettim. Birlikte Isparta’ya giderek eşyalarımı aldık. Bu arada Eskişehir’e gidip kimlik de almam gerekiyordu. Beraber gidip alabiliriz dedi. Daha önceden Eskişehir’de Yabancılar Şubesi’ne gitmiştim ama orada “fazla yerimiz yok” denmişti. Ferhat’la gidince de 6 ay için oturma izni olarak 500 YTL istediler ve o kadar param olmadığı için tekrar Ankara’ya döndük. Aslında Ferhat’ın bilmesini istemediğim bir miktar param vardı. 14 yaşımdan beri biriktirdiğim bir para.

Ben İran’da çok zor şartlarda para biriktirmiştim ve herkesten gizlemiştim. O parayı şifreli küçük bir çantada saklıyordum ve bir gün çantamın açıldığını fark ettim ama paraya dokunulmamıştı. Sanırım güvenimi kaybetmemek için almamıştı parayı. Çünkü bana evlenme teklif etmişti ve benim sayemde üçüncü bir ülkeye geçmek istiyordu. Ben ise durumumun bir an önce sonuçlanmasını ve kimliğimi almak istiyordum ama Ferhat Eskişehir’e gitmeme izin vermedi. Bana 20 aydır çok zor şartlarda yaşadığını, Türkiye’den Yunanistan’a kaçarken yakalandığını ve 6 ay hapiste kaldığını anlattı. Benimle evlenirse üçüncü ülkeye geçebileceğini söyledi. Ben de ona evlenmek için kendimi hazır hissetmediğimi ve şu an böyle bir şey olamayacağını söyledim.

Sonrasında sana nasıl davrandı'

Sürekli benden yararlanmaya çalışıyordu, benimle ilişkiye girmek istiyordu. Arkadaşlığımızın başında bir iki kez ilişkiye girmiştim ama sonra ne tür bir insan olduğunu anlayınca bundan vazgeçtim. Tacizleri de devam etti. O da çalışamıyordu ve tehdit ederek zorla fuhşa sevk etti ve mecburen fuhuş yapmaya başladım. Sonra bu olay geldi başıma.

Olayı anlatır mısın'

Son günlerde sürekli tartışıyorduk, çünkü Eskişehir’e gitmek için eşyalarımı toplamıştım. Son tartışmamızda “Sen bana güvenebilirsin. Çantanı açtım, paranı gördüm ama senden yaralanmaya çalışmıyorum” dedi. Özel eşyalarımı neden karıştırdığını sorduğumda ise yalnızca meraktan olduğunu söyledi. Ben de ona hiçbir şekilde güvenemeyeceğimi ve artık onu bıraktığımı ve Eskişehir’e gideceğimi söyledim. Tartışmanın ardından kardeşiyle birlikte evden çıktılar ve sanırım silah almaya gittiler. Ben de gece 2 -3 gibi yatmıştım. İlk başta söylemeyi unuttum. Çantanın karıştırıldığı anlayınca parayı oradan almıştım ve eteğimin cebinde saklıyordum artık. Beni para konusunda bir daha rahatsız etmesin diye Ferhat’a “Ablamın parasıydı ve ona gönderdim” diye yalan söyledim. Ben yattıktan sonra saat 5 civarında başımın üzerindeydiler ve paran nerde, paranı bize ver diyorlardı. Kendisi üzerime çıktı ve erkek kardeşi sopayla kafama vurdu. Ardından bana silahla ateş etti ve sonra baruttan elim böyle oldu. Beni öldürecekler diye düşündüm ve canımı kurtarmak için paramı onlara verdim. Elim yüzüm kan içindeydi ve o şokla ona yalvardım, onu bırakmayacağımı ne isterse yapacağımı söyledim. Elbiselerimi değiştirmemi söyledi ve hastaneye götüreceğini söyledi ve ben banyoya gittim ama her taraf kan olmuştu ve kan durmuyordu. O da çok korkmuştu. Erkek kardeşine silahla beni kaçmaya çalışırsam vurmasını söyledi. Birisine bundan bahsedersem de öldüreceğini söyleyip duruyordu. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra banyo kapısını açtığımda odanın penceresi açıktı ve anladım ki oradan kaçmışlardı. Mahallede İranlı başka bir mülteci vardı ve o durumda ondan yardım istemeye gittim. Murtaza, Ferhat ve Ferzad’ın arkadaşıydı. Evine gidince çok şaşırdı, beni taksiye bindirip Birleşmiş Milletler’e gönderdi. Sabah erken saatlerde olduğu için hiç görevli yoktu orada. Polise gitmeye karar verdim. Ordayken bir taksici beni gördü ve iki İranlı vardı takside bana yardım ettiler ve karakola götürdüler. Olay nerde başına geldi dediler, ben de Gülveren Mahallesi’nde dedim ve polisler oranın karakoluna gitmemi söylediler. Ama kanamam yüzünden ambulans çağırdılar ve acile götürdüler. Burnum kırılmış ve başım yarılmıştı. Başıma dikiş atmak istediler ama ben korkumdan izin vermedim. Hastaneyken de 15 sivil polis geldi ve sorular sordular. Bütün sorunlarımı onlara anlattım. 2 – 3 saat orada kaldıktan sonra beni adli tıpa götürdüler ve ondan sonra Yabancılar Şubesi’nde geceyi geçirdim. Transeksüel olduğum için kadınlardan da ayrı bir odaya koydular beni. Yabancılar Şubesi amiri niçin Ankara’da olduğumu soru ve Ankara’da olursan başına böyle şeyler gelir dedi, çok kötü davrandı. Eskişehir Yabancılar Şubesi’ne git ve oradaki İranlılarla tanış ve onlar sana yardım etsin dediler ve 2 gün içinde Eskişehir’e gitmem istendi. Pasaportumu aldılar. Oraya gidecek param yoktu zaten, polis bana ben mi sana para vereceğim dedi. Bir daha seni buralarda görürsem İran’a geri yollarım diye de tehdit etti. Oradan da bıraktılar. Metroda Behruzla karşılaştım tesadüfen. Türkiye Devleti’nden bir şeyler yapmasını istiyorum, kendim bir çözüm yolu bulamıyorum, geleceğe dair hiçbir şey düşünemiyorum. Beni yalnız bırakmasınlar ve onlardan da paramı alsınlar. Biliyorum ki onlar hala buradalar. Kimse bir şey yapmazsa ben tekrar fuhşa başvurmak zorunda kalacağım. Getirdiğim paraya güveniyordum ve onu da elimden aldılar. Sizlerden yardım bekliyorum. Umarım bu röportajdan sonra birileri sesimi duyar. Polisler pasaportumu Eskişehir’e yolladı ve 500 YTL ödemek zorundayım onu geri alabilmek için. O kimlik olmadan da Birleşmiş Milletler’le görüşemiyorum. En azından Birleşmiş Milletler’le görüşebilmem için bana yardımcı olun lütfen.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org