Tarih: 2011-06-11

Hollandalı seks işçilerinin yirmi sene önce kurdukları sivil toplum örgütü ‘De Rode Draad’ı (Kırmızı Sokak) ziyaret ettik ve bugünlere nasıl gelmişler, onu konuştuk. 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü nedeniyle arşivimizden…

Pembe Hayat - 03/03/2008

Umut Güner - Ankara

‘De Rode Draad’ (Kırmızı Sokak), yirmi sene önce Hollandalı seks işçilerinin kurdukları bir sivil toplum örgütü. Örgüt, sosyalist sendikaların üst çatı örgütü FNV’nin üyesi ve iş hukuku alanında danışmanlık hizmeti veren bir sendika aynı zamanda. Bu alanda dünyada bilinen örgütlerin başında gelen ‘De Rode Draad’ seks işçilerinin uluslararası düzeyde haklar edinebilmesi için çalışmalar yürütüyor. Sendikayı ofislerinde ziyaret ettik ve bugünlere nasıl gelmişler, onu konuştuk.

Yirmi yıl önce nasıl bir araya geldiniz'

Tek başımıza yaptığımız bir şey değildi. O dönemde cinsel seks sanayisinin suç olmaktan çıkartılması için bir tartışma vardı. Bu tartışma feministler ve eşcinseller başta olmak üzere toplumun genelinde destek görmüştü. Kamu kurumları bile bu görüşü desteklediler. Ama en önemlisi feministlerin desteğiydi. Feministler arasında kişinin kendi iradesi ile karar verebilmesi ilkesi çok yaygındı. Kişi kendi isteğiyle fuhuş yapıyorsa devlet neden karışıyor, diyorlardı.

Ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz'

Biz meslek örgütü gibi çalışıyoruz. Çalışmalarımızın çoğu seks işçilerine yönelik... Doğu Avrupa dilleri, İspanyolca, Tayca gibi pek çok dilde konuşan seks işçilerine iş hukuku alanında bilgi veriyoruz. Bunun yanında örgütümüzün FNV sendikasının çatısı altında çalışan bir sendikası da var.

Sosyal danışmanlık hizmeti veriyor musunuz'

Hayır. Mesela, seks işçilerine yönelik sağlık hizmetini Amsterdam belediyesi sağlık dairesi üstleniyor. Belediye Sağlık Dairesi genelevleri denetlemekle yükümlü; bu yüzden genelev sahipleri ile uğraşabiliyorlar. Biz yalnızca iş hukuku konusunda danışmanlık veriyoruz. Hukukçularla birlikte çalışıyoruz. Bilgi aktarımı hem telefon hem de e-posta yolu ile yapılıyor. Aynı zamanda ülke çapındaki bütün genelevleri gezip kişilerle yüz yüze görüşüyoruz. İş hukuku deyince cinsiyet ayrımı yapmıyoruz. Değişik yerlerde çalışsalar da fark etmiyor. Bu alanda travesti ve transeksüeller de aktif. Onlar kendilerini kadın kabul ettikleri noktada biz de kadın muamelesi yapıyoruz.

  •   “Kültürel farklılıklarımıza rağmen amaçlarımız aynı”

Uluslararası alanda çalışmalarınız ve deneyimleriniz neler'

Mesela, uluslararası seks sanayisinde faal olanların haklarını korumaya yönelik bir komitemiz var. İnternet üzerinden iletişimlerimiz devam ediyor. Aynı zamanda kardeş örgütlerinden davetler alıyoruz. Bugüne kadar Tayvan, İspanya, Brezilya, Hindistan’a gittik. Bu ülkelerdeki bütün kardeş örgütlerle iletişim içindeyiz. Hepsi de farklı farklı ağlara üyeler. Diğer ülkelerle çalışırken kültürel farklılıklarımız olmasına rağmen ortak amaçlarımız olduğunu düşünüyoruz. Çünkü taleplerimiz aynı. Örneğin genelev işleten kişilerin güçlerinin kısıtlanmasını istiyoruz; sağlıklı bir yaşam istiyoruz.

  •   “Piyasada çeşitlilik var”

Hollanda’da fuhuş sektöründe kaç kişi çalışıyor'

Bunu kimse bilmiyor. Yalnız, son on yıldır Piyasada bir çeşitlilik görülmeye başlandı. Kadınlara ya da çiftlere hitap eden erkek seks işçilerinin sayısında bir artış var mesela. Kadınlara hitap eden kadın seks işçilerini de görmeye başladık. Bu da bizim çalışmalarımızı çeşitlendiriyor.

Transeksüeller rahat çalışabiliyor mu'

Müşterileri tarafından “gerçek kadın” olmadıkları anlaşıldığı zaman şiddete uğrayan pek çok transeksüelden şikayet almıştık. Polis bu konuda “Kadın zannederseniz ve sonuç umduğunuz gibi çıkmazsa şiddet uygulamayın” diye bir kampanya başlatmıştı. Rotterdam’da özel bir genelev var artık.

  • “Zorla fuhuş insan ticaretidir”

Sokakta çalışanlar özgür iradeleri ile mi çalışıyorlar, yoksa zorlama var mı'

Küçük bir kısmı bilinçli olarak, kendi iradesi ile çalışıyor. Geriye kalanları ise zorlama ile… Yakın zamanda zorunlu fuhuş işçiliğini önlemeye yönelik ağır girişimlerde bulunulacak. Hollanda’da fuhuş özünde yasak değildir, fuhuş yapılan bir mekan işletmek yasaktır. Fuhuş üzerinden erkeklerin para kazanmaları yasak. Koruyucu her önleme karşın beklenmedik yan etkiler oluştuğu için bu yasakların da beklenmedik yan etkileri oluştu. Polis kadınların gönüllü olarak çalıştığı mekanları zor kullanarak kapatmayı göze alamıyor. Polis daha çok, zorla fuhuşa itilen kadınlarla ilgileniyor.

Seks işçilerinin yasal hakları neler'

Seks işçilerini koruyan özel bir kanun yok. 2000 senesinden itibaren seks işçiliği bir meslek olarak kabul ediliyor. İş piyasasında işçilerin sahip oldukları bütün haklara sahipler; ancak bu haklar genellikle kağıtta kalıyor.

Maaşla mı çalışıyorlar'

Bizim açımızdan onlar maaşlı çalışanlar. Ama işverenler için, onlar kendilerine ait özel işçiler…

Zorunlu seks işçiliğine karşı nasıl mücadele ediyorsunuz'

Hollanda’da erkekleri ve kadınları fuhuş sektörüne düşüren kadın ve erkekler var. Kişileri pahalı hediyelerle kandırabiliyorlar. Bu durumun insan ticareti olduğunu düşünüyoruz. Mağdurlar için hazırladığımız kontrol listeleriyle birlikte iletişim bilgilerimizi veriyoruz. Tazminat almalarında yardımcı oluyoruz. Bugün Doğu Avrupa’dan gelmiş pek çok kişiye zorla bu işi yaptırıyorlar. Doğu Avrupa Romanları çoğunlukta ve onlara özel bir proje başlatmayı düşünüyoruz. Kuruluş olarak birçok yazılı bilgi aktarıyoruz. Ancak Romen kızlarının çoğu okur-yazar değiller ki…

MERAKLISINA: Seks işçiliği alanında çalışan insanların uğradıkları ayrımcılıklarla mücadele edilmesi gerekiyor. “Ben bu mesleği gönüllü olarak yapmak istiyorum ve bu en doğal insan hakkı olduğunu düşünüyorum” diyoruz ama mesela ABD insanların kendi istekleriyle fuhuş yapmalarını engellemeye çalışıyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) Hindistan’da seks işçilerine yönelik HIV-AIDS alanında yürüttüğü projenin bütçesini kesti. Bush’un danışmanı Hollanda ziyareti sırasında ofisimizi ziyaret etmişti ve bize ayrımcı sorular sormaya başladı. Bunun üzerine ofisimizden kendi ellerimizle attık.

Kaynak: Kaos GL, Kasım-Aralık 2007, Sayı: 35

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org