Tarih: 02.04.2021

Rusya’da fotoğrafçı Oleg Ponomarev, uyum sürecinde olan beş trans erkek ve kadını fotoğrafladı. 

Fotoğrafçı Oleg Ponomarev'in foroğrafladığı trans erkek ve kadınlar, Rusya’da yüzlerini korumadan veya kimliklerini gizlemeden deneyimlerini açıkça paylaşan ilk trans insanlar arasında yer alıyorlar. Ignat, Marina, Tim, Ekaterina ve Damian’ı fotoğraflayan Ponomarev, samimi portrelerinin yanı sıra kendi hikayelerini de anlatıyor.

Ponomarev fotoğrafladığı beş trans erkek/kadın portreleriyle ilgili, ”Bu konu uzun zamandır aklımda. Bir proje yapmam an meselesiydi. İnsanların her portrede özel ambiyansı hissetmelerini istedim. Trans erkek/kadınların  gücünü ve kırılganlıklarını aynı anda hissetmelerini istedim. Bence bu insanlar kendilerini öyle görmeseler de Rusya'nın öncüleri. Ülkede açık yüzlerle deneyimlerinden bahseden ilk kişiler arasındalar” dedi. 

Trans erkek/kadınların bahsettikleri sorunları dünyanın her yerinde gördüğümüzü belirten Ponomarev, “Şiddet ve ayrımcılık mide bulandırıcı. Rusya'daki durum da zor. Ancak yüksek derecede homofobi ve transfobiye rağmen, toplumumuzun daha hoşgörülü olmasının nedeni, projemdeki konular gibi, deneyimleri hakkında açıkça konuşan cesur insanlardır” diyor.

 

Ignat
"Geçiş sayesinde kendi bedenimde bir yabancı gibi hissetmeyi bıraktım. Kendimi geliştirmem henüz bitmedi."

 



 

Marina
"En önemli değişiklikler hormonal ilaçlardan değil, okuduklarım, gözlemlediklerim ve düşüncelerimden geldi."




Tim
"...Babamın yanına geldim ama o sadece öfke ve nefretle tepki verdi. Bir canavar olduğumu söyledi. Bunu sonsuza kadar hatırlayacağım."




Ekaterina
"
Gurur duymak için pek çok neden var. Doğa hayatımı mahvetmek için elinden gelen her şeyi yaptı, ama ben hala hayattayım, eğleniyorum ve imkansız görünen şeyi yapıyorum."




Damian
"Nesneleştirme büyük bir sorundur. Bir kişinin başka bir kişiye bir nesne gibi bakması korkunçtur. Bu düşünce, ailenizin yetiştirmesiyle ilgilidir.  Eğitim; sevgi, nezaket ve insanlığa dayansaydı, böyle bir kişi birine zorbalık yapmanın ve küçük düşürmenin saçmalığını anlardı."

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org