Tarih: 17.06.2020

İstanbul’da yaşayan Berfo Paşa, eşitlenme üzerine bahsediyor: Bence en büyük eşitsizlik açılmamızın zorunlu olması.

Bize biraz kendinden bahseder misin? Neler yapıyorsun?
İstanbul'da 3 kedi, 1 köpek, 1 insan ve 1 xboxla birlikte yaşıyorum. Çevirmenim. karoas+ - Kolektif Aromantik Aseksüel Artı'nın kurucularındanım, Boysan'ın Evi gönüllüsüyüm.
 
Natransların kendilerini translarla eşit görmediğini düşünüyor musun? Neden?
Natransların translarla eşitlik üzerine düşündüğünü pek sanmıyorum, bu düşüncem aktivist, kuir, bilinçli, okumuş, feminist, vıkvık, cıkcık, her türlü natrans için geçerli. Natrans merkezli bir dünyada yaşıyoruz ve bu koşullar insanı transları düşünmeye zorlamıyor. Tabii burada natransın normal olarak kabul edildiğini hesaba katarsam, evet, eşit görmediklerini sanıyorum. Yaşam hakkımız ve her türlü ihtiyaçlarımız çoğu zaman "daha önemli meseleler"ce geri plana atılıyor, kimse de bundan gocunmuyor. Kimsenin cinsiyet özcü dilden uzaklaşmaya hevesi de yok gibi. Natranslara kırgınım, belli oluyor mu?
 
Kendi hayatında buna benzer pratikler deneyimledin mi? Bunları bizimle paylaşmak ister misin?
Güvenlidir diye düşünüp gittiğimiz etkinliklerde söylenenleri bir türlü unutamıyorum. Birkaç örnek: 'Duyarlı' bir natrans araştırmacı, tek bir trans kadının otobüs şoförü olarak işe alınmasını transların yaşamının iyileştiğine gösterge olarak sunmuş, sonra da transların dışarıdan bakmakla tanınabileceğini iddia etmişti. Başka bir etkinlikte, bir kuir sanatçı transların ne kadar da heteroseksist olduğunu, hiçbir bağlam olmadan, transları tek grupta toplayarak, yani fobi dili kullanarak, hiçbir bağlam olmadan defalarca söylemişti. Yine bir etkinlikte kuir teori çalışan biri, heterolar kuir olabilir mi, diye sormuş, transları hatırlattığımda Munch çizmişe dönmüştü. Ortamda trans var mıdır, yok mudur, düşünme ihtiyacı bile hissedilmiyor kısacası. Kamu alanlarındaki varlığımızı akıllarına getirmeyen insanlar sanıyorum ki beni kendilerine eşit görmüyorlardır.
 
Eşitlik sözcüğünden ne anlıyorsun? Aklına neler geliyor? Nasıl olalım istiyorsun?
Eşitlik deyince aklıma gelen tek şey var: insanları trans-natrans olarak ayırması gerekmeyen bir toplum. Benzer hizmetleri benzer şartlarda alabilmek, benzer ilişkileri güvenle kurabilmek, uğradığımız tacizlere bahaneler bulunmaması...
 
Peki, kendini eşitsizliğe uğramış hissediyor musun? Hissediyorsan eğer özellikle hayatın hangi alanlarında bunları deneyimliyorsun?
Bence en büyük eşitsizlik açılmamızın zorunlu olması. Natransı 'normal' sayan dünya translığımızı bireysel yaşamamıza müsaade etmiyor, bedenlerimiz ve yaşamlarımız ister istemez politize oluyor. Natranslara belki işe yarar umuduyla şakır şakır yazılan hormonlar için yıllarca natrans hetero doktorları translığımıza ikna etmeye çalışıyoruz, bu sırada heteroseksüelden başka bir şeysek translığımız düşüyor. Hormon alamıyorsak kimliğimiz değişmiyor. Hormon alıyorsak ve kimliğimizi henüz değiştirmediysek para yatırırken laf etmeyen bankalardan en ufak hizmeti alamıyoruz. Tacizane "tanışmalar"ı normal saymamız bekleniyor, tacize tahammülsüzlüğümüz küçümseniyor. 2 gram hatrı olmayanlar bacakaramıza göz dikiyor, merak ediyor. Eril dile savaş açmış birtakım bilinçliler, trans dışlayıcı dil konusunda uyarılınca heyheyleniyor. Kadın veya erkek olmayan transsanız vay halinize zaten. Daha sayayım mı? Hissetmek denmez buna kısacası, zorla yaşatılıyor bunların hepsi. Translık çok büyülü bir deneyim olmasına rağmen burnumuzdan geliyor. Keşke böyle olmasaydı, kırlarda koşsaydık el ele.
 
Eşitlenme nasıl mümkün olacak? Bunun gerçekleşebilmesinin yolları, sence neler?
Bu zor soru, mesele direj e. Hem hukuki hem toplumsal adımların atılması lazım. Sadece hak vererek olmuyor (bkz. Amerika örneği) çünkü haklara ulaşımımız da son derece kısıtlı. Bunun dışında özellikle ebeveyn olacak insanlara çocuklarının natrans hetero olmayabileceğinin öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum. LGBTİ+ çocukların uğradığı gizli şiddeti ortadan kaldırmak şart. Kendimiz olmaya hakkımızın olduğunu öğrenerek büyüsek hayatlarımız farklı olurdu.
 
Kendini ayrımcılığa uğramamış ve eşit hissettiğin anlar oldu mu? Ne olursa kendini eşit hissedersin?
Kendimi bir tek evimde eşit hissediyorum valla. Derneklerde, örgütlerde bile bedenimize bakılarak bir şeyler varsayılıyor çünkü, oralarda bile natrans merkezci argümanları utanmadan ısıtıp ısıtıp boğazımızdan aşağı yolluyorlar, oralarda bile gaz ve toz bulutundan başlayarak anlatmak zorunda kalıyoruz. Ev öyle mi? Kedilerim miv miv, köpeğim rov rov. Ne kadın bilirler ne erkek, mis.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org