Tarih: 26.07.2019

Türkiye’deki pek çok LGBTİ+ derneği maddi kaynak bulma konusunda sıkıntılar yaşıyor. Pembe Hayat, bununla ilgili Genç LGBTİ+ Derneği, SPoD LGBTİ+ Derneği, BİZ Derneği ile görüştü.

Türkiye’de faaliyet yürüten pek çok LGBTİ+ derneği son senelerde kaynak bulma konusunda sıkıntılar yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde, aynı sıkıntı üzerinden bağış kampanyası başlatan SPoD LGBTİ+ Derneği, dün Twitter hesapları üzerinden yayımladıkları açıklama ile “Açıkça aktarmak isteriz ki tüm çalışmalarımızın gerçekleşmesine olanak sağlayan fon veren kurumların hiçbiri tarafından bütçe başvurularımız kabul edilmedi.” yaşadıkları maddi krizi dile getirmişti.
 
Türkiye’de bulunan LGBTİ+ alanında faaliyet gösteren LGBTİ+ derneklerini maddi anlamda destekleyen donörlerin bir kısmı Türkiye’den çekilirken, var olan fon kaynakları ise öncelikli hedef grupları arasında “LGBTİ+” ve “Gender” bulunmasına rağmen başvurucu olan hiçbir LGBTİ+ derneğinin bütçe talebini kabul etmemekte. Kaynak geliştirme sorumluları, bunun nedeninin fon veren kuruluşların öncelikli hedef grubu listesinde LGBTİ+ alanının liste gerilemesi yaşıyor olması olduğunu söylüyor. Ancak Türkiye’de hali hazırda LGBTİ+ hareketinin durumu yasaklar ve baskılama silsilesi içerisinde kritikliğini hala korumakta.
 

“Baskı artmışken fon kaynakları da aynı oranda azalıyor.”

Pembe Hayat’ın Genç LGBTİ+ Derneği’nden görüştüğü Barış, ilk yıllarda fon veren kuruluşların iki ya da üç yıllık deneyim istemesi, sonrasında da koyulan kotaların olması kaynağa ulaşımda sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor:
 
“Genç LGBTİ+ Derneği kurulduğu günden beri küçük desteklerle faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor. Örgütlendiğimiz kitlenin büyük bölümü üniversite öğrencisi ya da düşük ücretlerle çalışan genç bir kitle olduğu için bağış toplamak da çok mümkün olmuyor.”
 
“Kira, faturalar, temel ofis ihtiyaçları ve personel maaşları derken aldığımız küçük desteklerle finansal açıdan sürdürülebilirliği sağlamakta oldukça zorlanıyoruz. Pek çok fon veren kuruluş alanda iki ya da üç yıllık deneyim istediği için ilk yıllarda fon bulma konusunda daha da zorlanıyorduk. Bazı kuruluşlar ise büyük desteklerden faydalanmak için geçmiş yılların bütçeleri üzerinden finansal kotalar koyuyor. Yani eğer kaynağa erişimiz kısıtlıysa daha büyük kaynaklar sizin için tamamen kapalı hale geliyor.”
 
“Güncel olarak harekete yönelik baskılar artmışken fon kaynakları da aynı oranda azalıyor. Fon çağrılarında öncelikli alanlar içerisinde LGBTİ+’lar da sayılmasına rağmen pek çok başvurumuz olumsuz cevap alıyor ve o çağrılardan fon alan projelere baktığımızda aralarında LGBTİ+ projeleri olmadığını görüyoruz.”
 

“Destekçilerin sesi eskisi kadar çıkmıyor”

Ofisin sürdürülebilirliği ve faaliyetlerinin devamlılığı için gerekli olan insan kaynaklarına ulaşımın zor olduğunu belirten Barış ekliyor:
 
“LGBTİ+’lara yönelik baskı ortamının artması fon veren kuruluşlar için bu alana para aktarmanın riskli bir durum olarak görülmesine sebep olabiliyor diye düşünüyorum. Ancak esas böylesi anlarda desteğe daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Uluslararası alanda da ülke genelinde LGBTİ+’ların yaşadıkları konusunda görünürlüğü sağlamak eskisinden daha zor ve bu alanda da destekçilerin sesi eskisi kadar çıkmıyor.”
 
“Etkinlikler için bir şekilde destek bulabiliyorken ofisin sürdürülebilirliği ve faaliyetlerin devamlılığı için gerekli olan personel maaşları ya da ofis ihtiyaçları için ise kaynak bulmak oldukça zor oluyor. Ofis masrafları için öz kaynak geliştirmeye çalışıyoruz. Alanda kapasite geliştirmeye yönelik desteklerin artması lazım.”
 

“LGBTİ+’ların desteklenmesi gerekiyor!”

Antalya’da faaliyet yürüten yeni kurulmuş olan BİZ (Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Derneği) avukatı Ahmet Çevik, şunları söyledi:
 
“LGBTİ+ hareketi içinde çalışma, kendine özgü çalışma disiplinine sahip her alanda mücadele etme  ve savaşım gerektiren ve sadece tanınma sorununa endeksli olmayan, yaşam hakkı için değil bir çok hak temelinde çalışılması gerektiren bir motivasyonunu ve mücadeleyi gerektiren kendine özgü ve bağımsız disipline sahip çalışma alanları olan bir alanda çalışmayı ve mücadele de  etmeyi gerektiriyor. LGBTİ+’lar kendini ifade eden hak ve özgürlükleri için mücadele edebiliyor olmaları öz varlıklarını koruyabilmeleri için kendi öz derneklerini kurmaları gerekiyor.“
 
“Birçok hak ihlal edildiği için; eğitim, çalışma hakkı, sosyal güvenlik hakları, emeklilik hakları mülkiyet hakları ihlal edildiği için mücadele yürüten derneklerin maddi ve ayni ihtiyaçları olabiliyor.”
 
“Türkiye LGBTİ+ toplumuna yönelik ihlaller ve yasaklar LGBTİ+’ların örgütlenmesi önünde engel tabi maddi kaygılar yasakların yarattığı endişeyi bile geride bırakabiliyor. Hazırda bulunan dernekler var olma ve faaliyetlere devam etmede konusunda endişedeler yeni kurulan dernekler bile kaynak bulamakta zorlanıyor. Fonlar ve LGBTİ+’ların desteklenmesi örgütlü varlığın varoluş mücadelesi için önem arz ediyor. LGBTİ+’ların desteklenmesi gerekiyor, LGBTİ+ hakları insan haklarıdır.”
 

“Devamlılık için yeterli kaynağa ne yazık ki erişemiyoruz.”

Pembe Hayat Derneği’nden Çayan, derneğin devamlılığı için gerekli kaynağa erişemediklerini bildiriyor:
 
“Yaklaşık 1 yılı aşkın süredir kaynak bulma konusundaki sıkıntılarımız devam ediyor. Derneğimiz, geçtiğimiz ay küçülmeye giderek 3 çalışma arkadaşı ile yollarını ayırmıştı. Esas tuttuğumuz şey, ofisimizin açık kalması, Pembe Hayat medyası üzerinden LGBTİ+’ların seslerini duyurabilmesi, sosyal hizmet uzmanımızdan ve avukatımızdan danışmanlık alınabilmesidir. Bütün bunların devamlılığı için yeterli kaynağa ne yazık ki erişemiyoruz. LGBTİ+’lar fon veren kuruluşlar tarafından artık desteklenmiyor. Bu, içinde bulunduğumuz zeminde LGBTİ+’ların varoluş mücadelelerini ve kurumsal mücadelelerini direkt olarak etkiliyor.”
 

“Yaptığımız çalışmalar fon verenler için yeterince görünür gözükmüyor”

Geçtiğimiz günlerde kitlesel bağış kampanyası başlatan SPoD LGBTİ+ Derneği’nden Mustafa ise şöyle ekliyor:
 
“LGBTİ+ dernekleri genel anlamda fon bulma ve kaynak yaratma konularında hep sıkıntılı süreçler geçiriyor aslında. İnsan haklarına verilen fonların biçimlerini de göz önüne aldığımızda, çok daha spesifik bir alanda çalışıyoruz ve yaptığımız çalışmalar çok fazla görünür bir yerde değil fon verenler için. Fon veren kurumlar ve kuruluşların kendilerini görünür kılma gibi bir özellikleri olduğunu da unutmamak gerekiyor. Diledikleri görünürlük elde edilemediğinde ya da fon verilen konuların ‘trend’liği değişim gösterdikçe, bizlerin alabildiği çok yüksek olmayan fonların da giderek küçülmesi ve hatta yok olma aşamasına gelmesi olağanlaşıyor. Bunu tek başına fon veren kurumlara da yüklememek gerekiyor aslında. Bu noktada, kurumlarla örgütlenmeyen, içeride ne olduğunu asla bilmeyen, sorgulamayan kendini ‘aktivist’ olarak tanımlayan kişileri de düşünmek gerekiyor. LGBTİ+ olmak zaten bu ülkede başlı başına zor bir durum iken, kurumlara başvurup dilediği desteği alamayan (ki istekler çok çeşitlenebiliyor), ya da örgütlenirken kişilerle sıkıntı yaşayıp bunu tüm harekete mal etmeye çalışanları da düşününce; sadece tek taraflı bir küçülme/fon bulma sıkıntısı olmadığı anlaşılıyor.”
 
Yukarıda belirtildiği üzere pek çok LGBTİ+ alanında çalışan dernek, faaliyetlerine devam edebilmek için yeterli maddi kaynak bulamıyor. Hareket içerisindeki derneklerin faaliyetlerinin devam edebilmesi için tüm fon veren kuruluşları ve nefret karşıtlarını bir arada olmaya çağırıyoruz!

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org