Tarih: 15.03.2019

7 Mart akşamı Mülkiye Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Merkezi’nin “8 Mart Hafızası” söyleşisinde Ankara’da trans mücadelesinin, kadın mücadelesi ile tanışması konuşuldu. Panele Pembe Hayat Derneği'nden Buse Kılıçkaya da katıldı.

7 Mart Perşembe akşamı Mülkiye Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “Sokakları Geceleri Meydanları Terk Etmeyen Kadınlar: Ankara 8 Mart Hafızası” söyleşisinde Ankara’daki kadın dayanışmasının ve 8 Mart kutlamalarının tarihi ile trans hareketin kadın mücadelesine dahil olma süreci konuşuldu.

Hatice Erbay, İlgi Kahraman, Buse Kılıçkaya ve Özlem Özmen’in konuşmacı olarak katıldığı söyleşide ilk olarak söz alan Hatice Erbay (kadının taytılını bilmiyorum aşkım) kadın hareketine 80’li yıllara kadar erkeklerin çok defa müdahale ettiğinden, kadınların erkeklerden bağımsız olarak söz söylemesinin zor olduğundan bahsetti. 1989 yılında kurulan ve Mülkiyeliler Birliği’ndeki toplantılarının ardında bildiri yayınlayan Perşembe Grubu ile Ankara’da kadın mücadelesinin ve 8 Mart’ın kadınların eline geçmeye başladığını söyleyen Hatice Erbay; 2000’li yıllara kadar kadın mücadelesinin toplumsal barış, yoksullukla mücadele gibi konular üzerinden örgütlendiğini ve kadınların temel sorunlarına çok da değinilmediğini söyledi.

Kadınlar Geceleri Aydınlatıyor

Erbay, 2008 yılında 8 Mart Kadın Platformu’nun kurulduğunu ve daha öncesinde birçok meslek örgütünün veya başka kurumların çağrı yaptığı 8 Martları kadınların çağrısıyla, kadın örgütlerinin sahiplendiğini ve kadınların temel sorunlarının alanlarda yer bulduğunu söyledi. Trans kadınların ve seks işçilerinin de kadın mücadelesiyle temas etmesiyle ve “Kadınlar Geceleri Aydınlatıyor” söylemi ile 8 Mart Gece Yürüyüşlerinin başlamasıyla kadın hareketinin güçlendiğini söyleyen Erbay sözlerini şöyle sürdürdü;

“Feminist hareket birçok kez sol hareket tarafından burjuva olarak, beyaz olarak eleştiri aldı ve 8 Martların kadınların eline geçmesi hep engellendi. Bizim ilk başlarda mücadelemiz 8 Mart’ı kazanma, kadınların 8 Mart’ı sahiplenmesi mücadelesiydi. Sonrasında mücadelenin içinde seks işçiliği meselesi, trans, queer varoluşlar da tartışılmaya başlandı ve deneyim paylaşımları ve birbirimizle temas ile bugün bir arada mücadele ediyoruz.”
Hatice Erbay’ın ardından söz alan İlgi Kahraman ise mücadeleye katılmasıyla ilgili kendi deneyimlerinden bahsederken “Özel olan politiktir.” Söyleminin öneminden bahsetti.

Yasak ne ayol?

Ankara’da 2017 Kasım ayında OHAL kanununa dayandırılarak yasaklanan ve hala devam devam edem LGBTİ+ yasaklarını hatırlatan Pembe Hayat Aktivisti Buse Kılıçkaya ise sözlerine şöyle başladı:
“Derneğimizin faaliyetleri Ankara’da yasaklı, o yüzden bugün bu söyleşiye Pembe Hayat adına katılıyorum demeyi istesem de maalesef bireysel olarak burada, aranızdayım. Yasak kararı çıktığında, başta hepimiz çok endişelenmiştik ama kısa sürede şunu fark ettik, bizler zaten bu toplumun yasaklılarıyız. Daha 10 yıl öncesine kadar 3 büyük şehir dışında başka yerde kendimizi var edemiyoruz, bugün her yerdeyiz. O yüzden bugün “Yasak ne ayol?” diyoruz.”

“Trans yoksa kadın, kadın yoksa trans eksiktir.”

Kadın mücadelesine “kendisine dönen kadınlar” olarak Pembe Hayat’ın kurulduğu yıllarda trans meselesini anlatmaya başladığını söyleyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü:

“Esat ve Eryaman olaylarının olduğu yıllardı, translara karşı şiddet saldırıları çok yoğundu ve yaşam hakkımız için sokaklara çıkıyorduk. Trans kadın seks işçilerinin ördüğü bir mücadele vardı ortada ve dönmeler olarak örgütlenmeyi birçoğumuz ilk defa deneyimliyordu ve birlikte öğreniyorduk. Translığı herkese anlatıyorduk ve o dönem Ankara Kadın Platformu’yla tanışıp kadınlara da anlatmaya başladık. Sonrasında birlikte gece yürüyüşleri düzenledik, eylemler düzenledik, birlikte mücadele etmeye başladık ama ilk temas hepimiz için birçok şeyi öğrendiğimiz ve tartıştığımız, zaman zaman kabul etmekte zorlandığımız bir dönem oldu. Birbirimize bakıp anlamaya çalıştığımız zamanları hatırlıyorum, seks işçiliğini, translığı tartıştığımız çok hararetli toplantılarımız oldu. Seks işçiliği üzerinden kabul görmediğimiz, “onlar varsa biz olmayız” denilerek bazı eylemlerde pazarlık konusu haline getirildiğimizi hatırlıyorum. O zamanlarda çok güçlü ve kararlı kadınlar sayesinde her şeyi konuşarak ve deneyimlerimizi birbirimize aktararak bu zamanı aştığımızı düşünüyorum. Sonrasında kadın hareketi ile birbirimize dönmeye ve birlikte “bizim mücadelemiz aynı” diyerek yürümeye başladık. “
Dünyanın her yerinde trans hareketinin kadın hareketiyle birlikte ilerlediğini söyleyen Kılıçkaya, “Birisi yoksa diğeri eksiktir.” dedi.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org